Mühendis
•Köprüyü restorana çevirin…
Karabük’te Karayolları tarafından “Kesintisiz Yol Projesi” kapsamında yapılan köprü atıl durumda halen bekliyor. Bu köprü ile ilgili ne gibi bir çalışma yapılacak henüz açıklanmış değil.
Karabük’te Karayolları tarafından “Kesintisiz Yol Projesi” kapsamında inşa edilen köprü, aradan geçen zamana rağmen trafiğe açılamadı. Valilik çevre yolu istikametinde, Araç Çayı üzerine yapılan ve Öğlebeli Sanayi Bölgesi ile Karabük Çevre Yolu’nu birbirine bağlaması planlanan köprü, teknik yetersizlikler nedeniyle atıl durumda beklerken, köprü, kamu kaynağı israfının yeni ve çarpıcı bir örneği olarak gösteriliyor.
İstanbul ve Ankara yönlerinden gelen tır ve kamyonların Karabük ile Kastamonu istikametine geçişini kolaylaştırması için yapılan köprüden, beklenen fayda sağlanamadı. Yapılan incelemelerde, köprünün çevre yolu bağlantılarının özellikle ağır tonajlı araçların geçişine uygun olmadığı ortaya çıkarken, yetersiz teknik hesaplamalar nedeniyle treyler, tır ve kamyonların manevra yapamayacağı ve güvenli şekilde köprüyü kullanamayacağı belirlendi.
MİLYONLARCA LİRA BOŞA MI GİTTİ?
Kamu kaynaklarıyla yapılan ve milyonlar harcandığı belirtilen köprünün kullanılmaması, kentte “kamu yatırımlarında planlama hatası” tartışmasını da beraberinde getirdi. Sanayi bölgesine hizmet etmesi beklenen projenin, daha açılmadan işlevsiz hale gelmesi tepkilere yol açtı.
Görüşlerini aldığımız bir çok vatandaş, köprünün açılmaması nedeniyle ağır tonajlı araçların hala şehir içi güzergahları kullanmak zorunda kaldığını, bunun da trafik yoğunluğunu ve kazaları artırdığını dile getiriyor.
YETKİLİLERDEN AÇIKLAMA YOK
Köprüyle ilgili bundan sonra nasıl bir çalışma yapılacağına dair resmi bir açıklama ise henüz yapılmış değil. Revizyon mu yapılacak, yoksa köprü tamamen kaderine mi terk edilecek soruları yanıt bekliyor. Vatandaşlar, kamuoyuna net ve şeffaf bir bilgilendirme yapılmasını istiyor.
Bu tür projelerde, özellikle ağır tonajlı araçların dönüş yarıçapları, eğim ve bağlantı geometrilerinin proje aşamasında detaylı şekilde hesaplanması gerektiğine dikkat çekilirken, aksi halde, Karabük’teki örnekte olduğu gibi, tamamlanan projelerin kullanılamaz hale gelmesinin kaçınılmaz olduğu ifade ediliyor. Karabük kamuoyu şimdi, “Kesintisiz Yol Projesi”nin önemli bir parçası olarak sunulan bu köprünün akıbetine ilişkin yetkililerden gelecek açıklamayı bekliyor.
Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor.
Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi.
"Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası"
Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu.
"Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz"
Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Mühendis
•Köprüyü restorana çevirin…