Reklam verBu alanda reklamınızı yayınlayın4 Ocak 2023 tarihli, "Şirket Kültürü ve Yönetim Anlayışı" başlıklı köşe yazımda; insan odaklı ve obje odaklı yönetici profilini irdelemiştim.
Bu yazımda, sizlere, ilginç bir örnekle, obje odaklı yönetim anlayışında ısrarla devam eden şirketlerin, emekçilerini nasıl mutsuz ettiğini anlatmaya çalışacağım. Vereceğim örnek emeklisi olduğum kendi şirketimle ilgilidir.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Anadolu'da,1856'da ilk telgraf sistemini ve 1881'de ilk telefon hattını kuran şirketim Siemens. Ülkemizde tam 167 yıldır varlığını sürdürüyor. 1847 yılında Werner von Siemens tarafından Berlin'de temeli atılan Siemens; ülkemizde 3 bini doğrudan olmak üzere 40 bin kişiye istihdam sağlıyor. Siemens 200 ülkede faaliyet gösteren bir dünya devi.
Ben, Siemens'e 1985 yılında girdim. Şirket o yıl ülkede büyük bir telekomünikasyon projesi işini üstlenmişti. Birkaç arkadaşımla birlikte projenin ölçü ve kontrol mühendisliği işini yürütüyorduk. Ülkemizde, o dönemde telekomünikasyon alanında Siemens rakipsizdi. İnsan odaklı, çok değerli yöneticilerle çalışıyorduk. Firmamıza büyük bir aidiyetle bağlıydık. Olağanüstü bir gayretle çalışıyorduk. Emeğimizin karşılığını aldığımız için mutluyduk.
Dönemin vizyon sahibi yöneticileri; 1972 yılında Siemens Emekli ve Yardımlaşma Vakfını kurmuşlar. Amaç, çalışanlarına malûliyet ve ölüm tazminatları ödemek, aylık emekli maaşı bağlamak, mesken sahibi olmaları için kredi desteği vermek ve grup sağlık sigortası yaptırmak olarak belirlenmişti. İşe girişte vakfa üye olmak zorunluydu, yada bize öyle söyleniyordu. Maaşlarımızdan her ay belirli bir oranda vakıf için kesinti yapılıyordu. İleride ikinci bir emekliliğiniz de buradan olacak, SGK nın verdiği maaşın iki üç katı vakıf maaşı alacaksınız deniyordu. Gerçektende, ilk yıllarda emekli olan büyüklerimiz çok güzel maaşlar aldılar.
Ne olduysa son 10 yılda oldu. İnsan odaklı, vizyon sahibi yöneticilerin yerine gelen obje odaklı olarak tanımladığımız yöneticiler, 50 yıldır varlığını sürdüren, ülkenin en güçlü vakfını, biz üyeler açısından bakıldığında maalesef arzu edildiği gibi yönetemediler. Üyelerden kesilen aidatlarla ve şirket katkısıyla alınan, vakıf üzerine kaydedilen taşınmaz varlıkların tamamı bu yönetim tarafından hızla elden çıkarıldı. Bunlardan ikisi şu anda İstanbul'un göz bebeği durumundaki Galataport Limanın tam karşısındaki merkez binalarımızdı. Alanlar buraları otel yaptılar. Galataportun bölgede rayiç değerleri katlaması nedeniyle bu otellere paha biçilemiyor. Bölgeye liman yapılacağı çok önceden belli idi! Buna rağmen, geçerli bir neden de olmadan satıldılar. Yönetim bunu öngörememiş olabilir mi? Üyeler gayrimenkullerimiz neden satıldı? diye sorduğunda
"Ekonomik ömürlerini tamamlamışlardı" şeklinde tuhaf bir yanıt verildi. Sürekli değerini katlayan bir gayrimenkulun ekonomik ömrünü tamamlamasından söz edilebilir mi?!
Yeni üye kaydedilmediği için vakfın sürdürülebilirliği yönündeki en büyük girdi de ortadan kalkmış oldu. Gelir getirici yatırımlar yapmak gibi bir vakfın ayakta kalmasına yönelik işlere ise hiç girişilmedi. Üyelere ait olan bankalardaki para, taşınmazların satışından gelen para ile birlikte sadece faizde, fonda tutuldu. Ülkedeki yüksek enflasyon nedeniyle, doğal olarak hızla eri(til)di.
Tam 4 yıl ülkedeki yüksek enflasyona rağmen maaşlara zam yapılmadı. Zam yapılan yıllarda ise; enflasyonun çok altında kalındı. Çok sayıda emeklinin maaşı asgari ücretin yarısına, hatta daha da altına düşmüş oldu. Yüzlerce insanın emeği, alın teri, umutları adeta yok sayıldı.
2023 yılı için ücretlere zam yapılmaması ise bardağı taşıran son damla oldu. Kendi aralarında örgütlenen emekliler; 19 Ocak 2023 tarihinde haklarını aramak ve yönetimi protesto etmek için, ellerinde pankartlarla Siemens'in İstanbul, Kartal'daki fabrikasının önünde toplanmak zorunda kaldılar. Bu eylem basında geniş yer buldu. Fakat yönetim, ısrarla duyarsız kalmaya devam ediyor. Vakıf Üyeleri sorunlarını Siemens AG, Almanya üst yönetimine de defalarca iletmelerine rağmen oradan da bir sonuç alamadılar. "Siemens Vakfı Üyeleri" talepleri karşılanana kadar eylemlerine devam etmekte son derece kararlılar. Özellikle, gayrimenkullerinin zamansız satışından kaynaklanan zararlarının; Siemens AG tarafından karşılanmasını, ve yapılmayan ücret artışlarını talep ediyorlar. Çok büyük bir çoğunluk ise vakıftaki birikimlerinin güncel değeriyle kendilerine verilmesini istiyor.
2023 yılı sonuna kadar Bireysel emeklilik sistemi, BES’e aktarılması beklenen 50 kurum çatısı altında, yaklaşık 300 bin kişinin, 40 milyar liralık emekliliğe dönük birikimi olduğu tahmin ediliyor. Bunlardan biride "Siemens Emekli ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı" Çeşitli nedenlerle, çoğunlukla da yönetim zaafiyetleri nedeniyle sürdürülebilirliğini yitiren emeklilik vakıfları için BES bir fırsat olarak görülse de; bu geçiş üyeler adına çok kolay olmayacak!. Çalışma yaşamları boyunca 25/30 yıl, hatta daha fazla prim ödeyen insanların birikimlerinin günümüz değerleriyle aktarılması konusunda sıkıntılar yaşanacağını düşünüyorum. Bizim durumumuzda başka vakıflar var mıdır? bilmiyorum! Bildiğim kadarıyla banka vakıflarının durumu gayet iyi. Onlar BES sistemine geçmek istemiyorlar. Başlıkta da yazdığım gibi; bu ülkede emekçinin hak arama mücadelesi maalesef hiç bitmeyecek!
Reklam verBu alanda reklamınızı yayınlayın