Bakan Tekin: “Son haftalar şenlik havasında geçecek” - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Ocak, 2024 00:36 tarihinde yayınlandı
0
0

Bakan Tekin: “Son haftalar şenlik havasında geçecek”

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, yarı yıl tatili ve yaz tatili öncesi son hafta okullarda bilgi yarışmaları, münazaralar, halk oyunları, şiir, okuma ve yorumlama etkinlikleri düzenleneceğini belirterek, “Bununla ilgili okullarımızla paylaşımda bulunduk. Tüm velilerimizi çocuklarımızın bu etkinliklerine destek olmaya davet ediyoruz” dedi.

Bir dizi ziyaret ve açılış için Tokat’a gelen Bakan Tekin, ilk olarak valiliği ziyaret etti. Burada anı defterini imzalayan Tekin, Tokat Valisi Numan Hatipoğlu’ndan brifing aldı. Hatipoğlu, ziyarette Bakan Tekin’e kente özgü eserler hediye etti. Milli Eğitim Bakanı Tekin, katıldığı İl Eğitim Değerlendirme Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Tokat’ta eğitimde verilerin OECD ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek, “Tokat’ta genel itibarıyla eğitim öğretim istatistikleri açısından fiziki kapasite OECD ortalamalarının üzerinde. Fakat bazı bölgelerde fiziki kapasite anlamında eksiklikler var. Onları tartıştık konuştuk. Bugünlerde bakanlık merkez teşkilatında yatırım programlarımızın netleşmesi üzerine çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dolayısıyla buradan aldığımız verileri de inşallah oraya yerleştirmiş olacağız. Şöyle istatistiklere baktığımızda Tokat genelinde ilkokullarda öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 14, ortaokullarda 1, ortaöğretimde 10. Bu rakamlar gerçekten çok güzel rakamlar. Aynı şekilde derslik başına düşen öğrenci sayısı açısından baktığımızda 19-20 bandında. Bunlar güzel rakamlar. Emeği geçen herkese, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere teşekkür ediyoruz” dedi.

“Sanat eğitimi küçük yaşlara indirilecek”

Bakan Tekin, geçtiğimiz hafta açılan müzik ilkokulunu hatırlatarak, “Türkiye’de ilk defa bir müzik ilkokulu, ortaokulu var. Güzel Sanatlar Lisemiz vardı ama ilkokuldan başlayan bir müzik eğitiminin yapıldığı yer yoktu. Biz sanat ve spor eğitiminin küçük yaşlardan itibaren çocuklarımızın yeteneklerine, ilgi ve alakalarına göre yönlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Aslında bununla ilgili gelişmeler, adımlar bizim kültürümüzde, geleneğimizde zaten var. Bizler de şimdi bunları yavaş yavaş güncel koşullarla revize ederek hayata geçirmeye çalışıyoruz. Mesela Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde 1934 yılında Milli Musiki ve Temsil Akademisi ilk defa kuruluyor. Aynı şekilde buralara öğretmen yetiştirmek için atılan adımlar var. Bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün musiki ve sanatla ilgili yapmak istedikleri şeyler ve düşünceleri var. Bizler şu anda müzikle başladık. Genel anlamda sanat eğitimini küçük yaşlardan itibaren çocuklarımızla kavuşturmak, çocuklarımızın yeteneklerini, bilgilerini bu anlamda değerlendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Son haftalar şenlik havasında geçecek”

Bakan Tekin, yarı yıl ve yaz tatili öncesi okullarda son haftaların şenlik havası içerisinde geçeceğini belirterek, “Önümüzdeki cuma günü çocuklarımız bahar yarıyılı öncesi tatil dönemine girecekler. 15 günlük tatil dönemi öncesi okullarımızda öğretmenlerimiz ölçme değerlendirme sürecini tamamlamış durumda. Önümüzdeki hafta okullarımızda öğretmelerimizin yürüttüğü diğer idari işlemler sebebiyle öğrencilerimiz bu haftayı biraz boş geçiriyorlar. Haziran ayında da benzer bir tabloyla karşı karşıya kalıyorduk. Son haftalar dolu dolu geçmiyor. Bu yıl itibarıyla bu konuyla ilgili adım attık, yeni bir başlangıç yapıyoruz. Bu birer haftayı öğrencimizin yarı yıl boyunca edindikleri kazanımları gündelik hayatlarında kullanabilecekleri bir şenlik havasına büründürmek istiyoruz. Önümüzdeki haftanın tüm okullarımızda bilgi yarışmalarından münazaralara kadar, halk oyunları etkinliklerinden şiir dinletilerine kadar, okuma ve yorumlama etkinliklerine kadar bir şenlik havasında geçmesini istiyoruz. Bununla ilgili okullarımızla paylaşımda bulunduk. Tüm velilerimizi çocuklarımızın bu etkinliklerine destek olmaya davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay