USD49,56+%0,10EUR55,77+%0,12ALTIN6.633,21−%0,03
İA

GÖRDÜK İŞİTTİK SÖYLÜYORUZ

Kardemir 22 Ekim Perşembe günü olağanüstü seçimli genel kurula giderken, şirkette yaşanan yönetim değişiklikleri ve kulis bilgileri aktarılıyor. Yazıda ayrıca Yargıtay'dan gelen beraat kararı, Nasreddin Hoca'nın bir fıkrası ve Karabük Postası'nın 71. yılı ele alınıyor.

18 Ekim 2026, 12:335 dk okuma
Haberi dinle
0:00/~7 dk

YARINA BIRAKILIR DA YANINA BIRAKILMAZ

Kardemir 22 Ekim Perşembe günü olağanüstü seçimli genel kurul yapıyor.

Önceki yönetim kurulu başkanı İsmail Demir’in alavereli-dalavereli istifa ettirilmesinin ardından bir şeylerin olacağı biliniyordu.

Şimdi çok şeyler olacak belli ki.

Bildiğimiz ve kulislere yansıyana göre emanetçi yeni listede yok.

Şirket kurulduğundan bu yana, etinden, sütünden, iliğinden nemalanan Güleç’de olmayacak muhtemelen.

Hatta geçtiğimiz hafta yaşanan Karçimsa olayından sonra kesin gibi.

Çayın taşı ile kuşunu vurup, ticaret yapma devri kapanıyor gibi.

Kardemir’in haberi olmadan Karçimsa’nın hisselerinin alınması bir şeydi, şimdiki gelişme çok şey.

Kardemir’de bu güne kadar hep bir el fotoğrafın ışıklı yüzünü gösterdi.

Ucuzca nemalananları saymaya kalkarsak ohooo.

Yönetim birden bire olağanüstü genel kurul kararı aldı.

Emanetçinin kendisini oraya getirenlere karşı ikircikli tavırların bu kararın asıl nedenlerinden olduğu ifade ediliyor.

Her şey bir kenara, önceki yönetim kurulu başkanı İsmail Demir’in Nisan 2025 deki mali genel kurulda yaptığı ve yazılı metinde olmayan;

“Şirket zarar ederken, yönetenlerin şirketleri kâr etmiş.” Sözleri.

Bir kenara biz not ettik.

Sonra öyle oldu-böyle oldu(!) hedefler açıklayan adam istifa etmek zorunda kaldı.

Şimdi perşembeye bakacağız.

Perşembeye basarken Karçimsa’yı da akıllarınızda tutun.

Hani bazı şeyler vardır?

Yarına bırakılır da yanına bırakılmaz.

Bakmayın siz kırmızı montlarla zoraki verilen pozlara.

BERAAT

Gündemin yoğunluğundan bir türlü bakamadık.

Ama Yargıtay’dan gelen bir beraat kararı, adaletin “karanlıkta da gördüğünü” hatırlattı bize.

AKP il başkanı iken kendisine hakaret ettiğimiz gerekçesi ile bulunduğu suç duyurusu sonrasında hakkımızda açılan hakaret davasında beraat ettik.

İsmail Altınöz davayı ısrarla takip ettirdi avukatlar aracılığı ile.

Biz ise kendi kendimizi savunduk.

Beraat ettikçe bir üst mahkemeye taşıdı.

Son noktayı Yargıtay koydu.

Yine beraat.

Biz beraat ettik.

O bunalıma girdi yalvarmaları ile il koordinatörü yapıldığı Kastamonu belediyesini CHP’ye kaptırttı.

Kastamonu’yu kaptırttı ama Kardemir’deki hukuk ayağını kaptırmıyor kimseye.

Fazla söze gerek var mı?

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.”

YEMEĞİN BUĞUSUNA AKÇENİN SESİ

Bir yerde gördük.

Hoşumuza gitti.

Siz de bilin istedik.

“Nasreddin Hoca Akşehir’de kadılık görevini yürütürken karşısına iki adam çıktı. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakirdi.

Aşçı:

– Hocam! Ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından yemeğin buğusu çıkıyordu. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Yiye yiye koca bir somunu bitirdi. Ondan yediği fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.

Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire döndü:

– Doğru mu bunlar?

– Evet doğrudur hocam.

– Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.

Zavallı fakir, kadı efendiye karşı gelemedi içinde üç beş akçe bulunan para kesesini uzattı.

Hoca bu sefer aşçıyı çağırdı yanına. Keseyi aşçının kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başladı. Sonra da:

– Haydi aldın işte alacağını.

Aşçı şaşkınlıkla sordu:

– Nasıl olur? Paramı vermediniz henüz.

Hoca cevap verdi:

– Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan, akçenin de sesini alır…”

Etrafınıza bir bakın?

Ama dikkatlice.

Var mı bunlardan?

KARABÜK POSTASI ŞİMDİ 71 YAŞINDA.

Nerede fotoğrafla sayfa doldurmak?

