Gelin ve kaynana yuvalarının yıkılışını üzüntü içerisinde izledi - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
10 Ekim, 2023 11:05 tarihinde yayınlandı
0
0

Gelin ve kaynana yuvalarının yıkılışını üzüntü içerisinde izledi

Depremin vurduğu Hatay’da birlikte yaşadıkları ağır hasarlı evlerinin yıkımını acı içerisinde izleyen gelin ve kaynana gözyaşlarına hakim olamadı.
Kahramanmaraş merkezli depremlerin vurduğu Hatay’da ağır hasarlı binaların yıkım ve enkaz kaldırma çalışmaları sürüyor. Antakya ilçesi Doğanköy Mahallesi’nde ise yıkım gözyaşına neden oldu. Depremden önce uzun yıllar geliniyle aynı evi paylaşan Keyli Diboğlu, yıllarını geçirdiği yuvasının yıkılışını gelini Sabahat Diboğlu ile birlikte izledi. Evlerinin yıkılışında acı dolu anlar yaşayan gelin ve kaynana, alışılmışın dışında bu kez birlikte gözyaşı döktüler.

“Ben 21 yıldır, kayınvalidem 30 yıldan fazla süredir burada yaşıyordu”
Yuvasının yıkılışını üzüntü içerisinde izlediğini belirten Sabahat Diboğlu, “Kayınvalidem ve kayınbabamın evleriydi, bizler de beraber oturuyorduk. Ben 21 yıldır, kayınvalidem 30 yıldan fazla süredir burada yaşıyordu. Çocuklarımız burada doğup, büyüdü. Benim kızım bu evden gelin oldu, şu anda sadece acı var. Çok üzüntülüyüz, herkes gibi. Rabbim bu acıyı kimseye yaşatmasın. Deprem günü kıyamet koptu, dünyanın sonu geldi dedik. Burada anılarımız, her şeyimiz gidiyor. Geçmişimiz, çocuklarımızın anıları gidiyor. Şu an acılarımızı izliyoruz burada” dedi.
Keyli Diboğlu’da yıllarını geçirdiği yuvasının yıkılmasından dolayı üzüntülü olduğunu söyledi. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
okullardaki siddet derin bir toplumsal sorunun yansimasi 1TVMEDAR
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
18 Nisan, 2026 00:22 tarihinde yayınlandı
0
0

“Okullardaki şiddet derin bir toplumsal sorunun yansıması”

Psikiyatri Uzmanı Dr. Cengiz Çelik, son dönemde okullarda art arda yaşanan silahlı saldırıların yalnızca bireysel şiddet olayları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür olayların daha derin bir toplumsal krize işaret ettiğini söyledi.

Bu tür olayların bireysel patolojilerin ötesinde ele alınması gerektiğini vurgulayan VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Çelik, “Okullarda yaşanan bu olaylar, toplumsal yapıda biriken sorunların dışavurumu olarak değerlendirilmelidir” dedi.

“Görünmezlik ile görünür olma arzusu çatışıyor”

Saldırıların arka planında çoğu zaman yoğun bir değersizlik hissi ve dışlanmışlık algısının bulunduğunu ifade eden Uzm. Dr. Çelik, “Fail profillerinde sıkça, ‘görünmez olma hissi ile görünür olma arzusu’ arasında bir çatışma görülmektedir. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde kimlik gelişiminin kırılgan yapısı, bu tür uç davranışlara zemin hazırlayabilir” diye konuştu.

“Sadece bireysel değil, toplumsal bir mesele”

Bu olayların yalnızca bireysel psikopatolojiyle açıklanamayacağını dile getiren Uzm. Dr. Çelik, sosyolojik faktörlerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Çelik, “Günümüzde artan yalnızlık, yoğun rekabet baskısı ve sosyal medya üzerinden sürekli karşılaştırılma hali gençler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Okullar ise giderek sadece akademik başarıya odaklanan yapılar haline gelirken, duygusal ve sosyal gelişim çoğu zaman geri planda kalıyor” dedi.

“Şiddetin normalleşmesi risk oluşturuyor”

Medya ve dijital platformlarda şiddetin estetize edilmesinin önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Çelik, “Kimlik arayışı içindeki gençler bu tür eylemleri bazen ‘iz bırakma’ ya da ‘mesaj verme’ aracı olarak algılayabiliyor” şeklinde konuştu.

“Aidiyet duygusu zayıflıyor”

Okulların güvenli ve kapsayıcı alanlar olması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Çelik, “Akran zorbalığı, sosyal dışlanma ve zayıf öğretmen-öğrenci ilişkileri, gençlerin aidiyet duygusunu zedeliyor. Aidiyetin kaybolduğu ortamlarda ise öfke, yabancılaşma ve düşmanlık duyguları gelişebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Çözüm için çok yönlü yaklaşım şart”

Sorunun çözümü için bütüncül bir yaklaşım gerektiğini belirten Uzm. Dr. Çelik, şu önerilerde bulundu:

“Okullarda psikososyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli, psikolojik danışman sayısı ve etkinliği artırılmalıdır. Risk altındaki bireyleri erken tespit edecek sistemler kurulmalı, aileler çocukların duygusal ihtiyaçlarına daha fazla odaklanmalıdır. Medya ise şiddeti sansasyonel biçimde sunmak yerine bilinçlendirici bir dil benimsemelidir.”

“Toplumun aynasına bakmalıyız”

Bu tür olayların yalnızca bireysel suçlar olarak görülmemesi gerektiğini anlatan Uzm. Dr. Çelik, “Okullarda yaşanan silahlı saldırılar, aslında çok daha önce sessizce biriken kırılmaların yansımasıdır. Bu olaylar, toplum olarak görmemiz gereken gerçekleri ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin