Reklam
Reklam
XCXCXCX
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
14 Nisan, 2025 15:16 tarihinde yayınlandı
0

İçişleri Bakan Yardımcısından AK Parti’ye Ziyaret

Bir dizi ziyaret ve program kapsamında Karabük’e  gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan AK Parti Karabük İl Başkanlığını ziyaret etti.

“TÜRKİYE’MİZ GELDİĞİ YERDE BİR DESTAN YAZIYOR”

Bakan Yardımcısı Turan burada yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin bugün geldiği yerde bir destan yazdığını belirterek Türkiye’miz geldiği yerde bir destan yazıyor. Bir yürüyüş içerisinde, omuz omuza büyük bir yürüyüşün içerisinde. Bu hikayenin çok farklı başlıkları var. Tabii ki hikayenin esas kahramanı, ilk kahramanı, ömrünü bu millete vakfetmiş, adamış Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’dır.Tabii, Cumhurbaşkanımızın tek başına bu işleri yapma imkanı, ihtimali insani olarak, sosyolojik olarak mümkün değil. İliyle, ilçesiyle, belediyesiyle, vekiliyle, bakanıyla hep beraber bir yürüyüş içerisindeyiz. Yoksa çok güçlü bir lider, çok zayıf bir teşkilat başarılı olabilir mi? Çok güçlü bir teşkilat, zayıf bir lider başarılı olabilir mi? Olmaz. Hep beraber başarılı olmak, hep beraber destan yazmak durumundayız.

Bugün hem zamanında siyaset yapmış birisi olarak, bugün devletimizin önemli kurumlarında görev yapan bir kardeşiniz olarak ifade etmek isterim ki: Cumhurbaşkanımızın yürüdüğü bu yolda bir çakıl taşı bile olarak görev yapmak çok kıymetli. Bakınız, dünyanın en üst noktası neresi? Everest. Peki niye Everest derler? Niye falanca dağ, niye Ağrı Dağı, niye başka dağ değil de Everest en üst zirve derler? Everest’in en zirve olmasının, en büyük olmasının temel sebebi, Everest kendi sırtını Himalayalara bağlıyor. Her bir çakıl taşı, o sıradağları Himalaya’yı oluşturuyor. Sonra Everest, en zirvede olarak kendisini dünyanın en üst zirvesi olarak değerlendiriyor. Himalaya’nın taşı olmasa, Himalaya olmasa Everest’in en büyük olma ihtimali var mı? O yüzden diyoruz, bu taş içerisinde, bu dağ içerisinde her bir çakıl taşının çok kıymeti var.

İddiayla söylüyorum: Bir meclis üyemizin görevi, Cumhurbaşkanımız kadar bu teşkilatta kıymetlidir. Bir mahalle başkanımızın değeri, kıymeti bir bakanımız kadar kıymetlidir.

Bir zincir, en zayıf halkası kadar sağlamdır. Yoksa her halka sağlam olmasa o zincirin yük çekme, görev yapma imkanı, ihtimali var mı? O yüzden söylüyorum: Görevimiz ne olursa olsun, bu ülkenin bir vatandaşıyız. Sayın Erdoğan’la yol arkadaşlarıyız. Karabük’te, başka illerimizde bu konuda kıymetli bir zincir görevi görmeye devam edeceğiz.

Sayın Erdoğan, Cumhurbaşkanımız zirvede kaldıkça biz o zirvenin etrafında, yanında Himalaya’daki taşlar gibi olmaya, ona omuz vermeye devam edeceğiz.

Allah ömür versin, sağlık versin. Daha uzun yıllar bu ülkenin gelişimine, ülkemizin büyümesine hep beraber katkı sağlayalım. Bakın, Türkiye’deki en büyük sorunlardan bir tanesi, bizim bu rüyamızı, ülkemizi büyütme, çevremizde iddialı bir siyasi yürüyüş haline getirme iddiası varken, hep ayağımızdan çeken, bizi yoran, muhalefetten öte düşmanlık yapan, söylemiyle, tarzıyla, eylemiyle ülkenin enerjisini harcayan bir dönem yaşıyoruz.

Bundan muzdarip bir halimiz var. Bakın, bakanlık olarak bir korkumuz yok. Ama 85 milyon ferdi olarak üzülüyorum. Zaman kaybediyoruz, polemik yapıyoruz, patinaj yapıyoruz.

Bu haksızlık. Adam dün demiş ki: “Savaşa hazır mısınız?” Bu laf edilir mi Allah aşkına? Miting yapıyor, “Savaşacağız” diyor gerekirse. Düşman toprağında mısın? Kimle savaşıyorsun? Çıkar kravatı o zaman, üniforma giy derler adama. Böyle bir şey olabilir mi? Bunun adı muhalefet mi? Bunun adı siyasal bilinç mi? Bu yapılabilir mi? Bunun Türkiye’nin demokrasisine, Türkiye’nin siyasetine, Türkiye’nin gelişimine katkısı var mı Allah aşkına?

Böyle bir muhalefet anlayışı olabilir mi? Siyasi polemik olur, rekabet olur, tartışma olur. Ama savaş ne demek? Sokağa çağırmak ne demek? Sokak acziyettir, beceriksizliktir. Grup başkanvekili niçin var? Grup toplantısı niçin var? Mitingler niçin var? Meclis kürsüsü niçin var? Ne demek sokağa çağırmak? O yüzden bir daha söylüyorum: Sağduyuyu elden bırakmayacağız. Sorumluluğumuzu elden bırakmayacağız.

Biz neler gördük, neler geçirdik. Bir korkumuz yok. Ama ülkeye yazık, zamanımıza yazık, yürüyeceğimiz yola yazık.

Öyle bir şey olabilir mi? Adam tutmuş, sokağa çıkacakmış. Hatırlayın, zamanında Sayın Erdoğan hapse atıldığında “sokak” mı dedi? “Sabredin” dedi, “aşarız” dedi, “beraber yürüyeceğiz” dedi.

Erbakan Hoca rahmetli, partisi kapatıldı. “Sokağa çıkın” mı dedi? Aksine, “tarihte bir hatıradır, gelir geçer” dedi. Adnan Menderes asıldı, başbakan bu ülkede  idam edildi. Menderes, “sokağa çıkın” mı dedi? “Vatan sağ olsun” dedi. Varsa yanlış, hukuk zemininde düzeltilir. Ama her hukukun karşısında, her mahkeme kararının karşısında “sokağa çıkın” denebilir mi? Ben de çıksam ne olacak? Böyle bir anlayış olur mu? Özgür Bey’i en iyi tanıyanlardan bir tanesi benim. Beraber 10 yıl görev yaptık. Israrla söylüyorum: Özgür Bey’in şu an kendi siyasi pozisyonunu sağlamaya çalışmaktan başka bir iddiası yok. Ne Ekrem Bey derdi var, ne CHP derdi var. Sadece kendi koltuğunu sağlamlaştırmak, kendi tabanına şirin gözükmek için yaptığı bir iş var. Kendi tabanından, marjinal dar bir grup mutlu olabilir.

Atatürk’ün kurduğu, Türkiye’yi büyüten parti bu olabilir mi? O yüzden söylüyorum: Şu anki yapılan iş, Özgür Bey’in kendi koltuğunu sağlamlaştırma iddiasından başka bir şey değildir.

Dün kampanya yapmışlar: “Ekrem Bey’i bırakma kampanyası.” Arkadaş, ne zamandan beri bu ülkede imza ile mahkeme kararı belirleniyor? Bir daha diyorum: İtirazını yap, savcıya git, hakime git, avukatlarınla toplantılarını yap. İmza kampanyasıyla adam mı salınır Allah aşkına? Tersten bakalım: Biz de kampanya yapalım, “CHP kapatılsın” kampanyası yapalım. Olur mu? Kayyım atansın CHP’ye imza kampanyası verelim. Olur mu? Her şeyin bir adabı var, usulü var. Yok savaşmış, yok imzaymış. Arkadaş, partiler, makamlar, mevkiler, görevler; hepsi gelir geçer.

Mesele bu memlekete hizmet etmek. Biz bir ilimize, ilçemize, beldemize hangi partiden diye bakarak mı adım atıyoruz? Nasıl iş yaptığını değerlendirirken, başarısına bakarken bakıyoruz. Bakın, az önce toplantımız vardı. AK Partili Karabük Belediye Başkanımız yanımızdaydı. CHP’li Safranbolu Belediye Başkanı hanımefendiyle beraber toplantı yaptık. Aynı şeyleri söyledik. Bu ülkenin büyümesi için, 85 milyon Anadolu’da kim varsa, eşit, hür, beraber olması için elimizden geldiğince gayret edeceğiz.

Sorumsuzluk; savaş daveti gibi, imza kampanyası gibi işlerle bitmiyor ki… Boykot yapmaya kalktı ya.  Diyorlar ki: “Şu kahve dükkanını niye boykot ediyorsun?”

“Bilmiyorum,” dedi ya! Şaka yapmıyorum, “bilmiyorum” dedi. Gençler bağırıyordu, “Ben de söyledim,” dedi. Böyle bir izansızlık, böyle bir sorumsuzluk olabilir mi? Bir sürü boykotları var. Bir tane yabancı marka var mı? Türk malını boykot et! Kendi üretimini, yerli malını boykot et! Böyle bir anlayış olabilir mi? “Neden bunu yaptın?” “Aa… o yakınmış, o… vazgeç,” diyor.

Arkadaş, bu ülkede iktidar olma iddiasını ortaya koyduğunu zanneden bir partinin başkanı bu olabilir mi? Ya, ısrarla söylüyorum; ezbere boykot yapan, “Niye bunu yaptın?” dediğinde “Bilmiyorum,” diyen, “O şirket dedik ama sahibi yanlışmış, düzeltiyoruz,” diyen bir adamla bu parti yol yürüyemez. Göreceksiniz, yarın kendi kavgalarına başlayacak. Kendi iç çatışmalarından, sorunlarından zaten nefes alamıyorlar. Tabir caizse, Özgür Bey’in de siyasi ömrünü hep beraber göreceğiz. Biz her şeye rağmen bu iddialara, sorunlara, polemiklere takılmadan kendi yürüyüşümüzü büyüterek, ülkemizin yürüyüşünü büyüterek yola devam edeceğiz. Bakınız daha dün onların kavgası, gürültüsü bir yana, hepiniz gördünüz. Antalya bir foruma ev sahipliği yaptı. Dünyadan 155 ülkenin katıldığı, 21 devlet başkanının, hükümet başkanının olduğu, 6.000’den fazla katılımcının yer aldığı devasa bir yapıdan bahsediyorum. Avrupa’nın dayattığı, hâkim güçlerin dayattığı “Dünyadan başka da alternatifler olurmuş” denen bir fotoğrafı ortaya koydu. Biz ayağa kalkarsak bölge ayağa kalkar. Biz yürürsek bölgemiz yürür. Bunu gösterdik tekrar dünyaya. Sayın Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” demesinin ne kadar kıymetli bir ifade olduğunu bir daha gördük. Dünyanın kalbi, biliyorsunuz, Antalya’da attı. Yakın gelecekte Erzurum’da Ekonomi Forumu toplanacak. Yani Türkiye’nin her tarafı ayağa kalkmaya, her tarafı dünyada söz sahibi olmaya büyük gayret sarf ediyor.

Suriye’de yıllarımızı alan bir kriz yaşandı, büyük sorun yaşandı. Ama artık geride kaldı. Tabir caizse “fırsatlar dönemi” başlıyor. Siyasi olarak, ticari olarak, ilişkiler olarak, sınır güvenliği olarak bir dönem başlıyor. Bir büyük sorun geride kaldı. Yetmedi, Afrika yüzünü bize döndü. Afrika’nın tüm liderleri, Türkiye ile ilişki kurmaya, gelmeye, gitmeye büyük bir heyecan duyuyorlar. Yetmedi, terör Bizim yıllarımızı aldı. Ama terörsüz Türkiye için bir kapı aralıyoruz. Yeni bir sayfa açıyoruz.

Türkiye’de tekrar şehidimizin kanı akmasın diye, anneler ağlamasın diye çok büyük bir adım atıldı. Başta Sayın Bahçeli olmak üzere, Sayın Erdoğan olmak üzere büyük bir bedel ödediler. Tabir caizse risk aldılar. Ve geldiğimiz yerde bir iddia ortaya koydular.

Türkiye’nin ayağındaki prangalardan kurtulalım. Kendi iç bütünlüğümüzü çok iddialı şekilde sağlayalım. Ve yeni dönemde de dünyanın konjonktürü buna müsait Türkiye’nin büyümesine omuz verelim dediler. Bakın, Avrupa’nın krizleri, sorunları, Rusya-Ukrayna savaşı, biten Suriye süreci.  Bakıldığında Türkiye yeni bir sayfa açıyor. Türkiye’nin yarınları, bugünden daha güzel olacak. Biz Gabar’da petrolü bulurken, denizlerimizde doğalgazı bulurken, nükleer santralimiz faz faz açılmaya başlarken bir heyecan yaşıyoruz. Artık farklı bir ülkenin, farklı bir ekonominin, farklı bir demokrasinin iddiasını ortaya koyuyoruz. O yüzden elimizden geldiğince çalışmaya devam edeceğiz. Yok efendim, rüzgâr sert esermiş. Özgür Efendi onu yaparmış. Hiçbir korkumuz yok!

Ne demişler “Rüzgâr sert eserse, bırak söğüt ağacı düşünsün; çınara bir şey olmaz.” İnşallah” dedi.

Haber videosu için TIKLAYINIZ!

Bizi sosyal medyadan takip edin
cografi isaretli yemeklerin tarifleri yapay zeka destegiyle dijitale tasindi wS5BmA5x
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
24 Mayıs, 2026 20:52 tarihinde yayınlandı
0 0

Coğrafi işaretli yemeklerin tarifleri yapay zeka desteğiyle dijitale taşındı

Kastamonu Üniversitesi’nde hayata geçirilen proje ile coğrafi işaretli ve unutulmaya yüz tutmuş yemekler, yapay zeka destekli kurulan internet sitesinde bir araya getirildi. Sitede coğrafi işaretli yemeklerin orijinal tarifleri ve yapay zeka desteğiyle hazırlanan tarifleri vatandaşların hizmetine sunuluyor.

Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde yürütülen projeyle, Türkiye’nin tescilli lezzetleri ve unutulmaya yüz tutmuş geleneksel mutfak kültürü dijital çağın imkanlarıyla bir araya getirildi. TÜBİTAK 2209 öğrenci projesi kapsamında hayata geçirilen proje kapsamında, yapay zeka entegre edilerek kuruşan “Miras Sofrası” isimli internet sitesinde, Türkiye’deki illerin coğrafi işaretli yemeklerinin orijinal tarifleri ve reçeteleri vatandaşların hizmetine sunuldu. Sağlık problemleri ya da beslenme tercihleri farklı olan vatandaşlar ise siteye entegre eden yapay zeka sayesinde coğrafi işaretli yemeklerin alternatif tariflerini öğrenebilecek.

Her ilin coğrafi işaretli yemeği belirlendi

Projeyle ilgili bilgi veren Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serkan Çalışkan, “Kastamonu Üniversitesi olarak UNDES projeleri kapsamında gastronomiyle alakalı birkaç projemiz var. Bunlardan bir tanesi Kültürel Miras projemiz. Kültürel Miras projesi kapsamında her ilin coğrafi işaretli bir yemeğini belirledik ve bunlara ilişkin bir internet sitesi oluşturduk. Kastamonu gastronomik olarak çok köklü bir mirasa ve geçmişe sahip. Bu kapsamda da köyleri dolaşıp, kırsal alanları dolaşıp bu mirası ortaya çıkarmayı planlıyoruz. Bu kapsamda anneannelerden, babaannelerden bu mirasa ilişkin notlar alıp daha sonrasında da bu yemekleri literatüre kazandırmayı, bu yemekleri yapmayı planlıyoruz” dedi.

Kültürel Miras projesinin ilk aşamasında web sitesinde her ilin bir yemeğine yer verdiklerini dile getiren Doç. Dr. Serkan Çalışkan, “Bu yemeklerin sayısını ilerleyen safhalarda çoğaltacağız. Bu yemeklerin videolarını çekeceğiz. Bu yemekleri tattıracağız. İlerleyen aşamalarda internet sitesini daha geniş kapsamlı bir hale getirmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

“Bunu insanlara farklı şekilde sunmayı planladık”

Yaklaşık bir yıllık süreçte tamamlanan projenin detaylarını paylaşan Araştırma Görevlisi Ahmet Tuğrul Karamustafa da, “Multidisipliner bir çalışma ele alarak aslında unutulmuş ve yüz tutulmuş yiyeceklerin ulaşamadığımız reçetelerine rahat bir şekilde ulaşmamız açısından, aynı zamanda günümüzde artık dijital çağda yapay zeka ile entegre ederek bunu insanlara farklı şekilde sunmayı planladık. Bu projemizdeki amaç yiyeceklerin hem normal kendi reçetelerini koymak hem de yemek farklı alerjisi olan insanlar için yapay zeka yemeklerin farklı formatta hazırlanmasına katkı sağlamaktır. Kastamonu banduması dediğimizde hindi etini kullanıyoruz. Bunun orijinal reçetesinde böyle var. Bunun hem hikayesini biz oraya yazıyoruz, yapay zekayı biz içine entegre ettiğimizde hindi eti ya da normal et yiyemeyen insanlar da yapay zekasında alternatif tarifleri öğrenebiliyor. Uygulamayla ilgili geri dönüşlerimizi de yavaş yavaş almaya başladık” diye konuştu.

“Kendi ülkemden baz alarak başlamak istedim”

Projeyi geliştiren öğrencilerden Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğrencisi Vesile İlhan da, Türkiye’nin lezzet mirasını temel alarak bu çalışmaya başladığını belirterek, “81 ildeki yemekleri araştırdım. Bunları nasıl değiştirebiliriz diye düşündüm. Daha sonra da arkadaşımla otururken böyle bir proje geliştirmek istedik ve bunu nasıl ortak yapabiliriz diye düşündük. Arkadaşım sitenin yazılım kısmıyla ilgilendi. Ben de tariflerin araştırılması ve bunları nasıl geliştirebileceğimiz üzerine çalıştım. Daha sonra yapay zekayı devreye soktuk. Bu üçünü birleştirip 3-4 aylık bir çalışma gerçekleştirdik. Sonucundan da memnun kaldığımız sitemiz ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin