MÜSİAD Karabük Şube Başkanı Ahmet Nur, 15 Temmuz’un bir millet zaferi olduğunu söyledi.
15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımlayan MÜSİAD Karabük Şube Başkanı Ahmet Nur, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD), 15 Temmuz darbe kalkışmasının yıldönümünde, tüm dünyada, 15 Temmuz şehitlerini anacağını ve milletin zaferinin kutlanacağını belirtti.
15 Temmuz’da kazanılan millet zaferinin tüm dünyaya örnek olması gerektiğini vurgulayan Nur, “Darbeler, tarihin kara lekeleridir ve bizler bunların canlı şahitleriyiz. Demokrasi tüm insanlığa gerekiyor, iktidarların asıl sahibi vesayetçi zihniyetleri değil milletlerdir.Dünya, Türkiye’nin 15 Temmuz 2016 gecesi yaşadıklarını yargılamaya değil anlamaya çalışmalı. Demokrasi isteyen herkesin, tarihinde birçok darbe yaşamış bir ülkenin vatandaşlarının kendi iradesini ortaya koyarak kazandığı zaferi alkışlaması ve saygı duyması gerekiyor” dedi.
“15 Temmuz Zaferi Dünyaya Örnek Olmalı”
MÜSİAD olarak milletin tarafında olduklarını ifade eden Ahmet Nur, “Demokrasimizi savunmaya devam edeceğiz. Demokrasimiz için hain terör örgütlerinin karşısında hayatını kaybeden hiçbir canımızı unutmayacağız. Sadece 15 Temmuz’da değil, nefes aldığımız süre boyunca şehitlerimizi anmaya, onların önünde saygıyla eğilmeye devam edeceğiz. Dünya bilmelidir ki, 15 Temmuz, yaşlı, genç, çocuk demeden bir milletin kazandığı demokrasi zaferidir. Bu zafer dünyaya örnek olmalıdır. Demokrasi sokaktaki birkaç kişiyle değil, millet kendisi tarafından korunur ve taçlandırılır. Darbe ve darbecileri sürekli besleyen siyasi ve toplumsal yapılar anlamalıdır ki, bu millet 15 Temmuz’da meşru Cumhurbaşkanına ve hükumetine sahip çıkmıştır. Demokrasiyi, o gün yürüyüp gittikleri gibi bugün de aynı yolda ilerleyenler değil, üniforma giyen asker kılıklı teröristlerin, tankların ve uçakların karşısında dimdik duranlar ayakta tutmuştur” ifadelerine yer verdi.
Dahili ve harici düşmanları tarafından, siyasi ve ekonomik olarak kuşatılmak istenen bu topraklarda bir meşrutiyet oluşturma çabalarına ve demokrasisine sahip çıkan milletin prim vermediğini ifade eden Nur, “İçeride çözümü mutlak var olan problemleri olan Türkiye ile ithal suni sorunlarla yaşamak zorunda kalan bu coğrafya, bir seçim arifesindedir. Ya bu kadim topraklarda milletin sözü egemen kılınacak ya da vesayetçi yapılar egemenlik kuracaktır. İşte 15 Temmuz’dan herkes için çıkan ancak bazı kesimlerce hala anlaşılamayan sonuç, bu milletin, yetkisini devrettiği meşru siyasi iradeye sahip çıkarak yönetime el koyduğudur. 15 Temmuz’un planlayıcı ve uygulayıcıları apaçık ortadayken, başarısız darbe girişiminin koruyucu ve kollayıcıları da bilinirken, sözde dost ve müttefiklerin takındıkları tavır ortadadır. 15 Temmuz’da milletin yazdığı destanı okumamak için ellerinden geleni yapanlar, destanın kahramanlarını görmezden gelenler, vatansız kalan mağlup teröristleri gözetip kollamaktadırlar. 15 Temmuz’da Türkiye’de oynanmak istenen oyunu da bu coğrafyanın farklı köşelerinde yeniden sahneleme densizliğindeler. Tarih boyunca bu kadim topraklarda var olan halklar, bu oyuna gelmeyeceklerdir ve şüphesiz burada en büyük rol de Türkiye’ye düşmekte. 15 Temmuz’da üzerine düşeni yapan Türk milleti ve kurumsallaşmış siyasi irade, bu tarihi vazifenin de şüphesiz bilincinde. Hal böyleyken ve başta FETÖ denilen devşirme teröristler olmak üzere tüm terör örgütleriyle mücadele sürerken, suyu bulandırma ve zihin karıştırma çabaları da devam etmektedir. Ayrıca bir takım siyasi yapılar da bu çabalara çanak tutan tavır ve tutum takınmakta. 2016’nın 15 Temmuz’unda tüm terör örgütleri ve onların destekleyicilerine verilen yanıt, tam 1 yıl sonra yeniden hatırlatılacak. MÜSİAD olarak bizde, demokrasisine ve iradesine sahip çıkmanın verdiği gururla nöbete devam eden milletin yanında olacağız. Hem yurt içinde hem de yurt dışında 15 Temmuz etkinlikleri düzenleyeceğiz ve düzenlenen etkinliklere katılım sağlayacağız. Bunun yanı sıra yeni eğitim-öğretim yılı açılışında dördüncü ve beşinci sınıf öğrencilerimize zaferimizi anlatan “Kim Tutar Seni” isimli çocuk kitabını dağıtacağız” diye konuştu.
“Üretmeye ve büyümeye devam edeceğiz”
Ahmet Nur, üretmeye ve büyümeye devam edeceklerini de belirterek, “Yıl dönümüne yaklaştığımız 15 Temmuz hain darbe girişiminin verdiği ekonomik zarara detaylı bir şekilde baktığımızda, bizi yolumuzdan alıkoymak isteyenlerin vermeye çalıştığı zararın ne denli büyük olduğu, Türkiye’nin bu hamleye nasıl direndiği daha iyi anlaşılacaktır. Darbe girişimi öncesi 2,90 lira olan dolar, ilk gün yüzde 17 artışla 3,4 lira seviyesine yükseldi. Borsa’da haftalık kayıp yüzde 13,4 oldu. Bu süreçte borsada işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeri 78 milyar TL eridi. 2016 genelinde turizm sektöründe 9,4 milyar dolarlık kayıp gerçekleşti. Eğer hain darbe planı başarılı olsaydı, geçmişteki darbe dönemlerinde yapılan araştırmalardan yola çıktığımızda Türkiye ekonomisi yüzde 25 küçülmeye uğrayacaktı. Bu, Türkiye’nin 10 yıl geriye gitmesi, yani bu süreçte emek emek elde edilen bütün kazanımların kül olması anlamına geliyor. Hamdolsun ki hainler, darbe girişiminde de, Türkiye’yi zora sokma planlarında da başarısız oldu. Milletinin iradesini arkasına almış iş adamlarını kim tutabilir. Biz daha güçlü bir Türkiye için üretmeye ve büyümeye devam edeceğiz” diye konuştu.


MÜSİAD Karabük Şube Başkanı Nur: “15 Temmuz bir milletin zaferidir”
İDDİA EDİYORUM, TOPLAYIN BİR SALONDA, ÖNLERİNE KAĞIT KALEM KOYUN…
Ön seçim demokrasinin gereği iken, CHP ısrarla ve yıllarca, Millet Vekili ve Belediye Başkanı adaylarını Genel Merkezde (PM de) belirledi. Çoğunlukla da genel başkan bu isimlere, biraz da etki altında kalarak tek başına karar verdi.
Halkın tepkisine rağmen, CHP seçmeninde karşılığı olmayan isimler aday gösterildi.
2015 yılına kadar bazı illerde kısmen de olsa bir ön seçim yapılıyordu. 2015 tarihinden itibaren ön seçimi tamamen kaldıran Kılıçdaroğludur. Millet vekili ve belediye başkanlarını atama usulü ile aday gösteren ve seçtiren de bu zat’ı muhteremdir. O dönemlerde attığı tohumların buğün meyvesini verdiğini görmekten kimbilir nasıl da mutludur şimdi.
Mersin’de 5. Sıradan CHP den milletvekili olan, sonra AKP ye geçen tipi hatırlayın. TV lerde günlerce ben yörüğüm, şöyle yiğidim böyle yiğidim diye ortalığı inletiyordu. Bu yiğidi(!) , Topuklayan Efe Özlem Çerçioğlunu, Burcu Köksalı ve CHP ye ihanet eden daha bir çok ismi vekil yapan, belediye başkanı seçtiren Kılıçdaroğludur. Gerçek Kemalistleri, CHP nin öz evlatlarını partiden ihraç eden de bu beyefendidir.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinden bu yana biri büyükşehir, biri il, 12’si ilçe, ikisi belde olmak üzere CHP’li 16 belediye başkanı AKP’ye geçti.
Yıllarca, belediye başkanı ve milletvekili adayları parti genel merkezinde değil, bölgelerinde ön seçimle belirlersin diye yırtındık. Önseçimler sadece delegelerin değil o ildeki bütün parti üyelerinin katılımıyla yapılmalıdır. CHP önseçim yapmadan bu tür atamalar yaparsa daha böyle çok ihanet yaşar.
CHP yönetimi yaşananlardan ders çıkartarak, gerekli tüzük değişikliğini ilk kurultayda yapmak zorunda.
Sırf partiye bağış yaptığı için ne idüğü belirsiz isimlerin garanti yerlerden aday gösterilmesi yanlışından da dönülmeli.
Bu uygulama CHP de yeni değil.
Önder Sav’ın partide hakim olduğu yıllarda da vardı.
Değerli dostum, yarım asırlık CHP li, emekli askeri hakim Mustafa Necati Nalıncı ne güzel hatırlatmış; “Genel seçimlerde ECEVİT liderliğindeki CHP’nin birinci parti olduğu iki seçim 1973 ve 1977 genel seçimleridir. Bunların ilkinde CHP, yüzde 33.3 oy ve 185 vekil, ikincisinde ise yüzde 41.4 oy ve 213 vekil çıkarmasına rağmen tek başına iktidar olamamış ve ikincisi AP’ den istifa eden 13 vekile bakanlık verilmesiyle oluşan kısa süreli iki kez koalisyon hükümeti kurmuştur.
1973 ve 1977 seçimlerinde CHP’den seçilen 398 vekil önseçimden gelmişti. Bunlardan biri bile maddi onca teklife rağmen başka bir partiye geçmedi. Oysa bu süreçte AP’den seçilen başta Hilmi İŞGÜZAR, Mete TAN ve Tuncay MATARACI olmak üzere 14-15 vekil partilerinden istifa etmişler ve bakan olup ECEVİT hükümetine destek vermişlerdi.
Önseçimden gelen bir vekilin parti değiştirmesi çok zordur. İstese de kolay kolay bunu yapamaz. Ona oy veren binlerce delegeden çekinir. Bunların oyuyla vekil olan biri partisinden ayrılıp hele tam karşıt bir partiye geçerse sokakta bile yürüyemez. Adamın yüzüne tükürürler. Dünyayı ona zindan ederler. Yani böyle seçilen birinin hem aidiyet duygusu çok yüksektır, hem de hesap vermek zorunda olduğu binlerce kişinin manevi baskısı vardır.
Ayrıca, ön seçim demokrasinin gereğidir.” diyor.
Bundan sonraki mahalli ve genel seçimlerde adaylar şimdiki gibi belirlenecekse, daha böyle çok ihanetler yaşanır. Özellikle kararsız seçmenin CHP’ ye güven konusunda ciddi tereddütleri olur. Bu şekilde de iktidar olunamaz. 31 Mart 2024 seçimlerinde alınan yüzde 37.7 oy şu an 30′ lar seviyesine bu yüzden inmiştir.
Siyaset mühendisliktir. Her detay ince ince hesaplanmak zorundadır. Siyasette hataya yer yoktur.
CHP’nin kurucu değerleri, Mustafa Kemal Atatürk tarafından belirlenen ve Altı Ok (Altı İlke) olarak ifade edilen Kemalizm ideolojisinin temel sütunlarına dayanır. Bu değerler; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılapçılık (reformizm) olarak sıralanır.
Bu değerler, Milli Mücadele’den Cumhuriyet’e uzanan tarihsel mirasın ve çağdaşlaşma vizyonunun temel yapı taşları olarak kabul edilir.
İDDİA EDİYORUM !
CHP nin Milletvekillerini, Belediye Başkanlarını, hatta parti yönetimindekileri toplayın bir salonda. Girişte cep telefonlarını alın ellerinden. Önlerine kağıt kalem koyun. CHP nin kuruluş değerleri olan bu 6 ilkeyi yazmalarını isteyin.
Yarıdan çoğu doğru düzgün yazamaz.
CHP ülkenin kurucu partisidir tam 103 yıl önce Atatürk ve arkadaşları tarafından “Halk Fırkası” ismiyle kurulmuş, 1935 yılında “Cumhuriyet Halk Partisi” ismini almıştır.
1927 Kongresinde Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Laiklik ve Milliyetçilik ilkeleri kabul edildi.
1931 Kongresinde Devletçilik ve İnkılapçılık ilkelerinin eklenmesiyle ilkeler “altı ilke” halini aldı.
5 Şubat 1937 tarihinde yapılan değişiklikle bu 6 ilke resmî olarak Anayasa’ya girdi.
Partinin yol haritası, kılavuzu bu temel ilkelerde belirlenmiştir. CHP kurucu değerlerine sıkı sıkı sarılmak zorundadır, Kuvai milliye ruhunun partide tekrar hakim kılınması zorunludur. Bu partide bu ruhu taşımayan insanlara yer yoktur.
Benden söylemesi, menfaat arsızları temizlenmeden, parti özüne dönmeden iktidar mümkün değil!
İlyas Erbay


