BEN Mİ YÖNETİYORUM? MİLLİ EĞİTİMİ..!
Bu çocukları ne ara kaybettik?
Gördüklerimiz, yaşadıklarımızın yanında duymadıklarımız?
Göremediklerimiz?
Önce Şanlıurfa.
Ardından Kahramanmaraş.
1’i öğretmen ki; Öğrencilerine bedenini siper etmiş Ayla öğretmen ve 8 öğrencimiz bir manyağın tetiğini çektiği silahın namlusundan çıkan mermilerle hayatını kaybetti.
Anneler, babalar saçlarını okşayıp, devlete emanet ettiği evlatlarını kaybettiler.
Ne derseniz deyin, morgdan tabutlar içerisinde küçük bedenlerin çıkış görüntüsüne hiçbir mazeret üretemezsiniz.
Ülkeyi ve bence millisi kalmamış eğitimi yönetenler işin içinden kolay sıyrılmamalı.
Müsteşarlığı döneminde binlerce okul idaresini bir gecede görevden alarak yerlerine liyakat ve yeterliliğine bakmadan kendi dünya görüşündeki öğretmeni yerleştiren bu bakan değil mi idi?
Sonrasında koltuk bulunmak için bir gecede mevzuat değiştirilerek rektör yapılan bu bakan değil mi idi?
STK diye adlandırdığı cemaatleri okullara sokan bu bakan değil mi idi?
Neyse;
Öfkeliyiz.
Bir o kadar üzgün.
BU çocukları ne ara kaybetti dedik ya?
Neşet Ertaş Hoca yıllar ünce vermiş cevabını;
“Süte su karıştı, Sonra söze yalan, Mideye haram.. İşte orada bozuldu İNSAN..!”
HESABI KİM VERECEK?
Yıllar önce Yeşilmahalle de Orman İşletmesi’nden alınan arsada başlayan konut çalışması esnasında oluşan yarık ve çatlaklar iki mahallenin yolunun kapanmasına neden oldu.
İki mahallede Mart 2026 verilerine göre 14 bin 486 kişi yaşıyor.
Buradaki KYK yurdunda kalanlar sayıya dahi değil.
Çatlakların oluştuğu yerin hemen üstünde vali konağı, onun üstünde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, onun üstünde KYK yurdu, karşısında Karabük Orman işletme Müdürlüğü.
Yani önemsenecek bir yer.
Bu inşaata nasıl bir teknik gerekçe ile ruhsat verildi?
Ortaya çıkan vahim durumun hesabını kim verecek?
İş sitemin mutadı olduğu gibi yapanın yanına kar mı kalacak?
Vali konağının bahçesine kadar ilerleyen yarık fore kazıklarla durdurulabilecek mi?
Amaan…
Bizde cevap alamayacağımızı bile bile soruyoruz işte.
AKIL AHLAK ADALET
Karabük Belediye Meclisi’nin 1 Nisan 2026 tarihli toplantısında alınan karar, Kent Meydanı’ndan Millet Bahçesi’ne taşınan esnaf için yıkım anlamına geliyor.
Belediyeler devlet kapsıdır.
Vatandaş devletine güvenir.
Yerelde belediyelerin aldığı yersiz kararlar vatandaşın devlete olan güvenini sarsar.
20.12.2022 de ihalesi yapılan ve 400 gün süre verilen kent meydanının millet bahçesine dönüştürülmesi işinde süre bitmesine rağmen inşaat bitmedi. Üstüne daha önce burada iş yeri sahibi olan ve yeni meydanda iş yeri vaadi ile tahliye edilen esnafı daha zor günler bekliyor.
Ben yaptım oldu mantığı orta çağ derebeylerinin güç gösterisidir.
O günden bu yana kiracılık ilişkilerini sürdüren, ihale için yatırdıkları teminatlarını almayanlar belediye meclisinde oy çokluğu ile kamu zararı gerekçesi ile mağdur edildi.
Her fırsatta Osmanlı torunu olduklarını şişine-şişine söyleyenler Şeyh Edibalı’nın;
“İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.” Sözünü hatırlamazlar.
İşlerine de gelmez.
Ne diyordu bir büyüğümüz;
“Akıl, ahlak, adalet.”
İş yargıya gidecek.
Adalet bir gün adaletsiz davrananlara da lazım olur.
Denenmiştir olur.

