Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
20 Temmuz, 2023 09:55 tarihinde yayınlandı
0

Meşhur Taşköprü sarımsağının hasadı devam ediyor

Selenyum bakımından dünyanın en kaliteli sarımsağı olarak Avrupa Birliği tarafınca da tescillenen Taşköprü sarımsağının hasadı devam ederken, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından “Sarımsak Hasadı Tarla Günü” düzenlendi.

Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye Patent ve Marka Kurumu tarafından tescil edilen dünyaca ünlü Taşköprü Sarımsağının Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde hasadı devam ediyor. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından Kastamonu’da Ayvalı köyünde “Sarımsak Hasadı Tarla Günü” düzenlendi. 20 ila 45 TL arasında değişkenlik gösteren fiyatlarla satışı yapılan Taşköprü Sarımsağının hasadını yapan kadınlarla bir araya gelen Vali Avni Çakır, Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Taşköprü Kaymakamı Bekir Özen, Tarım ve Orman İl Müdürü Bekir Yücel Tanrıkulu, Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürü Cengiz Bahçacıoğlu, Taşköprü sarımsağı hakkında çiftçilerden bilgiler aldı.
Vali Çakır, milletvekilleri Uluay ve Ekmekci, beraberindeki heyet ile birlikte bir süre tarlada çalışanlarla sohbet ederek sarımsak topladı.

“Karekod sistemi ile Taşköprü sarımsağını tarladan sofraya kadar takip ediyoruz”
Taşköprü’nün Ayvalı köyünde sarımsak hasadının devam ettiğini belirten Vali Avni Çakır, “Bugün sarımsak hasadına bizlerde eşlik etmek istedik. Sarımsak hasadı Taşköprü’de bir bayram havasında kutlanıyor. Gerçekten de bir yıldır bu anı bekliyor Taşköprülüler ve Kastamonulular. Bizim coğrafi işaretli ürünümüz. Tabiri caizse Kastamonu’nun dışarıdaki en üst seviyedeki tanıtım yüzü. Kalitesi ile sadece Türkiye’de değil dünyada haklı bir yere sahip. Bu sene yaklaşık 25 bin dönüm sahada ekim gerçekleştirdik. Yaklaşık 1 haftadır sökümler başladı. Ağustos’un ilk haftasında sökümler bitecek. 25 bin ton civarında da bir rekolte beklentimiz bulunuyor. Bu tahminlerimizi karşılayan bir rekolte. Bu sene yağışlar bölgemizde biraz yoğun oldu. Bunun faydaları da oldu ama bazı bölgelerimizde verimliliğinde kısmi düşüklüğe sebep vermekle birlikte genel olarak çiftçimizi memnun eden bir durum söz konusu oldu. İnşallah pazarda da hak ettiği fiyatı emeği alacak. Çiftçilerimizin yüzü gülecek. Bizler, tüm kurumlarımızla birlikte coğrafi işaretli ürünümüzün doğallığını koruması ve orijinal haliyle devam etmesi için yabancı tohumların bölgemize girmemesi konusunda çalışmalarımız sürüyor. Sarımsak, toprakla buluştuğu an bunların karekodu ile takibi, pazarda vatandaşımıza ulaşana kadar bu süreci ciddiyetle takip ediyoruz. Bizler bu ünü kolay almadık İnşallah kolay kolayda bırakmak istemiyoruz. Çünkü Taşköprü sarımsağı, onlarca sarımsak arasında aroması ve kalitesi ile fark edilen bir ürün. Bu anlamda tüm bileşenleriyle birlikte çalışıyoruz. Hasadımız, tüm çiftçilerimize, bölgemize hayırlı uğurlu olsun” dedi.

“Kadınlarımız, sarımsağı gerçekten gelin saçı gibi örüyor”
Taşköprü sarımsağının hasadında çalışan kadınların sarımsağı gelin saçı gibi ördüğünü söyleyen Kastamonu Milletvekili Serap Ekmekci ise, “Sarımsak ile toprağın sevdası asırlar öncesine dayanıyor aslında. Ama en büyük teşekkürü bence Taşköprü sarımsağını Taşköprü yapan Taşköprülü kadınlarımızdır. Onlar dikiyor, onlar kurutuyor, onlar seriyor. Sarımsağı gerçekten gelin saçı gibi örüyorlar. Kadınlarımıza da ayrıca emekleri için ayrıca teşekkür ediyorum. Emekleri var olsun, hasadımız hayırlı bereketli olsun” diye konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin