Gümüşhane’de doğa severler baharın gelişiyle birlikte Kürtün ilçesindeki Sazalanı-Damlı parkurunda 12 kilometrelik unutulmaz bir doğa yürüyüşü gerçekleştirdi. Karlı zirvelerin gölgesinde, mor sümbüllerle bezeli mistik ormanlarda adımlayan doğaseverler, temiz hava depolayarak şehrin stresinden uzaklaştı.
Gümüşhane Dağcılık, Doğa Sporları ve Gençlik Kulübü Derneği (GÜDAK), tarafından düzenlenen etkinlik kapsamında bir araya gelen 62 sporcu, Kürtün ilçesi sınırlarındaki Sazalanı mevkisinden başlayarak Damlı köyü etrafından dolaşan özel bir parkuru kat etti. Güneşli havada karlı zirvelerin beyazlığını selamlayan sporcular yemyeşil bir vadinin ortasından kıvrılarak uzanan yolları ve doğanın kucağına kurulmuş saklı dağ köylerini kuş bakışı seyrederek orman içinden geçen rotada yeşilin her tonuna doydu. Halı gibi uzanan taze çimenlerin üzerinde, mor sümbüller ve rengarenk çiçeklerle bezeli mistik ormanların içinden geçen ekip, yaklaşık 12 kilometrelik yürüyüş yolunu adımladı. Şehrin yoğun temposundan ve yorucu gürültüsünden kaçarak dağların dinginliğine sığınan sporcular, temiz havayı ciğerlerine doldurarak doğanın uyanışını yerinde gözlemledi.
Etkinliğe çocuklarıyla birlikte katılan Furkan Atar, parkurun doğayla iç içe ve çok güzel olduğunu belirtti. Aslen Sivaslı olduğunu ve Gümüşhane’de esnaflık yaptığını dile getiren Atar, çocuklarla yürümenin yokuş yukarı kısımlarda zaman zaman zorlayıcı olduğunu ancak yeşile doyduklarını ve ciğerlerine temiz hava doldurduklarını aktardı. Yürüyüş boyunca babasının kucağında ve omuzlarında taşınan küçük katılımcı ise ablasının yaptığı çiçek tacı ile dikkat çekti ve rotayı çok beğendiğini, tekrar geleceğini söyledi.
Giresun’dan gelen Nezaket Aydın da havanın çok güzel olduğunu, ilk kez katıldığı bu rotada önce yaylaya çıktıklarını, ardından harika bir yay çizerek orman içinden Damlı köyüne ulaştıklarını ve büyük mutluluk duyduğunu kaydetti.
Doç. Dr. Neva Doğan ise mor sümbülleri dünya gözüyle görme hayalini bu yürüyüşle gerçekleştirdiğini vurguladı. Gümüşhane’in her köşesinin cennetten bir parça olduğunu aktaran Doğan, yürüyüş yollarının güzelliğine hayran kaldığını ifade etti. Manzaranın insanın ruhunu doyurduğunu ve tüm yorgunluğu unutturduğunu dile getiren Doğan, çok güzel bir ekiple çok güzel bir gün geçirdiklerini belirterek organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti.


Şehrin gürültüsünden yaylalara kaçtılar
Fındıkta kırmızı alarm: “Küresel iklim olayları, Karadeniz’de fındık sulamasını zorunlu hale getirdi”
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, küresel iklim değişikliğiyle birlikte Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sürecin fındıkta sulamayı zorunlu hale getirdiğini, fındıkta sulamanın artık bir lüks değil zorunlu ihtiyaç olduğunu ifade etti.
Düzensiz yağış rejimleri, yaz kuraklıkları, artan sıcaklıklar ve uzun süren susuz dönemler; Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındık üretimini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, bugün gelinen noktada “Karadeniz’de sulama gerekmez” anlayışının günümüz iklim şartlarıyla örtüşmediğini belirtiyor. OMÜ Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, geçen sene oldukça kayıp yaşanan fındıkta sulamanın önemine değinerek açıklamalarda bulundu.
“Fındıkta sulama lüks değil, zorunlu ihtiyaç”
Eskiden oluşan algıların iklim şartları ile birlikte değiştiğini ifade eden Prof. Dr. Yusuf Demir, “Son yıllarda yaşanan küresel iklim olayları, iklimdeki değişiklikler, tarımsal üretimdeki baskıları her geçen gün artırıyor. 2025’te tarımsal üretimde ciddi krizler yaşadık. Meyvecilik ve fındık üretiminde sıkıntı yaşadık. Eskiden ’fındık üretiminde Karadeniz’de sulamaya ihtiyaç yok’ gibi bir algı vardı. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte bu algı değişmeye başladı. Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan süreç, fındıkta da sulamayı zorunlu hale getirmiştir. Fındıkta sulama artık bir lüks değil, zorunlu ihtiyaçtır. Çalışmalar şunu göstermiştir ki fındıkta yapacağımız sulamayla birlikte üretimde, verimde yüzde 60’a kadar artış sağlayabileceğimizi göstermektedir. Bu durum; arazinin coğrafyasına, topografik eğimine, ürünün çeşidine ve iklim faktörlerine bağlı olarak değişmektedir. Fındıkta sulama yapmadığımız zaman sadece verim düşüklüğü değil, aynı zamanda üretilen ürünlerde kalite, ürün iriliğinde, dane çapında ve boş fındık sayısının artması gibi birçok problemle karşılaşıyoruz. Onun için de bizim mutlak suretle artık özellikle Samsun başta olmak üzere Karadeniz’in sahil kesimi, öncelikle yani 450 rakımın altındaki bölgeler olmak üzere önümüzdeki süreçlerde sıcak yaz aylarında ciddi anlamda sulamayı düşünmek ve projelerini almak durumundalar” dedi.
“Fındık sulaması olgunlaşma ve iriliği artırırken, donma riskini azaltıyor”
Sulamanın fındığın olgunlaşmasında ve dış etkenlere karşı korunmasında hayati önem taşıdığına değinen Prof. Dr. Demir, “Fındık sulamasını sadece bu seneki verim ve üretim açısından da değerlendirmemek lazım. Özellikle mayıs sonu, haziran başında yapılan sulamaların fındıkta meyve olgunlaşması ve donma ile ilgili fayda sağladığını; haziran sonu, temmuz başında yapılan sulamanın ise özellikle meyvelerde iriliği, boş meyve oranlarının azalmasını ve hatta meyvenin kalitesinin iyileşmesini sağladığını yine yapılan çalışmalar ortaya koymuştur. Tabii temmuz-ağustos aylarında yapılan sulama ise hem bu seneki fındığın daha kaliteli üretilmesi, elde edilmesi hem de bir sonraki sene fındık sürgünlerinin daha iyi gelişmesi, dolayısıyla bir sonraki yıldaki üretimi de etkilemesi açısından önemlidir. Yani aynı zamanda sulama, yıllarca fındıkta önemli bir problem olan periyodisite yani yıllık dalgalanma açısından da önemli bir çözüm üreten ana araçlardan bir tanesi haline gelecektir. Onun için bizim mutlak suretle fındıkta sulama çalışmalarına ve bütün projelerimizde sulamaya öncelik vermemiz gerekmektedir. Bu anlamda yapılacak çalışmalar bilimsel anlamda şu anda farklı kurumlarımızda yapılıyor ama bizim mutlaka fındıkta modern sulama teknikleri nelerdir ve modern sulamayı nasıl yaparız noktasında hem yerel yöneticilerimizi hem de çiftçilerimizi aydınlatmamız gerekiyor. Fındıkta söylediğimiz bu faydaların sağlanabilmesi için damla sulama gibi veyahut da uygun olan oranlarda veya alanlarda belki mini yağmurlama başlıklarıyla fındık altı sulama gibi sistemlerle daha uygun, daha verimli sulamayı gerçekleştirebiliriz. Aynı zamanda tabii ki kırsal alanda yaşayan insanların gelir seviyesini yükseltmek, onların yaşam standartlarını artırmak için de buna ihtiyaç vardır. Bu anlamda yerel yöneticilerin bu projelere öncelik vermesi, artık Karadeniz’de Ordu ve Giresun, Trabzon dahil olmak üzere pek çok ilimizde fındık sulamasını ciddi anlamda önceliklendirmeye yarar vardır” diye konuştu.
“Gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir”
İklim değişikliklerinin böyle devam etmesinin Karadeniz’deki fındık üretim şartlarını zorlaştıracağına da değinen Demir, ayrıca şunları söyledi:
“Küresel iklim etkisi bu şekilde devam ettiği sürece ki inşallah yapılacak tedbirlerle bunların önüne belli ölçüde geçebiliriz ama böyle devam ettiği sürece Karadeniz’in ısınması, Akdeniz’in ısınması sonucunda aynı zamanda ülkemizin ürün deseninde, üretim alanı değişiminde de ciddi farklar oluşmakta ve gelecek yıllarda fındığın Karadeniz’de yetişme şartları zor hale gelecektir. İşte bu durumda mutlaka şimdiden alınacak tedbirler ve sulama çalışmaları önemli ve ciddi bir çözüm olacaktır. Onun için fındık sulamasının bugünlerde böyle bir yağışlı ortamda konuşulması bence bugün konuşacağız ki yarın problemi yaşadığımızda çözüm üretelim. Çünkü problem yaşadığında çözüm üretmek artık geçmişte kalan düşüncelerden oluşmaktadır. Biz bugün artık problemi önceden tespit edip, problem yaşamadan çözümler üretecek analiz ve uygulamaları gerçekleştirmemiz gerekiyor. Onun için fındık sulaması çok önemli bir kavram ve Karadeniz Bölgesi’nde, tabii Batı Karadeniz de bunun içerisinde ama özellikle Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bundan sonraki süreçte mutlaka fındık sulaması çalışmaları önceliklendirilmeli ve bununla ilgili projelere öncelik ve destek verilmelidir.”

