“Kardemir can damarımız ama Karabük tek bir fabrikaya yaslanarak geleceğini kuramaz. Yazılım, teknoloji, turizm, tarım, yan sanayi ve genç istihdamı için yeni bir kalkınma hamlesi şart”
Karabük’ün geleceğinin yalnızca demir-çelik sektörüne ve Kardemir’e bağlı olmaması gerektiği yönündeki değerlendirmeler, kentin önündeki ekonomik ve sosyal dönüşüm ihtiyacını yeniden gündeme taşıdı.
Demir-çelik sektörünün Karabük ekonomisinin temel taşı olmaya devam ettiği belirtilirken, kentin olası sektörel krizlere karşı daha dirençli hale gelmesi için yazılım, teknoloji, turizm, tarım, yan sanayi ve genç istihdamına yönelik yeni bir kalkınma modeline ihtiyaç olduğu vurgulandı.
“KARDEMİR ÖNEMLİ, AMA TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL”
Karabük’ün ekonomik yapısında Kardemir’in kritik bir yere sahip olduğu belirtilirken, kentin geleceğinin tek bir sektöre bağımlı şekilde planlanamayacağı ifade edildi.
Özellikle demir-çelik sektöründe yaşanabilecek olası bir daralmanın istihdamdan ticarete kadar kentin tamamını etkileyebileceğine dikkat çekilirken, “Karabük, ekonomik risklere karşı alternatif sektörlerini bugünden oluşturmalı” mesajı öne çıktı.
HEDEF: TEKNOLOJİ VE YAN SANAYİDE YENİ DÖNEM
Karabük’ün genç nüfusunu kentte tutabilmesi için teknoloji, yazılım, girişimcilik ve yüksek katma değerli üretim alanlarına yönelmesi gerektiği belirtildi.
Kentte teknoloji merkezleri, inovasyon atölyeleri ve girişimcilik ekosisteminin oluşturulması önerilirken, demir-çelik sektörünün çevresinde daha güçlü bir yan sanayi ağı kurulmasının da yeni istihdam alanları oluşturabileceği ifade edildi.
Amaç ise gençlerin yalnızca Kardemir’de iş bulmayı bekleyen değil, kendi işini ve geleceğini Karabük’te kurabilen bir nesle dönüşmesi.
SAFRANBOLU’NUN TURİZMİ KARABÜK MERKEZİNE TAŞINMALI
Karabük’ün turizm potansiyelinin yalnızca Safranbolu ile sınırlı kalmaması gerektiği belirtilirken, Safranbolu’ya gelen turistin kent merkezine ve diğer ilçelere yönlendirilmesi için yeni rotalar oluşturulması önerildi.
Kültür, gastronomi ve doğa turizmini bir araya getiren güzergahların oluşturulması, tren garının yeniden cazibe merkezi haline getirilmesi ve Filyos Çayı çevresinin sosyal yaşam alanlarıyla değerlendirilmesi öneriler arasında yer aldı. Turizmde temel hedefin ise Safranbolu’ya gelen turistin harcamasından Karabük merkez esnafının da pay alması.
ÜNİVERSİTE-KENT-SANAYİ İŞ BİRLİĞİ GÜÇLENMELİ
Karabük Üniversitesi’nin kent ekonomisi ve sosyal yaşamındaki önemine dikkat çekilirken, üniversite ile şehir arasındaki bağın daha da güçlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Öğrencilerin yalnızca ekonomik bir hareketlilik unsuru olarak görülmemesi gerektiği belirtilirken; kültür, sanat, spor, festival ve girişimcilik faaliyetleriyle üniversite gençliğinin şehir merkezine daha fazla dahil edilmesi gerektiği vurgulandı.
Öte yandan asıl hedefin, Karabük’te eğitim alan gençlerin mezuniyet sonrasında da kentte kalabileceği istihdam ve yaşam imkanlarını oluşturmak olduğu belirtildi.
“GENÇLER NEDEN KARABÜK’TEN GİDİYOR?”
Karabük’ün en önemli sorunlarından biri olarak genç nüfusun kentten ayrılması gösterildi.
Kentte yetişen gençlerin iş ve gelecek kaygısıyla Ankara, İstanbul ve diğer büyük şehirlere yönelmesinin önüne geçilmesi gerektiği belirtilirken, “Karabük, gençlerin ilk fırsatta terk ettiği değil, geleceğini kurmak istediği bir şehir olmalı” değerlendirmesi yapıldı.
İLÇELERİN POTANSİYELİ EKONOMİYE KAZANDIRILMALI
Karabük’ün kalkınma vizyonunun kent merkezi ve Safranbolu ile sınırlı kalmaması gerektiği de vurgulandı.
Yenice’nin doğal zenginlikleri, Eskipazar’daki Hadrianapolis, Eflani ve Ovacık’ın kültürel ve doğal değerlerinin ortak bir turizm ve kalkınma planı içerisinde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
“İlçeleri kalkındırmadan güçlü bir Karabük markası oluşturulamaz” görüşü öne çıktı.
TARIMDA MARKALAŞMA ÇAĞRISI
Sanayi yatırımlarının yanında tarım ve yerel üretimin de ekonomik çeşitliliğin önemli unsurlarından biri olması gerektiği ifade edildi.
Safran, Yazıköy üzüm sirkesi, hayvancılık ve diğer yöresel ürünlerin markalaştırılması, küçük üreticilerin kooperatifler aracılığıyla desteklenmesi ve tarımsal ürünlerin işlenerek daha yüksek katma değerle pazara sunulması önerildi.
KARABÜK’E “ÇOCUK KENTİ” ÖNERİSİ
Karabük’ün geleceğine yönelik dikkat çeken önerilerden biri de “Çocuk Kenti” projesi oldu.
Projede bilim ve deney alanları, trafik eğitim parkuru, doğa ve tarım alanları, spor tesisleri, çocuk kütüphanesi, teknoloji ve robotik atölyeleri, ahşap ve el sanatları atölyeleri ile açık hava oyun alanlarının yer alması önerildi.
Projenin üniversite, sanayi kuruluşları, kamu kurumları, spor kulüpleri ve sivil toplum kuruluşlarının ortaklığıyla hayata geçirilmesi gerektiği belirtildi.
“YATIRIMCIYA ARSA DEĞİL, HAZIR PROJE SUNULMALI”
Karabük’ün yatırımcı bekleyen değil, yatırımcıya hazır proje sunan bir kent olması gerektiği de vurgulandı.
Bu kapsamda “Karabük Yatırım Projeleri Havuzu” oluşturulması önerilirken, demir-çelik yan sanayisinden raylı sistemlere, orman ürünlerinden Eskipazar OSB’ye kadar birçok alanda yatırım yapılabilecek sektörlerin bilimsel verilerle belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
Yatırımcıya yalnızca arsa ve teşvik sunmanın yeterli olmadığı belirtilerek, “Karabük’e gel, yatırım yap” yerine “Gel, sana hazır yatırım alanı ve hazır proje sunuyoruz” anlayışının benimsenmesi gerektiği kaydedildi.
KARABÜK’ÜN 2040 VİZYONU
Tüm öneriler, Karabük’ün geleceği için ortak bir hedefte birleşiyor. Ekonomiyi çeşitlendirmek, gençleri kentte tutmak, turizmi merkeze yaymak, ilçelerin potansiyelini harekete geçirmek, tarımsal üretimi güçlendirmek, çocuklara ve gençlere yeni yaşam alanları oluşturmak ve yatırımcıya hazır projeler sunmak. Karabük’ün önündeki temel soru ise; Karabük geleceğini yalnızca mevcut sanayi yapısına mı emanet edecek, yoksa 2040’ın güçlü ve çeşitlendirilmiş kentini bugünden mi inşa edecek?
