KARDEMİR, Mayıs ayında rekor sevkiyata imza attı - Karabük Haber Postası
kardemir mayis ayinda rekor sevkiyata imza atti vM4Wjrfy
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Haziran, 2025 00:00 tarihinde yayınlandı
0
0

KARDEMİR, Mayıs ayında rekor sevkiyata imza attı

Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları A.Ş. (KARDEMİR), 2025 yılı Mayıs ayı prestijiyle gerçekleştirdiği sevkiyat bilgileriyle üretim ve lojistik gücünü bir kere daha ortaya koyarak, kıymetli bir muvaffakiyete daha imza attığını açıkladı.

2025 yılı için 2,5 milyon tonluk satış maksadı belirleyen KARDEMİR, bu doğrultuda üretimine sürat verirken, sevkiyat performansında da dikkat cazip bir artış yaşadığını bildirdi. Fabrikadan yapılan açıklamada mayıs ayında 81 bin 326 ton Nervürlü inşaat çeliği ve toplamda 254 bin 300 ton en son mamul sevkiyatı gerçekleştirilerek, aylık bazda en yüksek sevkiyat tonajına ulaşıldığı tabir edildi.

Açıklamada ayrıyeten, ” Yılın birinci beş ayında ulaşılan 1 milyon 77 bin 151 tonluk toplam sevkiyatla, bugüne kadarki en yüksek kümülatif sevkiyat sayısı da kaydedilmiştir. Bu muvaffakiyet, sürdürülebilir üretim gücümüz ve faal sevkiyat süreçlerimizle Türk endüstrisine sağladığımız katkının güçlü bir göstergesidir. Amaç odaklı üretim anlayışı ve planlı tertip yapısıyla şirketimiz, yıl sonu amaçlarına emin adımlarla ilerlemektedir” denildi.

KARDEMİR Yönetim Kurulu Lideri Prof. Dr. İsmail Demir, hususa ait yaptığı değerlendirmede ise şunları tabir etti;

“2025 yılı amaçlarımız doğrultusunda üretim, satış ve sevkiyat süreçlerimizde kararlılıkla ilerliyoruz. Mayıs ayında ulaştığımız bu başarılı sonuçlar, güçlü bir grup çalışmasının, stratejik planlamanın ve mühendislik altyapımızın somut bir yansımasıdır. Bu kıymetli başarıda emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum. Tıpkı azim ve kararlılıkla ülkemiz endüstrisine kıymet katmaya ve amaçlarımıza emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
tuzdan zengin gidalarla beslenmek tas hastaliginin riskini artiran en onemli faktor 9lJ69PPw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
16 Nisan, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0
0

Tuzdan zengin gıdalarla beslenmek taş hastalığının riskini artıran en önemli faktör

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenmenin taş hastalığı riskini artıran en önemli faktörler olduğunu söyledi.

Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, taş hastalığı hakkında bilgilendirmede bulundu. Genetik yatkınlığın yanı sıra beslenme alışkanlıklarının da taş hastalığında etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, “Üriner sistem taş hastalığı ya da böbrek taşı olarak bilinen hastalık, toplumda ve dünyada oldukça sık karşılaşılan bir tablodur. Ortalama görülme oranı dünyada yüzde 11-15 civarındadır. Türkiye’de de benzer oranlara ulaşılmıştır. Sıklıkla Orta Anadolu Bölgesi gibi kurak geçen bölgelerde daha fazla görülmektedir. Çünkü kişinin sıvı alımı az, sıvı kaybı fazla olabilir. Beslenme alışkanlıklarına bağlı olarak üriner sistem taş hastalığı sıklıkla karşımıza gelir. Birçok sebebi vardır üriner sistem taş hastalığının. Başta genetik sebepler gelir. Anne, baba ya da akrabalarında taş hastalığı olan bir kişide bu hastalığın görülme ihtimali yüksektir. Bir kişi taş hastalığına yakalanmışsa, 5 yıl içerisinde yüzde 30 ila 50 oranında tekrar yakalanma ihtimali vardır. Beslenme alışkanlıkları, proteinin fazla tüketilmesi ve tuzdan zengin gıdalarla beslenme taş hastalığının riskini artıran en önemli faktörlerdir” dedi.

“Taş hastalığı çok sık karşılaşılan ve önemsenmesi geren bir hastalıktır”

Taş hastalığının enfeksiyonlarla birlikte seyredebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Bolat, “Taş, önce küçük kristaller şeklinde üriner sistemin herhangi bir yerine yerleşir. Burada birikir ve giderek üzerine küçük kristaller eklenerek önce kum parçası haline gelir, sonra bir çekirdek oluşturur ve bunun üzerine yine kristallerin çökmesiyle taş halini alır. Bu taş bazen kaz yumurtası büyüklüğüne kadar ulaşabilir, hatta böbreğin neredeyse tamamını doldurabilir. Böbrek taşı, kanalı tıkamadığı sürece ağrı yapmaz. Genellikle hiçbir semptom vermez. Ancak kanalı tıkarsa, idrar yolu tıkandığı için geriye doğru basınç artar ve böbrek kapsülünün gerilmesine bağlı olarak şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve eğer kapalı idrar yolu enfeksiyonu da buna eklenirse hayati riskli septik durumlara da yol açar. Dolayısıyla çok ciddi bir hastalıktır ve önemsenmesi gereken bir durumdur. Çünkü böbrekteki fonksiyon kaybı geri döndürülemez ve kaybedilen fonksiyon tekrar kazanılamaz. Bu nedenle zamanında teşhis ve tedavi son derece önemlidir” diye konuştu.

“Böbrek taşının en önemli semptomu ağrı”

Böbrek taşının en önemli semptomunun ağrı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bolat, “Böbrek taşının en önemli avantajı, yakalandığı zaman günümüzdeki teknolojik imkanlarla hastayı neredeyse yüzde 100’e yakın oranda hastalıktan kurtarabilmemizdir. Hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterir. Taş; böbreğin çıkışında, böbrek içerisinde, böbrekle mesane arasındaki kanalda ya da mesanede bulunabilir. Bazı hastalarda ise idrar yolunun en uç kısmında bulunarak idrar akımının kesilmesine neden olabilir. Hastayı en sık doktora getiren belirti ağrıdır. Bunun dışında idrarda kanama, yüksek ateş, şiddetli ağrıya eşlik eden bulantı ve kusma da görülebilir. Eğer hasta tek böbreğe sahipse ve bu böbreğin kanalı tıkanmışsa, en önemli klinik bulgu idrarın aniden kesilmesidir. Bu durum ürolojik bir acildir ve hastanın hızla bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektirir” şeklinde konuştu.

“Taş, günümüzde minimal invazif tedavi yöntemi ile yüzde 100’e yakın bir başarı oranı ile tedavi edilebiliyor”

Yeni tedavi yöntemlerinin hastalığın giderilmesinde büyük öneme sahip olduğuna değinen Bolat, “Kliniğimizde de dünyadaki birçok merkezde olduğu gibi taş hastalıklarını minimal invazif yöntemlerle tedavi ediyoruz. Bu yöntemlerle başarı oranı neredeyse yüzde 100’e yakındır. Hastaları genellikle bir gün hastanede yatırıyor ve ertesi gün taburcu ediyoruz. Ancak taşın alınmış olması tek başına yeterli değildir. Tekrar oluşumunu engellemek için hastanın yaşam tarzını düzenlemesi gerekir. Hastanın susuz kalmaması çok önemlidir. Özellikle proteinden zengin gıdalar tüketilirken dengeli beslenilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve susuzluktan kaçınılmalıdır. Bunlar değiştirilebilir faktörlerdir ancak genetik yatkınlık değiştirilemez. Aile öyküsü olan kişilerin düzenli kontrollerini yaptırmaları gerekir. Susuz kalmamak, hareketsiz kalmamak, idrar yolu enfeksiyonlarından korunmak ve tuz tüketimini sınırlamak son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin