43 yıldır elbise dikerek 4 çocuğunu okutup meslek sahibi yaptı - Karabük Haber Postası
2 13
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
29 Haziran, 2024 20:34 tarihinde yayınlandı
0
0

43 yıldır elbise dikerek 4 çocuğunu okutup meslek sahibi yaptı

AW236523 01 scaled

Erzincan’da eşine destek olmak için 43 yıl önce öğrendiği dikim işiyle 4 çocuğunu okutup meslek sahibi yapan Arife Çelik, 8 ay önce Karabük’e yerleşerek özel olarak diktiği elbiseleri açtığı mağazada satıyor.

Çocuk yaşlarda dikim işiyle tanışan Arife Çelik (53) evlendikten sonra eşine destek olmak için Erzincan’daki evinin bodrum katını atölyeye çevirdi. Eski elbiseleri dikerek kendini geliştiren Çelik, ev ekonomisine katkı sağlarken 4 çocuğunu okutup meslek sahibi olmalarını sağladı. 5 yıl önce eşini kaybeden Çelik, 8 ay önce Karabük’te görev yapan kızının yanına yerleşti. Burada da boş durmayı sevmeyen Çelik, kızının desteğiyle açtığı mağazada özel olarak diktiği elbiseleri satıyor.

“Anne olduktan sonra yüküm ağırlaştı”

İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine konuşan Arife Çelik, “İlkokul mezunuydum, ortaokulu dışarıdan bitirdim. 16 yaşında evlendim. 17 yaşında anne oldum. Anne olduktan sonra yüküm ağırlaştı tabii ki. Eşim memurdu. Belli bir zaman memur maaşlarını alamadılar. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Dikim işini küçüklükten itibaren zaten biliyordum. 9 yaşındayken ben makinenin başına oturmuştum. Bir şeyler yapmam gerekiyordu. Bir çeyizim de alınan bir makinem vardı. Onunla başladım. Eskilerden pantolonları küçülttüm, çocuklara bir şeyler diktim ve dikişimi geliştirdim. Sonra dışarı dikmeye başladım. Tabii ki diktiklerim beğenilince” dedi.

Yaptığı iş sayesinde çocuklarını okuttuklarını belirten Çelik, bir mağaza açmak hayali olduğunu ifade ederek şunları söyledi: “Çünkü sürekli evde çalışmıştım. Böyle bir yer açmakta hayalimdi. Şükürler olsun. Kızım destek oldu bana. Büyük bir destek oldu. Halen de destek oluyor. Onun sayesinde böyle bir yer açtım. Bunları gördüğünüz her şey bizim kendi el emeğimiz. Benim burada şu an hazır tek bir tane ürünüm yok. Buraya taşınalı 8 ay oldu. 8 ayda da böyle bir yer açmak ve bütün ürünleri kendim dikip sergilemek gerçekten beni onurlandırıyor, gururlandırıyor.”

AW236523 02 scaled

Yıllar önce dikim işine başlarken evinin bodrum katını atölyeye çevirdiğini anlatan Çelik, “Bodrum katını atölyeye çevirdim. Çünkü eşim dışarıda çalışmama müsaade etmiyordu. Biraz tutucuydu. Sabah saat 08.00’den gece yarılarına kadar orada çalışıyordum. Makinelerin hepsini alabilmek için de tek bir makineyle başladım. Bir tane çeyizimde makinem vardı. Onunla çalıştım. İşte ikinci makinemi aldım. Sonradan üçüncü makinemi aldım. Sonradan makinelerimin hepsini yeniledim, sanayiye çevirdim” diye konuştu.

Çelik, “Çocuklarımın hepsi ekmeklerini buldular. Şimdi bana ‘Anne artık çalışma. Biz hani neye ihtiyacın varsa karşılarız’ diyorlar ama ben makinelerin yağ kokusunu almazsam hasta olurum diyorum. Yani ben bir şeylerle uğraşmam gerekiyor. Elimden gelen şeyleri sergilemek bir beceri olaraktan sunmak hoşuma gidiyor. Çalışıp kazanmayı seviyorum” ifadelerini kullandı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay