Samsun’a 2 milyon yeni randevu kapasitesi - Karabük Haber Postası
samsuna 2 milyon yeni randevu kapasitesi DeM6URuM
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Nisan, 2025 20:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Samsun’a 2 milyon yeni randevu kapasitesi

Samsun Vilayet Sıhhat Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras, “2022 yılında 3 milyon olan Merkezi Tabip Randevu Sistemi (MHRS) randevu kapasitesini, 2024 yılında 4,5 milyona çıkarttık. 2025 yılının birinci 3 ay bilgilerine baktığımızda bu sayı 5 milyonu aşacak üzere gözüküyor” dedi.

Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı tarafından son zamanlarda MHRS üzerinde çok önemli çalışmalar yapıldığını belirten Müdür Uras, Samsun’daki randevu sistemi çalışmalarıyla ilgili bilgi verdi. Uras, “Biz de Samsun İl Sağlık Müdürlüğü olarak vilayetimizde özel yürütülen çeşitli planlamalar sonucunda çok önemli muvaffakiyetler elde ettik. Vatandaşlarımızın ağır olarak başvurduğu Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Samsun Gazi Devlet Hastanesi ile Ağız ve Diş Sıhhati Hastanemizde poliklinik sayılarını arttırdık. Vatandaşlarımızın azamî muayene kapasitelerini kullanma hedefiyle randevu kapasiteleri arttırdık. 2022 yılında 3 milyon olan MHRS randevu kapasitesini, 2024 yılında 4,5 milyona çıkarttık. 2025 yılının birinci 3 ay datalarına baktığımızda bu sayı 5 milyonu aşacak üzere gözüküyor” diye konuştu.

Yeni hastanelerde devreye girdiğinde MHRS kapasitesinde önemli bir artış olacağını belirten Uras, “2025 yılında 2022 yılına nazaran yaklaşık 2 milyon yeni randevu kapasitesi oluşturmuş olacağız. 2022 yılında aylık ortalama randevu sayımızı 276 binken, bu sayı 2025 Ocak ayında 450 bine yaklaştı. Son 3 yılda yüzde 60’ın üzerinde bir kapasite artışı elde etmiş olduk. MHRS randevusu bekleyen hastalarımızın azaltılması konusunda bir takım oluşturduk. Artan muayene kapasitesi ve hastanede oluşturulan MHRS randevu arama takımlarımız, bekleyen randevu taleplerini bırakan hastalarımızı tek tek arıyor. Uygun tarihli randevu arama çalışmaları yapıyor. Biz bunun üzerine randevu bekleyen hasta sayısında yüzde 72 oranda bir azaltma sağladık. Vatandaşlarımıza şunu belirtmek istiyorum: Öncelikle müracaatımızı aile hekimliğine yaparsak sistemin çok daha düzgün bir formda çalışmasını sağlarız” halinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
24 Mart, 2026 10:38 tarihinde yayınlandı
0
0

PARADOKSAL BİR ŞEKİLDE DERİN BİR İLETİŞİMSİZLİK YAŞIYORUZ

İletişim çağında, dijitalleşmenin sağladığı sınırsız imkânlara rağmen, paradoksal bir şekilde derin bir iletişimsizlik yaşıyoruz. Elektronik cihazlar uzakları yakınlaştırsa da, yüz yüze iletişimi azaltarak en yakınımızdakileri (aile, dostlar) bizden uzaklaştırıyor. Bilgi akışı çok hızlı olsa da, duygusal derinlik ve gerçek etkileşim azalıyor.

Bir bayramı daha geride bıraktık. Uzakta olan Arkadaşlarımızın, dostlarımızın, akrabalarımızın bayramlarını elimizdeki telefonlarla aramak yerine bilindik cümlelerle toplu mesajlar çekerek güya kutladık.
Bazılarımıza en yakın bildiklerimizden o mesajlar da gelmedi.

İletişimin en zor olduğu çocukluk ve gençlik yıllarımızda bugünkünden çok daha güçlü iletişim kuruyorduk. O yıllarda mektup ve bayram kartları vardı. PTT bunları bir haftada adresine ulaştırırdı. Saklardık koklardık onları, defalarca okurduk. Samimiyet, sıcaklık, içtenlik kokardı o kağıt parçaları.

İnsanı değerlerimizi o kadar hızlı yitirdik ki, ne eski dostluklar kaldı, ne samimiyet ne de vefa kaldı.

Oysaki, vefa, dostluğun ve insanlık onurunun en kıymetli hazinesi, sevgiyi kalıcı kılan sadık bir bağlılıktır. Sözünde durmayı, zor günde yanında olmayı ve iyilikleri unutmamayı ifade eden vefa, vefasızın meclisinde aranmayacak kadar ağır bir yüktür.

Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımız; Komşuluk. Arkadaşlık, Dostluk. gibi kavramların gerçekten anlam bulduğu yıllardı. Sözün senet olduğu, insanların birbirine güven duyduğu yıllardı.

Kredi kartlarımız, internetimiz, cep telefonlarımız, bilgisayarlarımız, evlerimizde kombilerimiz yoktu. Televizyonla bile çok sonra tanıştık. Fakat çok mutluyduk.
Hayallerimiz vardı, yarınlardan umutluyduk.
Ülkemiz, ailemiz ve çocuklarımızın geleceği için kaygılarımız yoktu.,…

Şarkı sözleri bile bambaşkaydı;
“Nasılda koşuşurduk bahçelerde.
Şarkı söylerdik mehtaplı gecelerde.
Sen bana, ben sana komşu evlerde…
Kök sarmaşıklar gibi sarıldık o yaz…”

“Okul yolu sensiz ölüm kadar sessiz…
Eylül’de gel okul yoluna
Konuşmadan yürüyelim.
Gireyim koluna…
Görenler dönmüş, hemde mutlu desinler.
Ağaçlar sevinçten başımıza konfeti gibi yaprak dökecekler
Yaprak dökecekler…”
Ne güzel sözler değil mi?

Şimdi öyle mi?
“Tadı yok ne baharın ne yazın.
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın…”
Yaşam artık, Muzaffer İlkan’ın bu hicaz bestesindeki gibi…
Savaşlar, depremler, afetler, ruhunu yitirmiş beton şehirler. Tüm bunlara rağmen yaşama tutunmaya çalışan insanlar…

Ne oldu bize böyle? Artık anılar da teselli etmiyor…

İlyas Erbay