BAKAB dönem başı toplantısı yapıldı - Karabük Haber Postası
3 5
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Mayıs, 2024 22:44 tarihinde yayınlandı
0
0

BAKAB dönem başı toplantısı yapıldı

Karabük’ün Safranbolu ilçesinde toplanan Batı Karadeniz Kalkınma Birliği (BAKAB) üyeleri tasarruf tedbirleri göz önünde bulundurularak atılacak adımları görüştü.

Batı Karadeniz illerini içeren, bu illerde kültür ve turizm potansiyelinin, projelerle yeni yatırımların önünü açmayı destekleyecek çalışmalar adına işbirligi amacı ile kurulan BAKAB’ın, 2024 dönem başı toplantısı Safranbolu Belediyesi ev sahipliğinde yapıldı.

Leyla Dizdar Kültür Merkezi Sadi Yaver Ataman Meclis Salonunda toplantıya Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Düzce Belediye Başkanı aynı zamanda BAKAB Birlik Başkanı Dr. Faruk Özlü, Karabük Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, Batı Karadeniz il ve ilçeleri belediye başkanları ve meclis üyeleri katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Vali Yavuz, turizmin üretilecek projelerle desteklenmesinin gerektiğini, bölgenin kalkınması adına BAKAB’ın önemli rol üstlendiğini vurguladı.

Konuşmanın ardından 2024-2026 dönemi BAKAB Yönetim Kurulu üyeleri yapılan oylamalarla seçildi.

Oylama sonuçlarına göre BAKAB Birlik Başkanlığı’na yeniden Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü seçildi.

Encümen üyeliklerine Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Safranbolu Belediye Başkanı Mimar Elif Köse, Amasra Belediye Başkanı Recai Çakır, Gerede Belediye Başkanı Mustafa Allar, Araç Belediye Başkanı Süleyman Yazkan, Yenice Belediye Başkanı Sertaş Karakaş, Kdz. Ereğli Belediye Meclis Üyesi Gökhan Günay seçildi. Meclis Birinci Başkan Vekili, Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, Meclis ikinci Başkan Vekili Özkan Çetinkaya olurken kâtip üyeliklere Safranbolu Belediye Meclis Üyesi Halil Bakkal, Araç Belediye Meclis Üyesi İbrahim Alaybeyoğlu seçildi.

Toplantı, belediye başkanlarının temenni ve önerilerini aktarması ile sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
1
Peri Dilbaz Avatarı
Peri Dilbaz
23 Nisan, 2026 09:46 tarihinde yayınlandı
0
0

Enerji ve Psikoloji: Görünmeyeni Anlamak

İnsan, sadece etten ve kemikten ibaret değildir. Duyguları, düşünceleri ve fark edilmesi daha zor olan bir yönüyle enerjisiyle var olur. Peki sıkça duyduğumuz bu “enerji” kavramı nedir? Gerçekten var mıdır, yoksa yalnızca soyut bir anlatım biçimi midir?  Bilimsel açıdan baktığımızda enerji var olan her şeyin temel yapı taşıdır. Bedenimiz biyolojik bir sistem olarak elektriksel ve kimyasal sinyallerle çalışır. Kalbimizin ritmi, beynimizin dalgaları, sinir sistemimizin iletimleri… Tüm bunlar aslında birer enerji akışıdır. Ancak mesele yalnızca fiziksel enerjiyle sınırlı değildir. Psikolojik açıdan enerji, çoğu zaman kişinin duygu durumu, zihinsel yükü ve içsel dengesiyle kendini gösterir. “Bugün enerjim yok” dediğimizde aslında tükenen şey kas gücümüz değil ruhsal kapasitemizdir. Ya da birinin yanındayken kendimizi iyi hissedip, bir diğerinin yanında daralmamız… Bu da kişiler arası psikolojik enerji alışverişinin bir yansımasıdır. İnsan bedeni, yalnızca biyolojik değil aynı zamanda anlam üreten bir sistemdir. Bu sistemin kendine ait bir zekası vardır. Beden, zihnin fark etmediğini hisseder. Bazen açıklayamadığımız bir huzursuzluk, bazen sebepsiz bir rahatlama… Bunlar beden enerjisinin verdiği sinyallerdir. Örneğin, uzun süre bastırılmış duygular bedende gerginlik olarak birikir. Omuz ağrıları, mide sorunları ya da kronik yorgunluk çoğu zaman sadece fiziksel değildir; duygusal yüklerin bedendeki izleridir. Bu noktada “beden zekâsı” kavramı önem kazanır. Beden zekası, insanın kendini dinleyebilme kapasitesidir. Aç mı, yorgun mu, üzgün mü, güvende mi.  Bunları fark edebilmek, aslında enerjiyi doğru yönetebilmenin ilk adımıdır. Çünkü enerji, yönlendirilmediğinde dağılır  fark edildiğinde ise dönüşür.

Modern yaşamın en büyük sorunlarından biri, insanın kendi enerjisiyle bağını koparmasıdır. Sürekli dış uyaranlara maruz kalmak, hız, stres ve beklentiler… Tüm bunlar kişinin içsel dengesini zayıflatır. Bu yüzden bugün birçok insan “neden bu kadar yorgunum?” sorusunu sormaktadır. Oysa cevap çoğu zaman dışarıda değil, içeridedir.

Enerji yönetimi, aslında psikolojik dayanıklılığın bir parçasıdır. Kişi sınır koyabildiğinde, duygularını bastırmak yerine ifade edebildiğinde ve kendine temas edebildiğinde enerjisini korur. Aksi halde tükenmişlik kaçınılmaz hale gelir.

Sonuç olarak; enerji mistik bir kavramdan ziyade, insanın hem biyolojik hem de psikolojik varoluşunun bir bütünüdür. Onu anlamak için uzaklara bakmaya gerek yok. Bedenin verdiği sinyallere kulak vermek, duyguları inkâr etmemek ve kendine alan açmak… Belki de en gerçek enerji çalışması budur.

Çünkü insan, en çok kendisiyle temas ettiğinde dengelenir.