Karabük Haber Postası Karabük Haber Postası

Yerli ve Milli Tekerlekler Sivas’a Uğurlandı

Manşet Yayın: 24.08.2023 16:15
Yerli ve Milli Tekerlekler Sivas’a Uğurlandı

KARDEMİR A.Ş., TSE belgeli ilk  tekerlek seti ürününü Sivas’ta üretilen milli yük vagonlarında kullanılması amacıyla Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş.’ye (TÜRASAŞ) düzenlenen törenle gönderdi.

ust manset1

Karabük Demir Çelik İşletmeleri A.Ş. (KARDEMİR)  tarafından üretilen yerli ve milli tekerlek seti Sivas’ta üretilen milli yük vagonlarında kullanılması amacıyla Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi A.Ş.’ye  gönderildi.

Fabrika Ana Kapısı önünde düzenlenen törende konuşan KARDEMİR genel Müdürü Necdet Utkanlar; “Bugüne kadar bu demir yolunu ağını yapabilmek için Türkiye ithalata mahkumdu. İlk defa Kardemir’den bu ürünler yola çıkıyor. Söz konusu olan raysa adres Kardemir, söz konusu olan tekerlek ve tekerlek seti ise adres Kardemir” dedi.

KARDEMİR’in  kendi ürün portföyüne bir yeni ürün daha kattığını ifade eden Genel Müdür Utkanlar; “Vagonlarımızda kullanılacak olan tren tekerlekleri. Bugüne kadar maalesef Türkiye”de üretilemiyordu, çok geç kalınmış bir işlem  biz bu çok geç kalınmış olan işlemi  hızlandırmaya başlıyoruz ilk kez üretilmiş tren tekerleklerini, tümüyle yerli üretimle ortaya çıkardığımız bu  tren tekerlerimizi Sivas’a vagonlarımızla buluşmaya gönderiyoruz.

Kardemir,  ihtiyaçlarını ve kuruluş felsefesini yerli hammadde tüketmekle başlatmış ve 87 yıldan  beri bu felsefe ile çalışarak gelmiştir bugünlere.

ust manset2

Anadolu’da üretilen hammaddemizi cevherimizi, Zonguldak’tan getirdiğimiz kömürümüzü biz buraya demiryolu ile taşıyoruz. Bugün Devlet Demiryollarının en önemli müşterisi Kardemir. 87 yıldır buranın hammadde ihtiyacı demiryolları ile sağlanıyor, bundan sonra da sağlanacak, ama gittikçe sıkışıyoruz, bakıyoruz, ne var ne yok diye Türkiye’de vagon sayısının 20 bin olduğunu biliyoruz, 20 bin adet yük vagonumuz var,  genel olarak konuşuyorum 17 bin tanesi İzmit’te. Almanya’ya bakıyoruz Almanya’daki vagon sayısı 280 bin. Avrupa’ya baktığımızda 3 milyon 200 binlerde. Amerika’da aynı durumda. Nerde bu yüz binlerce rakam, nerde 20 bin. Türkiye’nin demiryolu taşımacılığına olan  ihtiyacının ne kadar büyük olduğunu, bizim malzemelerimizi gecikmeden buraya getirebilmemizin ne kadar önemli olduğunu ve buna ihtiyacımız olduğunun bir göstergesidir.  Kaldı ki kendi mamullerimizi Anadolu’nun içlerine kadar niye demiryolu ile göndererek avantajları duruma geçmeyelim. Bunun ötesinde demiryolu ağlarımızın çok çok kısır olduğunu biliyoruz, daha yeni başlayan demiryolları ağlarının döşenmesi ataklarımız var. Bugüne kadar bu demir yolunu ağını yapabilmek için Türkiye ithalata mahkumdu. İlk defa Kardemir’den bu ürünler yola çıkıyor. Söz konusu olan raysa adres Kardemir, söz konusu olan tekerlek ve tekerlek seti ise adres Kardemir. Bugün Türkiye’de Anadolu’nun demiryolu ağlarının kuvvetlendirilmesinde, yeni ekipmanların yapılmasında, malların bir yerden bir yere taşınmasında ve hatta yolculuk yapabilmek için yolcu vagonlarının yapılmasında artık bundan sonra Kardemir’in üzerine düşen çok büyük bir sorumluluk var.  Emeği geçen tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum” dedi. (Haber Merkezi)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Manşet Yayın: 26.05.2024 14:00
VURDUK EN DİBE, SÖYLE ŞİMDİ NEREYE?

Ekonomi bir bilim dalıdır. Ekonominin değişmez gerçekleri vardır.
Mesela;
▪︎ Faizlerin artırılması ile piyasada talep azalır. Bu sayede harcama eğilimi de azalmaya başlar.

▪︎ Faiz ile enflasyon arasında ters yönlü bir ilişki vardır. Faiz düşerse enflasyon artar yani enflasyon artarsa düşürmek için faizi artırmak gerekir.

▪︎ 2002 yılından bu yana, TL’ nin değerlenmesinin arkasında “yüksek faiz düşük kur” sarmalı yatmaktadır. Türkiye’de, ülke riskinin yüksek olması, kaynaklarından daha fazlasını kullanması nedeniyle faizler dünya standartlarının çok üzerinde. Bu durumda da iş dünyası ve yatırımcılar kredi kullanamıyor. Kısır döngü de işte burada başlıyor.

Ekonomi; “bir insan topluluğunun ya da bir ülkenin, yaşayabilmek için üretme, üretileni bölüşme biçimlerinin ve bu eylemlerden doğan ilişkilerinin tümü” şeklinde tanımlanıyor.
Yaşayabilmek için üretme ve bölüşme ! Görüldüğü gibi ekonominin temelinde üretim var. Ayrıca, ülkenin varlığını sürdürebilmesi için üretilenin adaletle ve hakkaniyetle bölüşülmesi gerekiyor.
Peki, günümüz Türkiyesinde yeteri kadar üretiyor muyuz?
Ürettiğimizi hakça bölüşüyor muyuz? Başka bir deyişle, gelir dağılımında adaleti sağlayabilmiş miyiz?
Bu sorulara evet diyebilir misiniz?

Ekonomimizin en istikrarlı yılları 1923 den1950 ye kadar olan dönemdir. Türk Lirasının da dünya ekonomisinde en değerli olduğu 27 yıl bu döneme denk geliyor.
Bu döneme baktığımızda, devlet destekli, üretime dayalı müthiş bir kalkınma hamlesi görüyoruz.
Bu ivme Atatürk’ün vefatından sonraki 12 yıl daha devam etti.

1950 den 1990 a kadar olan dönemde;
▪︎50 li yıllarda ABD ile yapılan ve elimizi kolumuzu bağlayan anlaşmalar, tarımımıza, eğitim sistemimize müdahaleler. Antikominist hedefleri olan Marshall yardımları.
▪︎ 1974 Kıbrıs Barış Harekatı nedeniyle maruz kaldığımız ağır ambargolar.
▪︎ 1980 askeri müdahalesi ve cunta yönetimi dönemi.
Bu 40 yıl da böyle heba oldu.

Sonrasında, 1990 – 2002 yıllarında yaşanan ekonomik bunalımların temel sebebi ise, siyasi istikrarsızlık, dolayısıyla orta ve uzun vadeli ekonomi politikasına sahip olamama durumudur. Bu dönemde Türkiye’de 6 farklı başbakan tarafından 11 farklı hükûmet kuruldu ve bu hükûmetlerin ortalama ömürleri 1 yıl civarında gerçekleşti.

Ülkenin enerjisini ve kaynaklarını terörle mücadeleye harcamasını da unutmayalım.
1984 yılından buyana terörle mücadele ediyoruz.

2002 den sonra tek parti iktidarı ile bir siyasi istikrar sağlandı. Terörle mücadelede de başarı sağlandı diyebiliriz. Peki buna rağmen neden ekonomik istikrar sağlanamadı? Bu sorunun o kadar çok yanıtı var ki, hangi birini yazayım.

Uzun vadeli ve kalıcı çözümler üretmek yerine;
▪︎ Faizlerle oynayarak,
▪︎ Yüzyılın buluşu diye kur korumalı mevduat ismi altında ucube sistemlerden medet umarak,
▪︎ Vergileri artırarak, yeni vergiler icat ederek
▪︎ Karşılıksız para basarak bu sarmaldan çıkmamız mümkün değil.

Haberlere bakıyorum. Enflasyonda tek haneye düşecek mişiz. İhracatta tarihi rekorlar kırmışız!
Neye göre rekor? İhracatımız ithalatımızın önüne mi geçti? Cari fazla mı vermeye başladık?
İhracat rakamlarını verirken neden ithalat rakamlarını da vermiyorsunuz?
Ekonomide çuvallıyoruz ama algı yönetiminde maşallahımız var.

Gerçek şu ki, yeteri kadar üretmiyoruz ve üretmediğimiz için yoksullaşıyoruz. Bu gerçekleri görüp, topyekün bir üretim seferberliğini çoktan başlatmalıydık.

Athenanın o meşhur şarkısı geliyor aklıma;
Vurduk en dibe
Söyle şimdi nereye?
Yol almalısın
Ufak ufak yerine
Sıyrıl da gel buraya
Sıyrıl da gel buraya
Dön baba
Dön baba dönelim
Dön baba
Dön baba dönelim…