Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Temmuz, 2024 04:30 tarihinde yayınlandı
0

Hasadı başlayan Taşköprü sarımsağı, 40 ila 130 lira arasında satılıyor

Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde Avrupa Birliği tarafından tescillenen Taşköprü sarımsağının hasadı devam ediyor. Tezgahlarda da yerini almaya başlayan sarımsak, boyutuna göre 40 ila 130 lira arasında satılıyor.
Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağının Kastamonu’nun Taşköprü ilçesindeki hasadına başlandı. Lezzeti ve içerdiği selenyum oranıyla dünyada ün kazanan Taşköprü sarımsağının tarlalardan toplanması için yoğun mesai harcanıyor. Kastamonu’da 5 bin ailenin geçim kaynağı olan Taşköprü sarımsağı, bu yıl 24 bin dekar alanda yetiştirildi. Taşköprü sarımsağı için Kastamonu Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından hasat etkinliği düzenlendi. Taşköprü’nün Yukarıçayırcık köyünde gerçekleştirilen tarla gününe Kastamonu Valisi Meftun Dallı ile AK Parti Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Fatma Serap Ekmekci katıldı. Vali Dallı, beraberindeki protokol üyeleriyle, Taşköprü ilçesinde sarımsak tarlasında çalışan çiftçileri ziyaret etti, tarlada çalışan kadınlarla birlikte hasat yaptı.
Taşköprü sarımsağından yiyen Vali Dallı, özellikle yemeklerde kullanılan Taşköprü sarımsağının sağlık açısından çok faydalı bir ürün olduğunu belirtti. Taşköprü sarımsağının Kastamonu’nun en kıymetli ve tescilli ürünlerinden biri olduğunu söyleyen Vali Dallı, Kastamonu’nun çok kaliteli bir sarımsağa sahip olduğunu kaydetti. Vali Dallı, “Dünyanın en iyi sarımsağı olduğunu ben demiyorum gurmeler söylüyor. Lüks otellerde en çok aranan ve insanların en çok sevdiği sarımsak” dedi.
“Soğuk hava deposu yapılırsa daha uzun süre sarımsak satışa sunulabilir”
Türkiye’de şu anda 120 bin dekarlık alanda sarımsak ekildiğini söyleyen Vali Dallı, “Bunun 27 bin dekarı Kastamonu’da, onun da 23 bin dekarı Taşköprü’de ekiliyor. Dekarda 800 ile 1200 kilo civarında bir ürün alınıyor. Eksik olarak soğuk hava deposu var. İnşallah işadamlarımızdan Taşköprülü hemşehrilerimiz ve birliğimiz vasıtasıyla, Tarım ve Orman bakanlığımızın desteği ile bir soğuk hava deposu yapılırsa daha uzun süre sarımsak satışa sunulabilir” diye konuştu.
Kastamonu Milletvekili Halil Uluay ise, “Taşköprü sarımsağının diş rengi pembemsidir. Sarımsağı açtığımızda çıkan sıvı dünyada tespit edilmiş en iyi antioksidandır. Tüm vatandaşlarımıza manavlardan sarımsak alırken bu özellikleri aramalarını tavsiye ediyorum” diye konuştu.
Kadınların sarımsak sökümünde ve dikiminde büyük emeklerinin olduğunu belirten Kastamonu Milletvekili Fatma Serap Ekmekci de, “Beyaz altınlar gün yüzüne çıkıyor. Burada unutulmaması gereken en önemli şey bu işin dikiminden hasadına kadar baştan sona kadın emeği. Bunun için ben kendilerine ayrıca teşekkür etmek istiyorum” şeklinde konuştu.
“Şu anda en iyisi 120-130 lira civarında”
Taşköprü sarımsağının 120 ila 130 lira arasında satıldığını söyleyen Taşköprü Sarımsak Üreticileri Birliği Başkanı Abdullah Eligüzeloğlu da, “Taşköprü sarımsağı Mart ayında dikilir, Temmuz ayında hasat yapılır. Doğal şartlarda 10 ay muhafaza edilir. Raf ömrü en uzun olan sarımsaktır. Mayıs ve haziran ayında piyasada Taşköprü sarımsağı bulunmaz. Bu yıl yine bereketli bir hasat bekliyoruz. Bizim sarımsağımız kalitesi ile ön plana çıkıyor. Bu sene 25 bin ton civarında sarımsak beklentimiz var. Şu anda en iyisi 120-130 lira civarında, en küçüğü de 40 lira civarında gözüküyor. Şu anda bu fiyat normal ama değişebilir” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin