Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Eylül, 2024 12:30 tarihinde yayınlandı
0

Genç Osmanlı dönesine ait dev erzak küpleri gün yüzüne çıkarıldı

Tokat’taki Gök Medrese’nin restorasyonu sırasında, Genç Osmanlı dönemine ait 6 erzak küpü gün yüzüne çıkarıldı.
Tokat’ın kent meydanında bulunan ve 1275 yılında Muineddin Pervane Süleyman tarafından yaptırılan tarihi Gök Medrese, kapsamlı bir restorasyon sürecine girdi. Anadolu Selçuklu mimarisinin en seçkin örneklerinden biri olan yapı, iki katlı, iki eyvanlı, ortası açık avlulu ve revaklı planıyla dikkat çekiyor. Turkuaz renkteki çinilerle göz kamaştıran Gök Medrese, döneminin sanat ve mimari anlayışını yansıtan önemli bir eser olarak biliniyor. Tarihi boyunca çeşitli işlevler üstlenen yapı, medrese, akıl hastanesi ve bir bölümü türbe olarak kullanıldı. Daha sonra Tokat Şehir Müzesi olarak hizmet veren Gök Medrese, şimdi ise aslına uygun olarak restore edilerek geleceğe taşınacak.
Devasa küp bulundu
Restorasyon çalışmaları sırasında, Gök Medrese’nin bahçesinde yapılan kazılarda devasa erzak küpleri gün yüzüne çıkarıldı. Toplamda 6 adet olan bu küpler, restorasyonun ardından Musluağa Köşkü bahçesinde sergilenecek. Gök Medrese’nin restorasyonu ve bu değerli buluntuların sergilenmesi, Tokat’ın tarihine ışık tutmaya devam ediyor.
“Pişmiş topraktan yapılmıştır”
Küplerin Genç Osman döneminde yağ ve kuru gıdaların saklandığı depo olarak kullanıldığını söyleyen Tokat Vakıflar Bölge Müdürü Sebahattin Erdoğan, “Muineddin Süleyman Pervane tarafından 1275 yılında yaptırılan taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli olan Kültür ve Turizm Bakanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyeti ve koruması altında bulunan Tokat Gök Medrese’nin restorasyon sürecinde çevre düzenleme çalışmaları kapsamında Sivas Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunun almış olduğu karar gereği müze refakatinde yaklaşık 6 ay süresince kazı çalışması yapılmıştır. Gök Medrese bahçesinde yapılan kazı çalışmasında Genç Osmanlı dönemine ait olduğu düşünülen 6 adet erzak depolama küpü açığa çıkarılmıştır. Genç Osmanlı dönemine ait olan pişmiş topraktan yapılmış küplerin üzerinde kalın yiv bezemeler, büyüklü küçüklü rozet süslemeler ile çentik bezemeler gibi süslemeler bulunmaktadır. Kazı çalışması sonucunda açığa çıkan küpler bölge müdürlüğümüzce Mevlevihane Vakıf Eserleri Müzesi bahçesinde koruma altına alınmıştır. Küpler için hazırlanan sergi platformu tamamlandığında Mevlevihane Vakıf Eserleri Müzesi içerisinde bulunan Musluağa Köşkü bahçesinde ziyarete açılacaktır” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin