Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
01 Temmuz, 2017 14:32 tarihinde yayınlandı
0

Hayvanseverlerden Hükümete Çağrı!

Karabük Hayvan Severler ve Sokak Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Serpil Gülen eski Belediye önünde yaptığı basın açıklamasında hükümete çağrıda bulunarak ‘5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanununda değişiklik yapılması için Orman Su İşleri Bakanlığınca hazırlanan, özellikle sokak hayvanları için SÜRGÜN ve ÖLÜM içeren YASA TASARISI, katliamlara sebep olmadan çekilmeli ve yeniden hazırlanmalıdır’ dedi

Gülen açıklamasında ‘TALEBİMİZ, Bu tasarının, STK lar, akademisyenler, Veteriner Hekimler Odaları ve BARO Hayvan Hakları Komisyonlarının da katılımı ile TEKRAR görüşülüp, ÇÖZÜM odaklı olarak ve sokağın gerçeklerine, eko dengeye, vicdani ve insani koşullara uygun olarak yeniden hazırlanmasıdır.
Bu TASARI KATLİAM maddeleri içermektedir:

  1. Mevcut yasada tüm belediyelerin kısırlaştırma ve bakım merkezi kurması hükmü varken, değişiklik tasarısının 8. maddesinde, nüfusu 100 binden az olan 970 ilçe belediyesinde KISIRLAŞTIRMA merkezi kurulmasına gerek
    görülmemiştir. Bu durumda, kısırlaştırma merkezi olmayan belediyelerce, kısırlaştırılmadan şehir çevrelerine, çöplüklere ve yaban hayatına atılan sahipsiz hayvanlar, oralarda yazın susuzluktan kışın da korunaksız olarak soğuk ve kara mahkum olarak acı içinde can verecekler. Bunun yanında, yaban hayatında yoğun olan KUDUZ hastalığının, evcil olan kedi ve köpeklere geçip, hastalığın bir şekilde insan oturumlu olan şehirlere gelmesine sebep olacaktır. Sayıları da kontrol edilemez biçimde artacağı için, hayvanlar zehirlenip vurularak öldürülecek yasa tasarısının bu maddesi ile KATLİAMLARA sebep olacaktır. Bu tasarının uygulamada getireceği bir diğer sakınca, şu anda bile yasal engel olmasına rağmen, birbirlerine gizlice kedi ve köpek atan belediyeler, tasarının verdiği imkan ile ilçe dışına ve başka şehirlere hayvanları atmayı daha da hızlandıracaklardır. İstanbul gibi bir metropolde bile bu gün yaşanan en büyük sorunlardan birisi, ilçelerin birbirlerine köpekleri atmalarıdır.

Tasarının 3. Maddesinde, “bakım evlerindeki sahiplendirilemeyen hayvanlar, okul, hastane, ibadethane, çocuk oyun alanı gibi toplumun yoğun olarak kullandığı yerler hariç alındığı ortama bırakılır” hükmü ile, hayvanlar dar gelirli ve fakir insanların oturduğu KENAR MAHALLELERE ve şehir dışlarına atılacak, oralarda hayvan sayısı artınca, VATANDAŞ ve zaten öldürmeye hazır olan BELEDİYELER tarafından zehirleme ve KATLİAMLAR başlayacaktır.

.Tasarı MADDE 5 ile, Kanunun 10 uncu maddesi *Ev hayvanı satış yerlerinde ev hayvanı bulundurulamaz, ancak bu yerlerde hayvan üretim çiftlikleri ve BAKIMEVLERİNDEKİ HAYVANLARIN SATIŞI yapılabilir.” şeklinde değiştirilmiştir. Petshoplarda ev hayvanı bulundurulamaz derken, üretim çiftlikleri ve belediye bakımevlerinde bulunan sahipsiz hayvanların katalogdan satışı yapılabilir hükmü getirilmiştir. Sahipsiz hayvanlar üzerinde deney yapılamayacağı için, barınaklardaki sahipsiz hayvanların satış adı altında sahipli konuma getirilip, İŞKENCELİ DENEYLERE yollanmasının önü açılmıştır.

Bu gün yurdumuzda, sahipsiz hayvanlara karşı asıl kötü muamele ve eziyet, büyük ölçüde belediyeler tarafından yapılmaktadır. Tasarıda, öldüren, zehirleyen, ormana dağa kırsala atan, bakımevlerinde aç susuz pislik ve hastalıkla gelen ölümlere mahkum eden belediyeler için bir YASAL YAPTIRIM getirilmemiştir. Kanun Türk Ceza Kanunu kapsamına alınırken, belediyelerin uygulamaları da mutlaka bu kapsamda yer almalıdır. Şahıslardan hayvanlara zulüm ve işkencede verilen cezalar ise zaten yeterli biçimde caydırcı değildir.

Ev hayvanlarının sayısı ve durumu ise, tepkiyi önleme açısından çıkacak yönetmelikte belirlenerek, 24. Dönem TBMM Çevre Komisyonunda konuşulduğu gibi bakılan hayvan sayısına mekan ve sayı sınırlaması getirilmesi hedeflenmektedir. Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığının ev hayvanlarının kimliklendirilmesi yönetmeliği de buna hizmet etmektedir.Bu durum, hayvanların felaketi olacağı gibi, sokak hayvanı sayısını hızla artıracaktır. Hayvanını vermek istemeyen insanlar ile kurumlar arasında ciddi sorunlar yaşanacaktır. Hayvan haklarının yanında insan hakları da ihlal edilmiş olacaktır. Bu nedenle, evlerdeki sahipli hayvanların durumu kanunla güvence altına alınmalı, yönetmeliklere bırakılmamalıdır.

