Emperyal eşkiyaların kuduz bir köpek gibi saldırganlaştığı bir döneme girdik.
Hedeflerindeki ülkeleri isim isim ilan ediyorlar. Venezuela dan sonraki hedefleri Küba, İran, Kolombiya ve Meksika
Sarı eşkiya Danimarka Krallığı içinde özerk bir bölge olan Grönland'ı bile ilhak etmeye kararlı. NATO üyesi olan Danimarka umurlarında değil.
NATO nun böyle bir durumda seyirci kalacağını tahmin etmek hiç zor değil. NATO nun dağılma süreci başlamıştır.
İran Dini Lideri Hamaneyin de Maduro gibi tutuklanacağını söylüyorlar. Hameneyin Rusya'ya kaçış planının hazır olduğunu iddia edenler var.
Türkiye!nin ismini zikretmeseler de, bizimle ilgili sinsi planları olduğunu biliyoruz.
Emperyalizm;
belli bir güce sahip olan devletin, başka devletler, milletler ve topraklar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda, onların rızası olmadan egemenlik kurma çabası ve gayesi olarak tanımlanır.
Emperyalizmin karşısındaki en büyük güç sağlam temeller üzerine kurulu ulus devlet yapısıdır.
Ulus devletlerin gücünü ve bağımsızlığını ulusun coğrafi sınırı içindeki egemenliğinden alır.
Türkiye Cumhuriyeti sağlam temeller üzerine kurulmuş bir ulus devlettir. Ulus devlet yapımız anayasamızda güvence altına alınmıştır.
Varlığımızın yegane teminatı da budur.
Üniter yapılı ulus-devletimiz birliğimizin, istiklâlimizin ve istikbalimizin sigortasıdır.
Bunu tartışma konusu yapmak, üzerinde oynamak son derece tehlikelidir ve kabul edilemez.
Anayasanın değiştirilemez maddeleri arasında yer alan Türkiye Cumhuriyeti’nin ulus-devlet yapısını ne pahasına olursa olsun korumak zorundayız.
Millî bünyenin bağışıklık sistemini zayıflatacak unsurların çoğalmasına ve güçlenmesine zemin hazırlamak tedavisi güç toplumsal yaralar oluşturur. Millî kimliği etnik kimlik düzeyine indirgemek, devletin kuruluş felsefesiyle oynayarak sorunlara çözüm aramak, etnik kimlik tartışmalarının süreklilik kazanması, etnik kimliklerin kültürel kimlik olmaktan çıkarılıp, siyasi ve hukuki kimliğe dönüştürme sürecine doğru ilerlemesi toplumsal bütünleşmeyi değil, tehlikeli ayrışmaları tetikler.
Türkiye’de ulus-devlete karşı olan yapılar, bu bağlamda, emperyalizmin dolaylı ya da doğrudan uzantıları olarak değerlendirilmelidir.
ABD nin Ankara Büyük Elçisi'nin Ulus devlet yapımızdan duyduğu rahatsızlığı ve Osmanlı yönetim sistemini önerdiği konuşmasını hatırlarsınız. Bu konuya daha önceki yazılarımda dikkat çekmiştim.
İran'ın ve Türkiye'nin en büyük zaafiyeti kendi içlerindeki hain yapılar.
Bir önceki yazımda; içimizdeki Fetö hainlerini tam olarak temizleyemediğimizi ifade etmiş, siyasette, medyada ve iş dünyasında bu temizliğin mutlaka hızlı bir şekilde yapılması gerektiğine dikkat çekmiştim.
Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun, aydınlarımızın, siyasetçilerimizin bir an önce vatanlarının Türkiye olduğunu hatırlamaları ve ona göre davranarak millî bütünlük ve egemenliğe sahip çıkmaları gerekiyor. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır. İç çekişmelerle, suni gündemlerle kaybedecek vaktimiz yok. Aklımızı başımıza alalım.
Emperyal güçlerin hedefindeyiz, tehdit altındayız!
Rusya ve Çin'den ABD ye kuvvetli bir tepki gelmemesi düşündürücüdür. Kapalı kapılar ardında hangi pazarlıkların yapıldığını bilmiyoruz. Rusya ve Çin'e güvenilmeyeceğini Venezuela olayında gördük.
Emperyalizme kolay lokma olmamak için, mazlum milletlerin güçlerini birleştirmeleri gerekiyor.
Bu güçlü ittifak Türkiye’nin önderliğinde mümkündür.
İlyas Erbay