NEYLE?, HANGİ PARAYLA?, HANGİ KAYNAKLA?
Yıllardır geçim derdiyle boğuşan milyonlarca emekli, yıl sonu zammı öncesinde yine umutlandırılıyor.

Yıllardır geçim derdiyle boğuşan milyonlarca emekli, yıl sonu zammı öncesinde yine umutlandırılıyor. Peki bu müjdelerin arkasında gerçek bir kaynak mı var, yoksa iki ay sonra sona erecek yeni bir beklenti oyunu mu?
Emeklinin sesi bugün çıkmıyor. Yıllardır çıkıyor!
Yıllardır meydanlarda, sokaklarda, pazarlarda, seçim sandıklarında sesini duyurmaya çalışıyor. Yıllardır geçim sıkıntısıyla boğuşuyor, torununa harçlık verememenin, ay sonunu getirememenin ezikliğini yaşıyor.
Peki, o zaman neredeydiniz?
Emeklinin feryadını yıllarca duymayanlar, bugün hangi gerekçeyle umut dağıtmaya başladı?
Yapılan açıklamalarla emeklinin beklentisi yükseltildi. Şimdi milyonlarca emekli, yıllardır beklediği iyileştirmenin gerçekleşmesini umut ediyor.
Ancak unutulmasın: Beklentiyi yükseltmek kolay, karşılamak zordur.
Şayet bu açıklamalar yine karşılıksız kalır, emeklinin beklediği iyileştirme yapılmazsa bunun adı yalnızca bir hayal kırıklığı olmayacaktır. Yıllardır ekonomik sıkıntılar altında ezilen milyonlarca insanın umutlarının bir kez daha yıkılması olacaktır.
Emeklinin artık vaat dinleyecek, ertelenecek, sabredecek gücü kalmadı.
Kimse emeklinin umutları üzerinden yeni bir beklenti oluşturmasın. Çünkü emekli artık güzel söz değil, geçinebileceği bir maaş istiyor.
Emeklinin beklentisini yükseltip sonra o beklentiyi boşa çıkarmak, zaten zor durumda olan milyonlarca insanı bir kez daha hayal kırıklığına uğratmaktır.
Beklentiyi yükseltmek kolay, karşılamak zordur.
Emeklilerin ekonomik koşullarını iyileştireceklermiş!
Neyle? Hangi parayla? Hangi kaynakla?
Bütçenin açık verdiği, faiz giderlerinin devasa boyutlara ulaştığı, dış borç yükünün ve finansman ihtiyacının tartışıldığı bir ekonomik tabloda emeklinin maaşını nasıl artıracaksınız?
Önce bunun hesabını açıklayın!
Türkiye'de emekli artık vaat dinlemekten bıktı. Her maaş dönemi öncesinde umutlandırılıyor, beklentiye sokuluyor, ardından birkaç puanlık artışla karşı karşıya bırakılıyor.
Sonra da buna müjde deniliyor!
Hangi müjde?
Yıllarca çalışmış, prim ödemiş, ülkenin kalkınmasına katkıda bulunmuş insanlara bugün insanca yaşayabilecekleri bir emeklilik sunamıyorsanız, hangi başarıdan söz ediyorsunuz?
2026 yılının ilk dokuz ayında merkezi yönetim bütçesi 1 trilyon 840 milyar lira açık vermiş. Yılın tamamı için öngörülen bütçe açığı ise yaklaşık 2 trilyon 713 milyar lira.
2026 bütçesinde faiz giderleri için ayrılan ödenek de yaklaşık 2 trilyon 742 milyar lira!
Şimdi soruyorum:
Böyle bir bütçe tablosunda emekliye yapılacak ciddi bir iyileştirmenin finansmanını nasıl sağlayacaksınız?
Yeni borçlanmayla mı? Yeni vergilerle mi? Yoksa yine enflasyonun altında ezilen ücretlilerin ve emeklilerin sırtına yük bindirerek mi?
Üstelik bayram ikramiyelerinde bile emeklinin beklentisini karşılayacak bir artış yapamayan bir yönetimden söz ediyoruz.
Bir bayram ikramiyesini bile anlamlı ölçüde artıramayan hükümet, emekli maaşlarına üç-beş bin lira ilaveyi hangi kaynakla gerçekleştirecek?
Emeklinin aklıyla alay etmeyin!
Emekli sadaka istemiyor. Yıllarca ödediği primlerin karşılığını, insanca yaşayabileceği bir geliri istiyor.
Bugün milyonlarca emekli kira, elektrik, su, doğalgaz, pazar ve market masrafları arasında sıkışmış durumda. Ayın sonunu getirebilmek için en temel ihtiyaçlarından vazgeçiyor.
İlaç alırken hesap yapıyor. Markette fiyat etiketlerine bakıp ürünleri geri bırakıyor. Torununa harçlık verirken cebindeki parayı düşünüyor.
Bunlar istatistik değil, hayatın gerçekleri!
Üstelik mesele yalnızca para da değil. Emekli, yıllarca çalıştıktan sonra hayatının en huzurlu dönemini yaşaması gerekirken geçim mücadelesi vermekten yoruldu.
Siyasetçiler ise her fırsatta emeklinin durumunun iyileştirileceğini söylüyor.
İyi de nasıl?
Vatandaştan tasarruf isteyenler önce kendi harcamalarını sorgulamayacak mı? Kamu kaynaklarının kullanımında öncelik emeklinin insanca yaşaması olmayacak mı? Bütçenin yükü neden sürekli dar gelirlinin omuzlarına bırakılıyor?
Bir ülkede kaynakların nasıl dağıtıldığı, o ülkenin sosyal adalet anlayışını gösterir.
Emekliye gelince kaynak yok, başka harcamalara gelince kaynak bulunuyorsa burada
ciddi bir öncelik meselesi vardır.
Artık emekliye pembe tablolar çizmekten vazgeçin!
Çıkın, açık açık konuşun.
Emeklinin maaşını ne kadar artıracaksınız? Bu artışın finansmanını nereden sağlayacaksınız? Enflasyon karşısında eriyen alım gücünü nasıl koruyacaksınız?
Rakamları açıklayın, hesabı ortaya koyun!
Çünkü emekli artık söz değil, icraat görmek istiyor.
Unutmayın!
Emeklinin ömründen yıllar, cebinden ise yıllardır para eksiliyor. Bir de umutlarını tüketmeyin.
İlyas Erbay
Yorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.