MİLLETE SOĞAN EKMEK, VEKİLE UCUZ KÜLBASTI!
Türkiye'de milyonlarca vatandaş geçim sıkıntısı çekerken, Meclis lokantasındaki ucuz yemekler ve milletvekili maaşları arasındaki uçurum tartışma yaratıyor. Asgari ücretli ve emekliler ekonomik krizle boğuşurken, fedakârlığın sadece halktan beklenmesi eleştiriliyor.

Bir tarafta geçim derdiyle inim inim inleyen milyonlar, diğer tarafta milletin ödediği vergilerle oluşan imkânların gölgesinde yaşayanlar!
Türkiye'de artık akıl almaz çelişkiler yaşıyoruz.
Bir ülkede milletvekilleriyle millet arasındaki hayat standardı bu kadar açılabilir mi? Milletin temsilcisi, temsil ettiği insandan bu kadar kopabilir mi?
Güncel Meclis Lokantası Fiyatları
• Mercimek Çorbası (Porsiyon): 30,00 TL
• Ciğer Şiş Izgara: 412,50 TL
• Kuzu Külbastı: 275,00 TL (Bazı listelerde porsiyonu bu seviyede yer almaktadır)
• Mantar Soslu Biftek: 275,00 TL
• Kavurmalı Pide: 175,00 TL
• Mevsim Salata: 30,00 TL
• Büyük Boy Ayran: 20,00 TL
• Vişneli Tayfır (Tatlı): 40,00 TL
Daha dün, üç kişinin Meclis lokantasında yediği yemeklerin hesabı 2 bin 322 lira olarak gündeme geldi.
Üç çorba, et yemekleri, pide, salata ve tatlılar...
Peki, aynı yemekleri sıradan bir vatandaş dışarıdaki bir restoranda yemek istese kaç lira ödeyecek?
İşte asıl mesele burada!
Bir tarafta en ucuz lokantada bile karnını doyurmakta zorlanan vatandaş, diğer tarafta piyasa fiyatlarının oldukça altında yemek imkânıyla gündeme gelen Meclis lokantası.
Üstelik bu imkânlardan yararlanan milletvekillerinin gelirleri de sıradan vatandaşın gelirleriyle kıyaslanamayacak kadar yüksek.
2026 Temmuz ayı itibarıyla milletvekili maaşı yaklaşık 310 bin 332 liraya yükseldi. Emekli milletvekili aylığı ise 201 bin 677 liraya çıktı. Hem milletvekili hem emekli aylığı alanların toplam geliri 512 bin lirayı aştı.
Şimdi bir de asgari ücretliye bakalım.
2026 yılında net asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş.
Yani bir milletvekili maaşı, yaklaşık 11 asgari ücrete karşılık geliyor!
Bir başka ifadeyle, asgari ücretli bir vatandaşın neredeyse bir yıllık kazancını milletvekili birkaç ayda kazanıyor.
Emeklinin durumuna hiç girmeyelim!
Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, ülkenin kalkınmasına katkı sağlamış emekli; bugün pazarda, markette, kasapta fiyat etiketlerine bakıp elini cebine atmaya korkuyor.
Bir kilo etin hesabını yapıyor, torununa harçlık verirken düşünüyor, ay sonunu getirebilmek için ihtiyaçlarından vazgeçiyor.
Ama aynı ülkede milletin vekili, çok daha yüksek bir gelirle hayatını sürdürüyor.
Burada sorulması gereken soru çok açık:
Geliri vatandaştan kat kat fazla olan milletvekillerinin, bir de milletin ödediği vergilerle oluşan imkânlardan bu kadar avantajlı yararlanmasının toplumsal adaletle bağdaşan tarafı nedir?
Elbette Meclis lokantasının işletme maliyetleri, fiyatlandırma yöntemi ve sosyal tesis uygulamaları ayrı bir konudur. TBMM'ye verilen resmî yanıtta, Haziran 2026'da lokanta ve yemekhanelerden 219 bin 101 kişinin yararlandığı, Meclis bütçesinden bu işletmelere sübvansiyon yapılmadığı belirtiliyor.
Ancak bu açıklama, vatandaşın sorduğu asıl soruyu ortadan kaldırmıyor.

Mesele yalnızca bir çorbanın 30 lira, bir porsiyon etin 275 lira olması değil.
Mesele, bu ülkede milyonlarca insanın temel ihtiyaçlarını karşılayamazken, ülkeyi yönetenlerin ve temsil edenlerin hayat şartlarıyla halkın hayat şartları arasındaki uçurumdur.
Milletvekili olmak, millete üstün olmak değildir!
Milletvekilliği bir ayrıcalık makamı değil, millete hizmet etme sorumluluğudur.
O koltuklarda oturanlar, kendilerini seçen insanların hangi şartlarda yaşadığını unutmamalıdır.
Vatandaşına tasarruf öğütleyen, emekliye sabır tavsiye eden, işçiye fedakârlık çağrısı yapan siyasetçiler önce dönüp kendi imkânlarına bakmalıdır.
Asgari ücretli tasarruf etsin, emekli kemer sıksın, dar gelirli et yemekten vazgeçsin...
Peki, fedakârlık neden hep milletten bekleniyor?
Neden önce halkın sofrası küçülüyor da ayrıcalıkların sofrasına dokunulmuyor?
Neden vatandaşın cebindeki son kuruşun hesabı yapılırken, temsilcilerin yararlandığı imkânlar aynı hassasiyetle sorgulanmıyor?
Unutulmasın!
O Meclis'in adı Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.
Orası belli bir zümrenin, belli bir sınıfın veya ayrıcalıklı insanların değil, 86 milyonun Meclisi'dir.
Milletin vekili, milletin yaşadığı hayatı anlamak zorundadır.
Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
Milletin sofrasında ekmek küçülürken, vekilin sofrasındaki ayrıcalık büyümemelidir.
Yoksa adı milletin Meclisi olur ama milletin kendisi o sofraya giderek daha da yabancılaşır!
İlyas Erbay
Yorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.