Reklam
Reklam

TÜRKİYE YILLAR ÖNCE KIBRIS’A NEDEN GELMİŞTİR?

Atilla Çilingir Avatarı
Atilla Çilingir
25 Ekim, 2018 12:35 tarihinde yayınlandı
0

Kıbrıs Milli Davamızın en önemli kaybı; 23 Mayıs 2008 tarihinde tarafların liderleri, Talat – Hristofyas ikilisinin aşağıdaki ‘’Ortak Vizyon ‘’ açıklamasıyla yaşanmıştı! 

    ‘’Türkiye ve Türk Askeri işgalcidir! Ada’yı terk etmelidir! Kıbrıs adasının güvenliğinden ve garantörlüğünden AB sorumludur…’’

      Bu ortak açıklama, sözde Kıbrıs Cumhuriyetinin devam edeceği yönünde kamuoyuna duyurulan en belirgin, en çarpıcı mesaj olduğu gibi, Kıbrıs Milli Davamızın aşındırılmasına yönelik önemli yanlışlardan da bir tanesiydi…

Hemen akabinde Yunanistan ve İngiltere’nin müşterek açıklamasıyla, bu ‘ortak vizyona’ verilen destek; Kıbrıs Türk Halkının, AB’ne hukuk dışı yollarla üye yapılan Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’ne yama yapılmasının önünü açmaya yönelik siyasi bir oyundan ibaretti!

1960 anlaşmaları gereğince kurulan, hala bu anlaşma hükümlerine göre var olduğu savunulan ‘sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin’ üç garantör ülkesinden biri olan Türkiye; o süreçte bu gelişmeler yaşanırken ne yazık ki sessiz kalabilmiş, Kıbrıs Türk Halkının, ata yadigârımız bu topraklardaki hak ve hukuku, Türkiye’nin Kıbrıs adası üzerinde ki tarihsel, stratejik, jeopolitik menfaatleri yeterince savunulmamış!  İngiltere’nin, Yunanistan’ın bu densizliğine yanıt verilmemişti!

Yine o tarihte Fransa’nın Rum hükümeti ile imzalamış olduğu askeri ve stratejik ortaklık anlaşması, Güney Rum kesiminde Fransız donanmasına üs verilmesine de hiçbir tepki verilmemişti!

Türkiye’nin bu sessizliği, Kıbrıs’taki tarihsel ve hukuksal kazanımlarımızın adeta göz ardı edilir noktaya gelişi,  AB ile başlayan müzakerelerde yaşanabilecek kazaların önlenmesi için miydi? Bu gerçeklerin neden olduğu sonuçları, bir çözüm anlaşması ortaya çıktığında göreceğiz…

Ama artık Kıbrıs Milli Davamızın son virajında yaşanması olası tüm dinamikler belli olmuştur!

Kıbrıs Türk tarafını temsil eden KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Akıncının hedefinde; mutlak surette çözüme ulaşmak vardır!

Ancak Rum tarafının hedefinde 23 Mayısta 2008 tarihinde açıklanan ‘’ortak vizyon’’ çerçevesinde Türkiye’nin ada üzerindeki Garantörlük hakkından, Türk askerinin adada ki varlığından kurtulmak vardır. Şu anki GKRY temsilcisi Bay Anastasiadis de bu ortak vizyonu gerçekleştirmenin peşindedir.

      Bu noktada şu iki soru önemlidir!

      Sn. Akıncı,  Anastasiadis’in peşinde olduğu bu ortak vizyona nasıl bakmaktadır?

     Türkiye garantörlük hakkından vazgeçecek, Türk askeri adayı terk edecek midir?

Kaldı ki, çözümün anahtarı sayılan Rum tarafının toprak talebi, Rum göçmenlerin 1974’te terk ettiği evlerine geri dönüşü gerçekleşirse; buralarda yaşayan Kıbrıs Türk halkının olası göç riski nasıl halledilecektir?

Bu riskin, uluslararası finans kuruluşlarının devreye girmesiyle aşılacağı; göç, mal, mülk tazminatı sorunun çözülebileceği söylemi; sadece varsayımdan ibarettir.

Kıbrıs’ta AB zemininde oynanan oyunun bir benzeri, yıllar önce Girit’te de yaşanmış, sonuçta ata yadigârı Girit adası elimizden kayıp gitmişti…

Bir zamanlar ‘’Ne var canım Kıbrıs’tan bir karış toprak mı verdik? ’’ Diyenler, şu gerçeği de görmek durumundadır:

Evet, şu anda Kıbrıs’tan bir karış toprak vermedik, ada olduğu yerde duruyor. Girit adası da olduğu yerde duruyor. Ama şu anda Girit’in üzerinde Yunan bayrağı dalgalanmıyor…

       Annan planı referandumunda Türk Milletine, Kıbrıs Türk Halkına büyük bir oyun oynanmış, bu sayede Rum’lar hukuk kuralları altüst edilerek AB’ye üye yapılmıştır. Böylece Enosis’e giden yolda önemli bir başarı sağlayan Rum’ların bundan böyle adada elde edebilecekleri yegâne şey; adanın Yunanistan’a bağlanmasıdır. Rumların 1968 yılından bugüne, müzakere masasında ayak sürümeleri de bundandır.

Rumlar görüşme masasında, ‘’Birleşik Federal Kıbrıs Cumhuriyetini’’ kendi şartlarına göre kabul ettirecek olurlarsa! Biliniz ki, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtının rövanşını da almış olacaklardır!

   Türkiye; 1974 yılında Kıbrıs adasının Yunanistan’a bağlanmasını şehitler, gaziler vererek önlemiş; ata yadigârı ada topraklarımıza sahip çıkarak, tarihi sorumluluğunu yerine getirmiştir.

Ama adada son dönem müzakerelerinde yaşanan sürece, geride kalan yılların yaşanmışlıklarına, çözüm adına Rumlarla kol, kola girenlere, ‘verelim kurtulalım’ zihniyetine baktığımızda!

   İşte,  tam bu noktada şu soruyu sormak gerekir:

 Türkiye; Kıbrıs’ta yaşayan Türk’lerin Rumlar tarafından topyekûn imha edilmesine mani olmak, Lozan’da kurulan Türk-Yunan dengesinin bozulmasını, adanın Yunanistan’a bağlanmasını önlemek, devletimizin milli ve stratejik haklarını savunmak için uluslararası anlaşmaların kendisine vermiş olduğu garantörlük yetkisiyle 20 Temmuz 1974 müdahalesini gerçekleştirmemiş midir? Bu gerçeklerin bir kıymeti kalmamış, sorunun cevabı ‘’Hayır’’ ise!  

  O zaman, Türkiye yıllar önce Kıbrıs’a neden gelmiştir?

 

Atilla Çilingir

www.atillacilingir.com

25 Ekim 2018

Yazarın Kaleminden

Tümünü Oku

Namaz Vakitleri

Karabuk
8
Haziran Pazartesi
1447 HİCRİ Zilhicce 22
İkindi Vakti
Şuanki vakit
İkindi
  İmsak
03:11
  Güneş
05:10
  Öğle
12:54
  İkindi
16:53
Akşam vaktine kalan süre
 
  Akşam
20:27
  Yatsı
22:17

Video Haberler

Haber Sıralaması

samsunda zehir tacirlerine gozalti 831 gram metamfetamin ele gecirildi qJu1bzCr
Gündem

Samsun’da zehir tacirlerine gözaltı: 831 gram metamfetamin ele geçirildi

86015007 1460 4577 8d1b 452a75079d67
Eğitim

MEB Açıkladı: 12 Haziran Cuma Günü Okullar Tatil Edildi

91026d1f b13d 4021 a018 96b8cbdc8bf9
Kardemir

KARDEMİR’DEN BEYAZ YAKA PERSONEL ALIMI

baskan genc marjinal bir grup trabzon turizmini trabzona gelen turistleri yargilamak istiyor 9Zhfgdfk
Gündem

Başkan Genç: “Marjinal bir grup Trabzon turizmini, Trabzon’a gelen turistleri yargılamak istiyor”

Kapanan koy yolu ulasima acildi
Yenice

Yenice’de yağışların ardından yol çalışmaları sürüyor