Ayrıca tasarının diğer maddeleri de aynı şekilde çelişkiler ve vahim yanlışlar içermekte; üretim, satış, yasa dışı ithalat, hayvanat bahçeleri, deney, sirkler, av, yunus parkları, yük ve binek hayvanları vb. gibi temel konularda hayvanları koruma kanunuyla yasaklanması gereken hususlar da bu tasarıda daha da geliştirilmiş olarak yer almaktadır.

‘Kısaca İnsanla iç içe yaşayan hayvanların artık varlığını insansız sürdürmesi düşünülemez.
Sahipsiz sokak hayvanı yoktur.
O hayvanların sahibi devlettir. Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesine göre de bütün hayvanların insanca bakılma gözetilme ve korunma hakkı vardır. Ve hayvanlara fiziki ve psikolojik acı verecek tıbbi ticari bilimsel deney yapılamaz. Hayvan hak sahibi olan bir varlıktır. 2 Ekim 1997’de Üye Devletlerce imzalanarak Mayıs 1999’da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması ile hayvanların duygulu varlıklar olduğu benimsenmiştir.Hiç bir hayvan kaderine terk edilemez.Yaşam hakkı tüm hakların üzerinde korunması gereken en kutsal haktır’ dedi

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
sadece 20 gun suruyor gumushanedeki o vadi sariya boyandi WnYRRcZt
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Haziran, 2026 12:00 tarihinde yayınlandı
0 0

Sadece 20 gün sürüyor; Gümüşhane’deki o vadi sarıya boyandı

Gümüşhane’nin merkeze bağlı Sarıçiçek vadisi, adını veren sarı çiçeklerin açmasıyla eşsiz bir doğa manzarasına ev sahipliği yapmaya başladı. Deniz seviyesinden 2 bin 80 metre yükseklikte bulunan bu büyüleyici havza, sadece 20 gün süren görkemli açış dönemiyle yerli ve yabancı doğaseverleri ile fotoğrafçıları kendisine çekiyor.

Gümüşhane’nin merkeze bağlı Ardıç, Akhisar, Demirören ve Sarıçiçek köyünü içinde bulunduran vadi, sarı çiçeklerin açmasıyla bugünlerde kilometrelerce uzanan eşsiz bir doğa manzarasına ev sahipliği yapmaya başladı.

Deniz seviyesinden 2 bin 80 metre yükseklikte konumlanan bu büyüleyici vadi sarı çiçeklerin sadece 20 gün süren o kısa ama görkemli açış dönemiyle yerli ve yabancı doğaseverleri ve fotoğrafçıları kendine çekiyor.

Havaların bölgede soğuk ve yağışlı gitmesi sebebiyle bu yıl yaklaşık 20 gün gecikmeli başlayan görsel şölen, ziyaretçilerine unutulmaz anlar sunuyor. Tarihi köy odalarıyla ünü Türkiye sınırlarını aşan Sarıçiçek köyünün yayla ve dağlarından süzülen berrak sular, iki tarihi köprünün de yer aldığı vadide birleşiyor.

Yöre sakinlerinin “At ayağı” olarak adlandırdığı bu özel sarı çiçekler, özellikle derenin oluşturduğu minik mendereslerde ve çayırlarda yoğun olarak açıyor. Bu çiçeklerin solmasının ardından ise bölge farklı renkteki çiçeklerle yeniden canlanarak dört mevsim boyunca ayrı bir güzellik sergiliyor.

Sarıçiçek Vadisi’ni görmek için ilk kez bölgeye gelen ziyaretçilerden Mehmet Kaçan ise havzanın büyüleyici bir atmosfere sahip olduğunu belirtti. Vadideki renk tonlarının etkileyiciliğine değinen Kaçan, “Burası Gümüşhane merkezine yakın, ulaşımı oldukça kolay ve düz bir yola sahip. Dağların arasında muazzam bir sarı vadi ile karşılaştım. Normal şartlarda havalar sıcak gitseydi çiçekler tamamen açmış olacaktı ancak havaların soğuk olmasından ötürü yeni yeni açmaya başlamış. Bu haliyle bile yeşille sarının uyumu, temiz havası ve vadinin genişliği insanı çok etkiliyor. İlk defa gelmeme rağmen bölgeyi çok beğendim, herkesin bu doğa harikasını görmesini tavsiye ederim” diye konuştu.

Bu yıl yaklaşık 20 gün gecikmeli başlayan görsel şölen

Akhisar köyü önceki dönem muhtarı Mahmut İslamoğlu, bölgenin 4 köyün ortak havzası olduğunu belirterek, “Burada Ardıç köyünden başlayarak Sarıçiçek yaylalarına kadar uzanan grupta dört parça köy yer alıyor. Bu vadi boydan boya yeşilliklerle ve sarı çiçeklerle kaplanıyor. Çiçeklerin vadide kalma süresi tamamen mevsim şartlarına bağlı olarak değişiyor; bazen 10 gün, bazen 15 gün kalıyor. Bu sene hava şartları çok yağışlı ve soğuk gittiği için süreç yaklaşık 20 gün geriden geliyor. Gün dönümü arefesine girdiğimiz bu günlerde mevsim ancak kendini gösterdi. Son yıllarda medyanın ilgisiyle buraya talep çok arttı. Hafta sonları insanlar çoluk çocuğuyla gelip nehir kenarında çayını içiyor, dinleniyor” dedi.

Tarihi köprülerin çevresinde açan sarı çiçekler, geçmişin izlerini doğayla buluştururken, Sarıçiçek Vadisi bu sürekli değişen ve yenilenen yapısıyla doğa tutkunları için yılın her dönemi cazip bir destinasyon olmayı sürdürüyor.

Bizi sosyal medyadan takip edin