Hurufat başlık, entertip ya da linoteyp’te kurşun dizgi.

Espas düşmez, harf yetişmez, yazı sığmaz.

Mürettip senin başlığını sığmadı diye kafasına göre kırpar.

Haberde tatlı bir telaş.

Kasım abi öğle arasında teksir kağıda antika daktilosu ile yazılmış manşet haberleri getirir.

Zaman zaman Tuncer ağabey dizginin başında.

Kesif bir kurşun kokusu, dizginin kollarının homurtusu.

Taş devrinden değil, 80’lerden bahsediyorum.

Gazeteciliğin gazetecilik, adamlığın adamlık, kalemin namusunun namus sayıldığı gönlerden.

Atilla abinin şiir ve kompozisyon yarışmaları.

O günün şartlarında Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünden aldığımız Anadolu basını mizanpaj ödülleri.

Ne günlerdi be.

Muammer abiden haber atlatması sonrası yediğimiz gollerin öğretiye dönüşmesi.

Vallahi billahi güzel günlerdi.

Karabük Postası şimdi 71 yaşında.

Bu günlere getirenlere rahmet, emanetçilerine başarı dileklerimizle.

DUYMAZLIKTAN GELMEKLE AHTAN KURTULAMAZSINIZ

Boşuna liyakat demiyoruz.

Kamu hizmeti yapılırken kaynakların da en verimli şekilde kullanılması, hizmetin kesintisiz sahibine ulaşması için önemlidir.

Siyasiler Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki şikayetlere kulak tıkaması onların sorunu.

Ahan da ameliyathaneleri su bastı.

Kaç gün 2 ameliyathane çalışabildi o da acil hallerde.

Adam kayırmacılığın, tutanak baskılarının altında gelinen nokta.

İyi ki borular delinmiş.

Ya patlama yaşansa idi?

İş barışını olmadığı, insanlara eşit yaklaşılmadığı, tutanak sopasının sürekli personelin kafasında sallandığı bir ortamda nasıl huzurlu bir çalışma beklersiniz ki?

Klinikleri tahta kurusu basmış.

Röntgende çalışan sayısı düşürüldüğü için sıralar uzamış.

Tıbbi sekreter verilmediği için hekim hasta ile kapışmış.

Umurlarında mı sanki?

Koltuklar dursun.

Allah ızdırap içerisinde şifa arayanların ahından korusun sizi.

Bu liyakatsiz iş bilmezlere kol-kanat geren siyasiler, siz de dahil.

FİLYOS FİLYOS

Allah nur göllerinde yatırsın.

1980’li yılların ikinci yarısında tanıdık kendisini.

Milliyetçi, çalışkan, işinin ehli.

Hatta alanında dünya markası bir isimdi.

O zamanlar doçentti.

Celalettin Sencer İmer Beyefendiden bahsediyoruz.

Türkiye Demir Çelik İşletmeleri Genel Müdürü, Kardemir Yönetim Kurulu Başkanı.

1989 grevi esnasında yakınlaştık.

1994 yılında kapatma ya da özelleştirmeye karşı birlikte mücadele ettik.

Şimdilerde birileri haberi Filyos Limanı diyor ya.

Sencer İmer için Filyos Ülkü idi.

Hiç unutmam.

Hasret TV de Yeri Geldikçe adlı bir haber programını haftalık hazırlıyor ve sunuyorum.

Konuğumuz oldu, konu sadece Filyos Limanı idi.

Arka fonda iyi çalışılmış projeler.

2.5 saat boyunca parıltılı gözler ve heyecanla anlattı.

Araya girmeye bile fırsat bulamadık.

Program bitti, uğurladık.

Bizim çocuklar telefon var dediler.

Ahizenin diğer ucundaki ses Kamil Güleç.

Sencer Hoca Yönetim Kurulu Başkanı, Güleç Yardımcısı.

Aşağılayıcı, alay eder sesle “O hayalperest ne anlatıyor*” Diye sordu.

Çoğu programda anlattık bu diyaloğu.

Şimdi Filyos diyorlar değil mi?

Rahmetli Prof. Dr. Sencer İmer’in hayallerine bile 30 yıl sonra gelenleri iyi izleyin.

Ulaştırma Bakanı merhum Ömer Barutçu’nun Filyos’ ta Kardemir’e tahsis ettiği araziler kim zamanında, niye iade edilmiş ona bakın.

O zamanlar hayal dedikleri yerde şimdi kendi şirketleri için niye yatırım peşindelermiş basın?

Ve dönün birde Kardemir Eski Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Demir’in Nisan 2025 teki mali genel kurulda söylediği söze bakın.

“Kardemir zarar ederken burayı yönetenlerin şirketleri kar etmiş.”

Değil mi?

Hadi yalan deyin.

Çayın taşı, çayın kuşu ha?

İyiydi değil mi?

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır. Kaba ve kişisel saldırı içeren yorumlar yayımlanmaz.

Henüz yorum yok.

İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.