Reklam
Reklam
676d149c821c9
Ramazan Öztürk Avatarı
Ramazan Öztürk tarafından
26 Aralık, 2024 11:33 tarihinde yayınlandı
0

KBÜ’de Öğrencilerin Eğitim Kalitesinin Artırılması Görüşüldü

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık ve Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, Safranbolu’da eğitim gören üniversite öğrencilerinin eğitim kalitesinin artırılması, fakülte ve meslek yüksekokulu bina ihtiyaçlarının değerlendirilmesi amacıyla düzenlenen istişare toplantısında paydaşlarla bir araya geldi.

Senato Toplantı Odası’nda düzenlenen istişare toplantısına Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Solmaz ve Prof. Dr. Elif Çepni, Genel Sekreter Lütfü Köm,  Genel Sekreter Yardımcıları Ali Balkis ve Şaban Özkan, Safranbolu Başak Cengiz Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Selma Çelikyay, Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Altun, Safranbolu Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Avni Kırmacı, Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Bayram,  Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Durdane Yılmaz Güven, Safranbolu Şefik Yılmaz Dizdar Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Erten, Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Çapraz, Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erol Altuntepe, Karabük Esnaf Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım, Safranbolu Esnaf Odası Başkanı Muammer Dumaner,  Karabük Esnaf Odaları Birliği Başkanı Hüseyin Kılıç, Karabük Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Erol Işık, daire başkanları ve öğrenciler katıldı.

Toplantıda ilk olarak Safranbolu‘daki fakülte ve meslek yüksekokullarında eğitim gören öğrenciler yaşadıkları sorunları dile getirdi.

Öğrencilerin eğitim gördükleri fiziksel alanlar ve kent genelinde yaşadıkları aksaklıkları dile getirmesinin ardından Safranbolu Başak Cengiz Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hatice Selma Çelikyay, Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Suat Altun, Safranbolu Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Avni Kırmacı, Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Bayram,  Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Durdane Yılmaz Güven ve Safranbolu Şefik Yılmaz Dizdar Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Fatma Erten, fakülte ve meslek yüksekokullarının fiziksel alt yapısı, kapasitesi ve öğrenci durumu hakkında katılımcılara sunum gerçekleştirdi. Birim yöneticileri Safranbolu’daki mevcut binaların öğrenci sayısının ve eğitim faaliyetlerinin gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kaldığını belirterek, bu durumun hem eğitim kalitesini hem de öğrencilerin sosyal yaşamını olumsuz etkilediğini ve daha uygun fiziksel alanların oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, toplantıda Safranbolu’daki üniversite birimlerinin gelişimi için fiziksel kapasite sorunlarına dikkat çekti. Prof. Dr. Kırışık, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Safranbolu’daki birimlerimizin gelişimi önünde engel oluşturan, öğrenci sayısının artması, akademik birikimin ve kalitenin artması noktasında engel oluşturan bu fiziksel kapasite sorununun giderilmesini istiyoruz. Bunu nasıl giderebiliriz?  Öncelikli olarak Safranbolu içerisinde bu sorunu çözmek istiyoruz. Geçen yıl yapmış olduğumuz görüşmelerde ilgili pek çok aktörle bu konuşmaları ve görüşmeleri yapmıştık. Böyle bir ihtiyacımız olduğundan bahsetmiştik. İlgili pek çok aktöre bu konuyu dile getirdik ve dedik ki yani burada büyük bir sorun var. Bu sorunu beraber çözelim. Safranbolu’da biz Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulumuzun kalmasını istiyoruz. Safranbolu’da kalabilmesi için fiziksel mekan ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayabiliriz? Bize destek olun. Birlikte çalışalım.”

Karabük Üniversitesi’nin büyümeye devam ettiğini ve bu süreçte öğrenci sayısının artırılmasının önemli olduğunu belirten Rektör Kırışık, “Öğrenciler Karabük’te yaşamaktan dolayı son derece mutlu. Safranbolu’da olmaktan dolayı son derece mutlu. Öğrenci sayısında üniversitemiz ikinci öğretimler kapandı bir azalma yaşıyor ancak yeni yüksek lisans programları açtık, yeni lisans programları açtık. Buralara öğrenci aldık. İlçeler de dahil olmak üzere.” dedi.

Rektör Kırışık, Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı ve diğer yerel paydaşlara da destekleri için teşekkür ederek, “Sayın Kaymakamımızın hakikaten çok ciddi destekleri oldu. Ben gerekirse kendi lojmanımı bırakırım, üniversiteye tahsis ederim gerekirse binadan çıkarım ama eğitim önemli, eğitim için her şeyi yaparım dedi. Sağ olsun. Bu yaklaşım için kendisine çok teşekkür ediyorum. Sizlerin de bu noktada desteklerinize ihtiyacımız var.” diye konuştu.

Safranbolu Kaymakamı Şaban Arda Yazıcı, toplantıda yaptığı konuşmada, Karabük Üniversitesinin şehrin sosyo ekonomik yapısına ve iktisadi durumuna önemli etkilerde bulunduğunu vurguladı. Kaymakam Yazıcı, Üniversite yönetiminin, alınacak kararlarda yerel aktörlerin ve kamu temsilcilerinin görüşlerine başvurmasını kıymetli bulduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bugün sağ olsun, Karabük Üniversitemizin kıymetli Rektörü Safranbolu ilçemizi ve Karabük genelinde Karabük Üniversitemizi ilgilendiren bir konuda çok güzel bir istişare ortamı sağladılar. Tabii bu konuda bakıldığı zaman  üniversitemizin sayın Rektörümüzün başkanlığında ilgili mercilerinin normalde karar vermesi gereken bir konuyu bizim de burada bir istişareci olarak bulunmamızı çok kıymetli buluyorum. Bu manada bir şehrin sosyo ekonomik yapısına, iktisadi durumuna etki edecek bir kararın sadece üniversitenin ilgili karar birimlerince değil de yerel aktörlerin de devreye sunularak ve devleti temsil eden o noktada naçizane biz yöneticilerin de içine alınarak düşünülmesi, tartışmaya açılması, fikir alışverişinde bulunulmasını ben çok kıymetli buluyorum. O yüzden kıymetli Rektörümüze tekrar teşekkür ediyorum.”

Üniversiteye destek olmak adına şahsi olarak da fedakarlık yapabileceğinin altını çizen Kaymakam Yazıcı, “Ben bir kaymakam olarak bu fedakarlıkların elbette yolunda varsa taşları kenara çekmekle mükellef birisiyim. Varsa sorunlar çözmek durumundayım. Devletimizin bana yüklediği sorumluluk olarak ben gerekeni yaparım. Şahsi olarak da kıymetli Rektörümüze de ifade ettim daha önce. Benim tam fakültelerimizin karşısında bir kaymakamlık konutum var. Şahsi olarak ben oradan çıkmayı da göze alıyorum. Daha iyi noktada olacaksa yine şahsi olarak ben kendi makam odamı oradan çıkarım. Yani başka bir yer bulabilirim. Biz bu fedakarlıkları yapmak durumundayız ki ülkemiz hakikaten arzuladığımız noktalara gelsin. Çünkü bu eğitim öğretimle belli seviyelere geliyoruz. Şahsi olarak da bu tarz fedakarlıkları yapabilirim. Nitelikli hizmet için daha iyi akademik idari binalar veya eğitim kurumları için bizler ben başta Safranbolu Kaymakamı olarak bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Bundan sonraki süreçte üniversitemizin başta kıymetli Rektörü olmak üzere, dekanlarımızla, akademisyenlerle bu süreci tekrar masaya yatırarak bize ne düşüyorsa her türlü fedakarlığı başta şahsımdan başlamak üzere yapmaya hazır olduğumu ifade ediyorum.” şeklinde konuştu.

Toplantının ana gündem maddelerini, öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun eğitim ortamlarının oluşturulması, fiziki altyapının iyileştirilmesi ve akademik faaliyetlerin daha etkin bir şekilde sürdürülmesi oluştururken, Karabük Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Çapraz, Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Erol Altuntepe, Karabük Esnaf Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım, Safranbolu Esnaf Odası Başkanı Muammer Dumaner,  Karabük Esnaf Odaları Birliği Başkanı Hüseyin Kılıç ve Karabük Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Erol Işık, tüm paydaşlar ile birlikte hayata geçirilecek çalışmaların, Safranbolu’da ve Karabük’te eğitim gören öğrencilerin akademik ve sosyal yaşamına olumlu katkılar sunacağını ifade etti. Toplantı, taraflar arasında verimli bir iş birliği süreci başlatılması ve öğrencilerin daha iyi koşullarda eğitim alabilmesi adına somut adımlar atılması gerektiği vurgusuyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
01 Haziran, 2026 11:28 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 1 Haziran 2026

Butlandan CHP’de ne çıkar?

 

Biz CHP’nin kurdu kendi içerisinde derken, parti bağnazları, sırtlarında 6 ok tabelasından başka bir şeyi olmayan sivri zekâlılar trol rollerinde bize hücuma geçmişlerdi.

Alın size nur topu gibi bir kriz.

Bir mi?

Kalırsa iyi.

Olayın seyri daha enteresan şeyler ve günler göreceğimize işaret ediyor.

Bir siyasi partinin yönetimini elbette üyeleri ve o üyelerin seçtiği delegelerin iradeleri ve oyları ile belirlenmeli.

Tabii ki, delegeler hür iradeleri ile karar ve oy verebiliyorlarsa?

Mahalle derneğinin kongresinde yaşanan telkin ve baskıları görünce insanın hür irade masalına inanası da gelmiyor ya, hadi.

Siyasi partiler kanunundaki muğlak bir maddenin hayata geçirilmesi Gemerek Hakim’i gibi sipariş bir heyetle CHP için mutlak butlan kararı verilmesi etik dışıdır.

Tavrımız net ve demokrasi yanındadır.

Gemerek ne hatırlatalım.

MHP’de delegelerin büyük çoğunluğu olağanüstü kurultay için imza toplamış, hukuki süreçlerin ardından Büyük Kurultay 19 Haziran 2016 da toplanmış ve tüzük tadilatını gerçekleştirmişti.

MHP genel merkezinin tanımadığı bu Kurultaya şimdi CHP Milletvekili olan Cemal Enginyurt itiraz etmiş ve bu itiraz sonucunda Ankara’da gerçekleştirilen Büyük Kurultay Anadolu’da Gemerek İlçesinde bir mahkemede iptal edilmişti.

Benim de uzun yıllardır dostum olan Cemal Enginyurt, şimdi mutlak butlana karşı mücadele veriyor.

Bu mücadele düne bakıldığında demokratik haklar ve kullanımı için önemsenmelidir.

Ancak Gemerek Hakimi’nin kararı MHP yönetimini AKP’nin safına itmiş, ülkemiz enterasanlıkla bu günkü ağır şartları yaşar hale gelmiştir.

Kemal Kılıçtaroğlu mu, Özgür Özel mi, derseniz ona CHP üyeleri karar verir?

Ama ortada bir mahkeme kararı var.

İktidar olup adalet dağıtacağını iddia eden bir siyasal yapının yanlış da olsa (Daha iç hukuk yolları tükenmeden) ben bu karara uymayacağım demesi abesle iştigaldir.

Dahası;

Tepenizde bu butlan kararı Demokles’in kılıcı gibi sallanırken önlem alınmaması, hayret edilecek ve akıllara deli soruları getirebilecek bir başka enteresanlık.

Demedi demeyin turpun büyüğü geride gibi duruyor.

Testiyi kırmakla taşımak arasında çok ince bir fark vardır, kırmadan çatlatmadan taşımak lazım.

Taşımaya çalışanla, kırmaya çalışanın ayırt edilmesi gerekir.

Bu da meşakkatli, sağ duyu gerektiren bir hal.

Aynı çatı altında ocu, bucu diye ayrım yapmak testiyi kırmaya çalışanın ekmeğine kaymaklı bal sürer.

Bilmem anlatabildik mi?

 

 

Erdoğan’ın bölünmüş yol talimatı ne oldu?

 

Bu hükümetin, şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin yaptığı en güzel ve başarılı işlerden bir tanesi bölünmüş yollardır.

Bunu inkâr edene dense, dense haramzade denir.

Binlerce kilometre bölünmüş, konforlu yol.

Ala ki, hem nasıl.

Ya biz?

Karabük?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dinlenmeyen, ya da kulak ardı edilen talimatı.

Ne demişti zamanın Başbakanı Erdoğan Karabük’te?

“Bartın yolu bir an önce bölünmüş hale getirilmeli.”

Tarih Aralık 2005 Ocak ayının ilk günleri.

Bu Başbakan’ın ağzından bir talimat mı?

Talimat.

Aradan kaç yıl geçmiş?

Yirmi küsur.

Talimat.

Cepte?

İcraat havada.

Biri niye çıkıp hatırlatmaz?

“Sayın Cumhurbaşkanımız Ocak 2005 de Karabük’te Bartın yolu bölünmüş yol olmalı demiştiniz. Ama olmadı.” Demez, diyemez.

Karabük, Bartın bu bölünmüş yolu hak etmiyor mu?

Parti içerisindeki ince hesaplardan en çok hakkı yenilen ve döneminde adaletli yönetim sergileyen AKP önceki il başkanlarından Timuçin Saylar bu yolun Ahmet Usta bölümü ile ilgili olarak tünel önermişti.

Eflani yol ayrımından başlayan ve Ovacuma kavşağından çıkan tünel.

Uygulanabilirlik oranı en rahat olanı idi.

Bakın önceki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Milletvekilliği bakanlığı döneminde tek başına bir küçük kabine gibi çalışarak Bartın’ın çehresini değiştirdi.

Biz mi?

Küçük şeylerle mutlu edilerek, avucumuzu yalamaya devam ediyoruz.

Yalan mı?

Deyin hadi yalan mı?

Daha son zamanlarda kazalarla can yakan Yenice yolu duruyor.

Filyos Limanı’na can kurtarıcı gözü il bakanların Yenice yolu ile ilgili hazırlıkları var mı?

Haa, var mı?

 

 

Yenice’de cesur ses

Birsen Yirmibeş

 

Bir hakkı teslim etmez isek bazı şeyler yarım kalır.

Şu Yenice Devlet Hastanesi binasının arsasının satış hikayesi konumuz.

İlk ses çıkarıp bu karara feveran eden, Allah var önceki dönem Yirmibeşler Mahallesi Muhtarı Birsen Yirmibeş.

Öğrenciliği döneminden mücadeleci, zamanın Ülkü Ocakları Başkanı bir ağabeyin, Merhum Davut Yirmibeş Ağabey’in kendi tanımlaması ile “Kız biladeri.”

Ülkesi ve Yenice’si için mücadele veren, toplum menfaatleri için susmayan, idealist bir ruh.

Durmak bilmeyen bir enerji, susmak bilmeyen, korkmayan, korkutulamayan bir mücadeleci ruh.

Darası her beldeye.

Hiç susmayasın Birsen Yirmibeş.

 

CHP’nin Salya sümükçülerine hikaye

 

 

Yine dönelim CHP ye.

Dünlerde Kılıçtaroğlu’nun önünde bel ve gerdan kıvıran akıl zadeler hafifliklerinin verdiği cesaretle bu gün ağız dolusu kusuyorlar.

Bence lider olmaya çalışanla mahkeme kararı ile liderlik tescillemeye çalışanlar ve onların fanatik taraftarlarının birbirlerinden farkları yok.

Safranbolu’nun topuğu sallanan efe(!) si tarafını açıklamış.

Aman Allah’ım tekmili birden kalemşörler, wattı yüksek parlatıcı aparatlar, salya sümük  zil takmış oynuyorlar.

Tam lan bu ne iş, diye anlamaya çalışırken ziller çaldı?

Mahalli idareler seçimlerinde CHP adayı İsmail Yalav’ı nasıl ekarte etmişlerdi?

Silivri sanığı ve onun top arkadaşları ile değil mi?

Topuğu sallanan efe(!) Antalya’da Turizm Fuarında Safranbolu esnafına salladığı ve “Turizmi bilmiyorlar, turizmci bile değiller.” Diye aşağıladığı konuşmasında herkesin dikkatinden kaçan bir şey daha demişti;

“Ben Trabzon”luyum.”

Bu CHP’yi yöneten üst aklın memleketlisi olmasının verdiği bir şımarıklık hali idi ki, karambole gider gibi oldu.

Şimdiki hal kimseyi lider yapmaz.

Gün gelir yaşananlar karşısında buz dağları erir, şimdi zevkten ve beklentiden salgıladığınız salya ve sümükler derbederliklerinize dönüşür.

Bakın söylüyoruz, ibret alın.

Bir hikaye ile anlatalım.

Bu hikaye öyle bir hikaye değil;

Okuyun bir kere daha okuyun;

“İki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslûpla, meleklere yatacak yer olarak koca mâlikânenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş.
Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, yaşlı melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç melek, yaşlı meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, yaşlı melek hafifçe gülümsemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
Sabah mâlikâneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla, bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı koca, sofralarında ne var ne yoksa meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar.
Sabah güneş doğduğunda, melekler zavallı karı kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar: Tek geçim kaynakları olan inek tarlalarının ortasında cansız yatmaktaymış.
Genç melek bu sefer iyice öfkelenerek yaşlı meleğe isyan etmiş:
Bunun olmasına nasıl izin verebildin?  O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin?
Bunun üzerine yaşlı melek, genç meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
‘Her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.’
O zengin mâlikânenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe-külçe altın saklı olduğunu fark ettim. Mâlikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu için ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki artık arayıp bulsa da açamaz.
Ve devam etmiş;
Sonra dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, ölüm meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm, ben de onun yerine, ineği verdim. Yaşlı melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş:
‘her şey, her zaman, göründüğü gibi değildir.”

Değildir.

Olmadı.

Olmayacak.

Zamanla görmek istemeyenler de görecek.

Zaman fazla uzun değil ve çok şeylere gebe.

Her şeye, ama her şeye hazırlıklı olmak lazım.

 

 

 

Deli Düşer mi?

 

Hani rahmetli Levent Kırca’nın Olacak O Kadar skeçleri vardı ya TVlerde?

Sonunda;

“Tam yerine denk geldi, manzara koyduk.” Diyordu ya?

Aynen öyle.

Bir manzara da biz bırakalım içinden geçtiğimiz günlerin anısına.

Hem gülelim, hem de düşünelim.

Düşünelim derken, öncelikle sözümüz etten önce çömleğe düşenlere;

“Köyün delisi minareye çıkmış, aşağıya atlayacakmış. Bunu gören köy halkı köyün delisini ikna etmeye çalışmış. Sana ev alırız, araba alırız diye kandırmaya çalışmışlar olmamış. Bir türlü aşağı inmesi için ikna edememiş kimse.

Bakmışlar bu böyle olmayacak, delinin dilinden deli anlar deyip komşu köyün delisini getirmeye karar vermişler.

Komşu köyün delisi elinde kocaman bir bıçakla gelmiş.

Elindeki bıçağı sallayarak minaredeki deliye bağırmış :

─ Lan deli elimdeki bıçağı görüyor musun ?

Minaredeki deli :

─ Görüyorum.

Diye cevap vermiş.

Komşu köyün delisi tekrar bağırmış :

─ Ula indin indin, inmedin keserim minareyi.

Bunu duyan minaredeki deli korkarak şöyle demiş :

─ Tamam ula indim, sakın kesme.

─ Minareyi kesersen aşağıya düşerim.”