3. kuşak zurna imalatçısı, çocukları ilgi göstermeyince mesleğinin son temsilcisi oldu - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Eylül, 2024 00:45 tarihinde yayınlandı
0
0

3. kuşak zurna imalatçısı, çocukları ilgi göstermeyince mesleğinin son temsilcisi oldu

Tokat’ta yaşayan Oktay Dursun, dedesinden miras kalan zurna yapımını sürdürüyor. 3. kuşak zurna yapımcısı olan Dursun, çocuklarının mesleğe ilgi göstermemesi ve çırak bulamaması nedeniyle mesleğin son temsilcisi.

Tokat’ın kültürel miraslarından biri olan zurna yapımı, 47 yaşındaki Oktay Dursun tarafından yaşatılmaya devam ediyor. 36 yıldır atölyesinde zurna ve davul imal eden Dursun, 11 yaşında dedesiyle başladığı mesleğin artık son temsilcisi. Diğer zurnalar günde 5 adet üretilirken, Tokat zurnasının birinin tornadan geçirilmesi, deliklerinin açılması, tel takılması ve boyanması işlemleri 3 gün sürüyor. Dursun’un zurna yapımında karşılaştığı zorluklar sadece zaman ve malzemelerle sınırlı kalmıyor. Dursun’un çırak bulamaması ve çocuklarının mesleğe ilgi göstermemesi, mesleğini tek başına yaşatmasına neden oldu. 3’üncü kuşaktan öğrendiği bu geleneksel sanat dalında zamanla yarışan Dursun, zurna yapımındaki ustalığıyla kültürel açıdan örnek teşkil ediyor.

“Dedem telli zurnaya 60 yılını verdi”

Zurna çalmayı bilmese de 36 yılda yüzlerce zurna imal eden Oktay Dursun; “Dedem zurna yapıyordu. Benim de ustamdı. İlkokul 4’üncü sınıftan ayrıldıktan sonra dedemin yanında aktif bir şekilde çalışmaya başladım. 36 yıldır bu mesleği yapıyorum. Dedemden öğrendiğim şekilde zurna ve davul yapıyorum. Dedem 2002 yılında vefat ettikten sonra bütün iş bana kaldı. Dedemin yanında çıraklığım ve kalfalığım geçti. Dedem öldükten sonra da ustalığı sırtlanarak bu görevi devraldım. Dedem Tokat telli zurna yapıyordu. Telli zurnaya dediğimiz bir model için 60 yılını vermiş bir ustaydı. Şimdi dedemden öğrendiklerimle Türkiye’nin tamamına zurna yapar vaziyetteyim. Ben zurna çalmayı bilmiyorum. Dedem hem çalıyor hem de imalatını yapıyordu. Ben sadece imalatı ile meşgulüm” dedi.

“Babadan oğula geçmedi”

Kendisinden sonra bu mesleğin noktalanacağını söyleyen Dursun; “Ben bu işi dedemden devraldım. Yani bizde babadan oğula geçmedi. Dedem de dedesinden devralmış. Ben soyumda 3’üncü göbeğim. Benden sonra büyük bir ihtimalle noktalanacak. Çocuğum ilgi göstermedi. Kendi tercihidir. Yapacak bir şeyim yok” diye konuştu.

“Tokat zurnası 3 gün sürüyor”

Dursun, “Tokat telli zurnanın yapım aşaması 3 gündür. 12 saatte 4 veya 5 adet Sivas tipi zurna elinin hızı ve pratikliğine göre atabilirsin. Tokat zurnasını mümkün değil çıkartamazsın. Tokat telli zurnasının aşamalarında yağ sürüyorsun, 5 saat çekmesini bekliyorsun. Çektikten sonra ‘gomalak cila’ diye adlandırdığımız el yapımı cilayı 5 saatte bir cila işlemini tekrarlıyoruz. Yapımı üç gün sürüyor” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
kpyeni 12
Haber Merkezi Avatarı
Haber Merkezi tarafından
21 Nisan, 2026 09:44 tarihinde yayınlandı
0
0

KAPGEM’den bağımlılıkları önlemeye yönelik politika raporu

KBÜ KAPGEM’in hazırladığı rapor, bağımlılıkla mücadelede önleyici politikaları öne çıkarırken, gençleri üretken bireyler haline getirmeyi hedefleyen “Değer Platformu”na da dikkat çekti.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Kamu Politikaları Araştırma ve Geliştirme Merkezi (KAPGEM) tarafından hazırlanan “Bağımlılıkları Önleme Kamu Politikası Raporu”, düzenlenen tanıtım programıyla kamuoyuna sunuldu. Rapor, bağımlılıklarla mücadelede bütüncül, önleyici ve sürdürülebilir kamu politikalarının geliştirilmesine yönelik stratejik öneriler içeriyor.

KBÜ Safranbolu Kampüsü Taş Bina’da gerçekleştirilen programda, KAPGEM Psikoloji Politikaları Masası tarafından hazırlanan raporun temel bulguları ve politika önerileri paylaşıldı. KAPGEM’in 14’üncü politika raporu, bağımlılık türlerinin bireysel değil; toplumsal, psikolojik ve çevresel boyutlarıyla ele alınması gerektiğine işaret ediyor.

REKTÖR KIRIŞIK’TAN TOPLUMSAL RİSKLERE KARŞI POLİTİKA VURGUSU

Programda konuşan Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, KAPGEM’in kamu politikalarına yön veren çalışmalar yürüttüğünü belirterek, raporun güncel gelişmeler ışığında önemli bir boşluğu doldurduğunu ifade etti. Son dönemde yaşanan toplumsal olaylara dikkat çeken Kırışık, özellikle gençleri etkileyen risk alanlarına odaklanılması gerektiğini vurguladı.

Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık, hem Şanlıurfa hem de Kahramanmaraş’ta yaşanan üzücü olayların bağımlılık, sosyal izolasyon ve anlam boşluğu gibi sorunlarla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

“Maalesef son derece üzücü hadiseler yaşadık; hem Şanlıurfa’da hem Kahramanmaraş’ta yaşanan okul baskınları ve katliamlar, hakikaten bize dikkatimizi bağımlılıklara çevirmeyi, gençlerin hayatına etki edecek çözümler üretmeyi, kamu politikaları geliştirmeyi tavsiye etmektedir.”

Rektör Kırışık, bağımlılıkların önlenmesinde kültürel ve manevi referansların önemine dikkat çekerek Ahmet Yesevi Hazretleri’nin yaklaşımına işaret etti. Kırışık, bireyin üretken bir yaşam içinde yer almasının toplumsal riskleri azaltacağını vurgulayarak, “Dersine eğilmiş çocuk, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, işiyle uğraşan zanaatkar; kötülük düşünmeye vakit bulamaz.” sözünün bağımlılıkların temelinde yer alan boşluk duygusuna güçlü bir yanıt sunduğunu ifade etti.

“BAĞIMLILIK ÇOK BOYUTLU BİR SÜREÇTİR”

Tanıtım programında konuşan Psikoloji Politikaları Masası Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Şeydanur Tezcan Özer, bağımlılığın yalnızca madde kullanımına indirgenemeyecek çok boyutlu bir süreç olduğuna dikkat çekti. Bağımlılık süreçlerinin temelinde anlam kaybı ve yalnızlaşmanın bulunduğunu vurgulayan Özer, özellikle gençlerde artan sosyal izolasyonun kritik bir risk faktörü olduğuna işaret etti.

Raporda geliştirilen “Psikolojik Bağımsızlık Kapasitesi Modeli” hakkında da bilgi veren Özer, modelin bireyin hem içsel anlam dünyasını hem de toplumsal katılımını esas alan iki eksenli bir yapıya dayandığını belirtti. Bu kapsamda anlam, aidiyet ve üretkenliğin birlikte ele alınmasının bağımlılıkla mücadelede kritik olduğunu ifade etti.

Dr. Öğr. Üyesi Şeydanur Tezcan Özer, bağımlılığın toplumsal boyutuna dikkat çekerek, “Anlam kaybı, yalnızlaşma ve üretkenlikten kopuşla ilişkilidir. Biz bu modelle bireyin aktif, üretken ve anlamlı bir yaşam kurmasını hedefliyoruz. Çünkü güçlü bağlar kuran, üreten ve umut taşıyan gençlik bağımlılıktan uzaklaşır.” ifadelerini kullandı.

“DEĞER PLATFORMU” İLE YENİ NESİL ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Bağımlılıkla mücadelede yalnızca riskleri tespit etmekle sınırlı kalmayan rapor, çözüm odaklı yaklaşımıyla “Değer Platformu” adlı dijital uygulama önerisini de gündeme taşıdı. “Sana Değer” sloganıyla geliştirilen platform, gençlerin tüketim odaklı dijital alışkanlıklarını üretim ve katılım temelli bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor.

Platform; çevrim içi ve yüz yüze etkinlikleri bir araya getiren, mentör destekli topluluklar aracılığıyla gençlerin aktif katılımını sağlayan üretim odaklı bir yapı olarak planlanıyor. Bu sayede gençlerin sosyal bağlarını güçlendirmesi, aidiyet duygusu kazanması ve hem ekonomik hem de psikolojik açıdan desteklenmesi hedefleniyor. Böylece gençlerin pasif izleyici konumundan çıkarak aktif, üretken ve topluma katkı sunan bireyler haline gelmeleri amaçlanıyor.

Raporun editörlüğünü Prof. Dr. Fatih Kırışık üstlenirken; Dr. Öğr. Üyesi Şeydanur Tezcan Özer, Dr. Öğr. Üyesi Cemile Büşra Özsağır, Arş. Gör. Rumeysa Küskü ve lisansüstü öğrencisi Elif Beyza Kırışık’tan oluşan ekip çalışmanın hazırlanmasında görev aldı.

Tanıtım toplantısına KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Hasan Solmaz, Prof. Dr. Elif Çepni ve Prof. Dr. İsmail Rakıp Karaş ile birlikte akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı.

Karabük Üniversitesi KAPGEM tarafından hazırlanan bu raporun, Türkiye’de bağımlılıkla mücadele politikalarına akademik ve stratejik katkı sunması hedefleniyor.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin