Reklam
Reklam
zonguldakta tarim sayimi basladi gQ6eanbs
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
03 Temmuz, 2025 04:52 tarihinde yayınlandı
0

Zonguldak’ta tarım sayımı başladı

Zonguldak’ta 1 Temmuz prestijiyle başlayan tarım sayımı kapsamında üretim alanları, makine envanteri ve arazi varlıkları kayıt altına alınmaya başlandı. Tarım ve Orman Vilayet Müdürü Nihat Ağan, “Tüm üretim alanları kayıt altına alınıyor” dedi.

Zonguldak’ta 24 yıl ortanın akabinde tekrar başlatılan tarım sayımı süreci başladı. Tarım ve Orman Vilayet Müdürü Nihat Ağan, 1 Temmuz’da başlayan çalışmanın 31 Aralık 2025’e kadar devam edeceğini belirterek, sayımla birlikte ilin ziraî kapasitesinin detaylı halde tespit edileceğini söyledi.

Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret eden Ağan, Türkiye’de son tarım sayımının 2001 yılında yapıldığını hatırlatarak, “24 yıl ortadan sonra tekrar kapsamlı bir data toplama sürecine girdik. Bu sayım yalnızca bugünü değil, geleceği de şekillendirecek” dedi.

Tarım sayımının, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) uyumunda ve Tarım ve Orman Bakanlığı iş birliğiyle yürütüldüğünü vurgulayan Ağan, “İlimizdeki tüm köylerde üretim alanları, makine parkları, üretim kapasitesi ve arazi varlıkları ayrıntılı olarak incelenecek. Zonguldak’ın ziraî yapısı bu çalışmayla net olarak ortaya konacak” sözlerini kullandı.

Elde edilecek dataların, ziraî destekleme modellerinden üretim planlarına kadar birçok alanda siyaset geliştirme sürecine taraf vereceğini belirten Ağan, “Tarım sayımı sonuçları, ülkemizin ziraî kalkınma stratejisi açısından belirleyici olacak” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin