Modern kovanların arıcılar tarafından tanınması amaçlı, %50’si İl Özel İdaresi tarafından destekli arı kovanlarının dağıtımı yapıldı.
Ovacık Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü tarafından Ovacık Kaymakamlığı Erdal Aksu Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından üretimi tamamlanan 50 adet polen tuzaklı arısız kovan düzenlenen törenle Arıcılar Birliği üyelerine dağıtıldı.
Erdal Aksu Halk Eğitim Merkezi Atölyesi önünde düzenlenen dağıtım törenine; Ovacık Kaymakamı Mehmet Zahid Doğu, Belediye Başkanı Zafer Küpler, İl Genel Meclisi Üyeleri Muharrem Öter ve Recep Başdağ, İlçe Jandarma Komutanı Atilla Coşgun, İlçe Emniyet Amiri Habib Çelik, İlçe Gıda,Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Özcan Değer, İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Ergün, kurum müdürleri, köy muhtarları, üreticiler ve vatandaşlar katıldı.
Ovacık Kaymakamı Mehmet Zahid Doğu yaptığı konuşmada; “Bu kovanların içlerinin bal dolmasını, işlerinizin kolay olmasını diliyorum. Kovanların temininde emeği geçen başta Sayın Valimiz olmak üzere Milletvekillerimiz, İl Genel Meclis Başkanımıza ve Meclis Üyelerine, İl Özel İdaresi Genel Sekreterimize ve Özel İdare çalışanlarına, Tarım Müdürümüze ve personeline teşekkür ediyorum hayırlı olsun” dedi.
M.K.ATATÜRK, 30 yılını asker olmaya, 12 yılını cepheden cepheye vatan savunmasına, ömrünün geri kalan son 15 yılını da modern Türkiye’nin kuruluşuna ve ekonomik kurtuluşuna adamış bu milletin başına gelmiş en büyük şanstır.
Milli mücadelenin kahramanları paşalar, hepsi de iyi eğitim almış Osmanlının gözde paşalarıydı. O döneminin acı tecrübelerini sanayiden hatta dünyadan kopuş sürecinin bizi hangi felaketlere sürüklediğini bizzat yaşayarak görmüşlerdi.
Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran işte bu irade; 1934-1938 yıllarını kapsayan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı ile zaferle biten milli mücadeleyi, ekonomik kalkınma hamlesi ile taçlandırmanın, bağımsız Türkiye’nin temimatı olduğunu biliyorlardı. Yol haritalarını buna göre çizdiler.
Sanayinin canlanması için ilk olmazsa olmaz alt yapı ulaşımdı.
Osmanlı döneminde ağaç dalları gibi çıkarlara göre oluşturulmuş, çıkarın bittiği yerde ağaç dalı gibi sonlanan demiryolları tesislerini Türkiye’nin hammaddesini fabrikalara, fabrika çıktılarını Anadolu içlerine taşıyacak ekonomik kalkınma hamlesine hizmet edecek anlayışla “demiryollarını ülkeyi saran ağ biçimimde” planladılar.
Onun için onuncu yıl marşında “Demir ağlarla ördük, ana yurdu dört baştan “ dediler.
Bu Demir ağlardan biri Irmak- Filyos arasında “Kömüre giden Demiryolu” olarak anılan hat idi. Hattın diğer yönü ise Demir madenine giden Divriği hattı oldu.
Rayların inşası bir ucu Filyos’dan diğer ucu Irmak’tan başladı ve demiryolu rayları buluştuğu yer Eskipazar tren istasyonu oldu. (Fikret GÖKÇE abi Eskipazar’a rayların öpüştüğü yer” der)
Bu alt yapının üzerine Karabük doğdu.
Karabük’e sadece bir fabrika değil bir kent, sadece bir kent değil bir yaşam kültürü kurdular. Bunu yaparken ben karar verdim oldu değil tam 8 yıl fizibilitesini çeşitli yönleriyle Rusya, Almanya, İngiltere ve hatta Amerika’dan bile uzmanların raporlarını değerlendirerek yaptılar. İngiliz’i Alman ile yarıştırdılar. Onların parası onların Pazarı ile kömüre giden tren yolu üzerinde güvenlikli bölge Safranbolu- Karabük lokasyonunda 16 milyon TL bedelle “her fabrika bir kale” anlayışı ile bacaları tüttürdüler.
Kadın Berekettir diye tütün bacalar, usta başının kızının adı gibi Fatma oldu, Müdürün kızının adı gibi Zeynep oldu, Ülkü oldu.
Demir ve Çelik Fabrikası yokluğun mazeret sayılmadığı tıpkı kurtuluş savaşının Kuvayı milliye ruhunun sanayileşme alanındaki tezahürü olduğunu, onun enerjisi ile oluşan kültürel değişimin izleri olan Yenişehir sineması, havuzlu bahçesi, mühendisler kulübü hatta onun adını taşıyan Lisesinin manevi miras olduğunu inkar edebilir miyiz?
Bunların mekansal boyutu ile bir bütün olduğunu, Karabük’ü sanayi kent müze haline getiren , hatta 3 Nisanı Sanayi Gününe evirecek bu felsefeyi anlayarak Türk Milletine yaymak gibi devasa potansiyeli görememek mümkün mü?
Restore edin, yaşasın bu değerler. Karabük yaşayan sanayi müzesi, bunu tüm erken cumhuriyet değerleri ve geçmişten geleceğe taşınacak yapıları ile korunacak birşey olduğunu anlayalım. Safranbolu'ya gelenlerin ikinci bir gelme nedeni de bu olur, olsun. KARDEMİR bir dönem sosyal sorumluluk projelerine buraya ayırsın mesela.
Avcumuzıun içine o vatansever neslin yerleştirildiği bu nadide çiçeği daha ne kadar susuz ve ruhsuz bırakacağız,
Bu nadide çiçeğe 5 Nisan 1994 kararları ile yaşatılanlar canımızı hala acıtmıyor mu?
Karabük ruhunu koruyun, o ruhun arkasında modern dünyaya açılan cumhuriyet var….dokunmayın!!!
3 Nisan Kuruluş günü etkinlikleri gittikçe zayıflıyor, farkındayız. Yapmayın.
Cumhuriyetin armağanı o yüz akımız fabrika nın maddi sahibi sizlersiniz ama orası bizim manevi mirasımız. Karabük'e dair sosyal sorumluluğunuz olduğunu hiç unutmayın. Çünkü sizin sahibi olduğunuz yer sıradan bir fabrika değil kuvay-i milliye ruhunun üzerinde kol gezdiği milli destandır.
KARABÜK'ÜN 88. KURULUŞ YILI KUTLU OLSUN. Büyük Önder M. K. ATATÜRK, İsmet İNÖNÜ ve Fevzi ÇAKMAK başta olmak üzere tüm emeği geçenleri saygı ve minnetle anıyorum. Mekanları cennet olsun.
Mehmet Emin ASLAN Eskipazar Ekonomik Kalkınma Derneği Başkanı ve Gerede Çayı Temiz Aksın Platformu Koordinatörü