Sel afetinde çöken yola 35 metre uzunluğunda köprü inşa edildi - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
13 Haziran, 2023 10:53 tarihinde yayınlandı
0
0

Sel afetinde çöken yola 35 metre uzunluğunda köprü inşa edildi

2021 yılında Bartın’da meydana gelen sel afetinde Yenihan mevkiindeki sap deresinin taşması sonucu çöken Bartın-Karabük karayolunda inşası tamamlanan 35 metrelik köprü ulaşıma açıldı.
11 Ağustos 2021 tarihinde Batı Karadeniz bölgesinde etkili olan kuvvetli sağanak yağışlar taşkınlara neden olurken Bartın’ın Abdipaşa beldesine bağlı Yenihan mahallesinde 15 kilometre uzunluğundaki sap deresinin taşması sonucu Bartın-Karabük karayolunun 50 metrelik kısmı çöktü. Dere yatağına yakın noktadaki evlerin giriş katları ve tarım arazileri sular altında kaldı.
Sel afeti sonrasında Bartın-Karabük yolunun altından geçen menfezler yenilenerek yol tekrar ulaşıma açıldı.
Yapılan incelemelerde Sap deresi suyunu Gökırmak’a taşıyan ve Bartın-Karabük karayolunun altından geçen menfezlerin benzer afetlerde tıkanabileceği ve yeniden taşkınlara yol açabileceği değerlendirilerek bölgeye köprü inşa edilmesine karar verildi.
35 metre uzunluğa ve 15 metre genişliğe sahip köprü inşasında çalışmalar tamamlandı.
Köprünün tamamlanmasıyla bölge sakinleri rahat bir nefes alırken yapılan yatırımlar sayesinde benzer afetlerde korku yaşamayacaklarını ifade ettiler.
11 Ağustos 2021 selinde sap deresinin taşması sonucu evi sular altında kalan, çocukları ve torunları bulundukları dairenin duvarları kırılarak kurtarılan 67 yaşındaki Şaban Ergül, “11 Ağustos 2021’de burada büyük bir sel afeti yaşadık. O gündür bugündür devletimiz buraya var gücüyle mücadele verdi. Bizler için elinden geleni yaptı. Biz buraya acilen köprü istedik. Devletimiz de sağ olsun acilen burada köprüye başladı. O gündür bizim yaralarımızı sardılar. Şu anda açıldı çok huzurluyuz. Devletimize milletimize teşekkür ederim bu köprüyü bir an önce bitirdiği için. Bu yolun bir tarafı, sağ tarafı Karabük’ten geliş tarafı tamamıyla göçtü. Yeniden ulaşıma açıldı geçici olaraktan. Köprü yapıldıktan sonra burada ufak bir menfez vardı o almadığı için buralar sele gitti. Şimdi devlet tuttu buraya 35 metre uzunluğunda 15 metre genişliğinde köprü yaptı. Büyük bir masraf yaptı. Allah razı olsun devletimizden. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.
Sap deresi üzerinde yapımı devam eden ıslah çalışmalarının da yaz sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay