Toplumu germenin kime ne faydası var?
Yumruklaşma, küfürleşme, aşağılama, hakaret, suçlama, küçük görme, itibarsızlaştırma, tehdit etmeler…
Kendinize gelin, neyi paylaşamıyorsunuz, nedir bu nefret, nedir derdiniz?
Halkına saygısı olan, siyaseti bu kadar kirletmez, kirletmemeli.
Bu şiddetin ve kirli dilin onaylandığına, alkışlandığına dehşetle ve şaşkınlıkla tanık oluyoruz. Sosyal medyada ve tv lerde küfredenler yumruk atanlar neredeyse kahraman ilan edilecek.
Yaşını başını almış ünlü bir televizyoncu çıkıyor. "G.te g.t denir" diyerek iyi söylemiş demeye getiriyor, aklınca ana muhalefet partisinin liderine arka çıkıyor. Dün mecliste yumruk atan iktidar partisi m.vekiline sosyal medyada kutlama mesajları yağıyor, eline sağlık diyerek kahraman ilan ediliyor.
Siyaset biliminde bu kadar seviyesizliğe yer yoktur!
Siyaset bilimi; metodolojik olarak çeşitlidir. Psikoloji, sosyal araştırma ve bilişsel sinirbilimden kaynaklanan birçok yöntemi benimser. Yaklaşımlar pozitivizm, yorumculuk, rasyonel seçim teorisi, davranışçılık, yapısalcılık, postyapısalcılık, felsefi gerçekçilik, tarihsel kurumsallık ve çoğulculuğu içerir.
Bizde öyle mi?
Kavga, küfür, gündem değiştirme, algı yaratma, ayrıştırma, kutuplaştırma, gibi tehlikeli yöntemler ısrarla kullanılıyor.
Toplum geriliyor, kötü örnekler sergileniyor.
Milletçe birlik olmamız gereken bir dönemdeyiz. Ülkemiz üzerinde kötü emelleri olan emperyalist güçlerin ekmeğine yağ sürüyoruz.
İnsanları germek, toplumu huzursuzluk ortamına çekmek asla siyasetin yöntemi olmamalı.
Çok partili döneme geçtiğimiz 1946 yılından buyana kimler geldi, kimler geçti.Türk siyasetinin dili hiç bir dönemde bu kadar kirlenmemişti. Geçmişte de, mecliste vekillerin; küfürlü, tekme yumruklu kavgalarına şahit olduk. Fakat hiç bir zaman birbirlerine şimdi olduğu kadar düşmanca saldırmamışlar,, bu kadar çirkin kelimeler kullanmamışlardı. Her zaman eleştiriye tahammül ve hoşgörü hakimdi. TV lerde milletin huzuruna çıkıp, medenice tartışırlardı. Millet keyifle izler ve kararını verirdi. Şimdi öyle mi?
Nereden türediği belli olmayan bir sürü yandaş, yalaka gazeteci müsveddesi; kadrolu eleman gibi sürekli ekranlarda.
Körler sağırlar birbirini ağırlar misali, İktidarında, muhalefetinde silahşörlüğünü yapıyorlar. Aynı suratları görmekten bıktık artık.
Bunlar yetmez gibi birde, çok bilmiş yandaş araştırma şirketi sahipleri, emekli askerler var. Adamlar her konuda ahkam kesiyor.
Liderler için sevgi dilini kullanmak çok mu zor? Üzülerek görüyorum ki,
seçimlere yaklaştıkça bu dil daha da kirlenecek. Daha büyük kavgalara şahit olacağız.
Oysaki, siyaset akılla, dille, bilimle yapılır. Toplumun tüm kesimlerini kucaklamak siyasetçinin en öncelikli ilkesi olmalı. Siyasette sözün önemi büyüktür. Siyasetçi dürüst olursa, ilkeli olursa tutarlı olursa, halkına güven verirse kazanır. Dün birbirlerine en ağır hakaretleri edenlerin bugün can ciğer kuzu sarması olduklarına da şahit oluyoruz. Menfaat sözkonusu olduğunda, bütün insani değerler; ilkeler, onur, gurur haysiyet hepsi unutuluyor.
Siyasetçilerin rakiplerine çamur atarak küfrederek saldırmak yerine, ülkenin sorunlarını nasıl çözeceklerine yönelik projelerini anlatmaları gerekmez mi?
Siyaset toplumu idare etme, toplumda oluşan çatışmaları uzlaştırabilme sanatıdır.
İşte o yüzden her babayiğidin harcı değildir.
İlyas Erbay