Reklam
Reklam
japon ve alman muhendislere ilham olan civisiz caminin restorasyonu tamamlandi u4kuM1cI jpg
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Temmuz, 2024 16:45 tarihinde yayınlandı
0

Japon ve Alman mühendislere ilham olan çivisiz caminin restorasyonu tamamlandı

Samsun’un Çarşamba ilçesinde, 819 yıl önce ‘kurt boğazı’ tekniği ile deprem takozu kullanılarak tek bir çivi dahi çakılmadan inşa edilen Göğceli Camisinde 1 yılı aşkın süredir devam eden restorasyon işlemi tamamlandı. Yıllar önce Japon ve Alman mühendislerin deprem teknolojisini inceleyip, örneklendirdiği cami ibadete ve ziyarete hazır vaziyete geldi.

Samsun’un Çarşamba ilçesinde bulunan ve 8 asrı aşan tarihiyle zamana meydan okuyan, ters çevrildiğinde gemiye benzeyen çivisiz cami, deprem takozu sayesinde sallanıyor ama yıkılmıyor. Amerikalı bir bilim adamı tarafından, 1205 yılında yapıldığı belirlenen Göğceli Camisi (Çivisiz Cami), 8 asrı aşkın süredir dimdik ayakta durarak yıllara meydan okuyor. Günümüzde dayanıklı olduğu iddia edilen yapıların kısa ömürlü olmasına rağmen, 8 asır önce çivi kullanılmadan, pelit ağacından yapılan Göğceli Camisi varlığını sürdürüyor. Müslümanların yüzyıllardır ibadet ettiği cami, ahşaptan yapılmasına rağmen yüzlerce devletten daha eski bir yapı olma özelliğini taşıyor.

En güçlü rivayet camiyi gemicilerin yapması

Anadolu Selçuklu Devleti döneminde inşa edildiği düşünülen cami, birçok medeniyete ve savaşlara tanıklık etti. Selçuklu ve Osmanlı’yı geride bırakan cami, Cumhuriyet’in 100’üncü yılının ardından da gerekli restorasyonlar ile dimdik ayakta duruyor. Caminin yapımı hakkında birçok rivayet bulunurken, en güçlü rivayet ise ters çevrildiğinde gemiye benzemesi, duvarlarında gemicilikle alakalı sembollerin olması ve caminin kıbleye doğru eğik olması nedeniyle gemiciler tarafından yapılması en güçlü rivayet olarak dikkat çekiyor.

Camideki deprem teknolojisini Japon ve Alman bilim insanları inceledi

Camide görev yapan eski din adamları, “Caminin ön direkleri altında deprem takozu diye bir takoz var. Japon profesörleri buraya incelemeye gelmişlerdir. O zaman bu deprem takozunu bulmuşlar. Japonlar takozu incelediğinde ’850 yıl önce nasıl akıllarına gelmiş de bu deprem takozunu koymuşlar’ diye çok hayran kalmışlar. Alman profesör caminin tahtalarından, ağaçlarından numune almış. Orada incelemiştir” ifadelerini kullanmışlardı.

Çarşamba ilçesi Ordu Köyü Mahallesi’nde bulunan camii, Vakıflar Samsun Bölge Müdürlüğü tarafından restore edildi. 2022 yılının Aralık ayında başlanan 645 bin TL proje bedelli Göğceli Camisi röleve, restitüsyon, restorasyon ve statik projelerinin hazırlanması işi Temmuz ayının başında tamamlandı.

Vezirköprü’deki tarihi camide restorasyon işi devam ediyor

Bölge müdürlüğü ayrıca bu yatırım döneminde 175 bin TL proje bedelli Şeyh Habil Camisi röleve, restitüsyon, restorasyon ve statik projelerinin hazırlanması işini de bitirirken, 9 milyon 467 bin TL proje bedelli Vezirköprü Tacettin İbrahim Paşa Camisi restorasyonu işinin de yüzde 50’si tamamladı. Restorasyonun 2024’ün sonunda tamamlanması planlanıyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin