Yalçın, AK Parti’ye Milletvekili Sayısı Üzerinden Yüklendi - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
08 Mayıs, 2015 14:02 tarihinde yayınlandı
0
0

Yalçın, AK Parti’ye Milletvekili Sayısı Üzerinden Yüklendi

MHP Karabük Milletvekili Adayı Durmuş Yalçın, “Bugün Karabük’ün Nüfusu 290 Bin, Milletvekili Sayımız da 3 Olmalıydı”
MHP Karabük Milletvekili Adayı Durmuş Yalçın, “2002 yılında 225 bin olan nüfusumuzun bugün 27 bin artması; 40 bin de öğrencimizin büyük çoğunluğu şehir dışından geldiği için nüfusumuzun 290 bini bulması ve Milletvekili sayımızın da 3 olması gerekirdi” dedi.
“Milletvekilinin görevi bizim haklarımızı mecliste savunmak değil mi?” diye soran Durmuş Yalçın, Ak Parti Karabük Milletvekili ve adayı Osman Kahveci’nin 4 yıllık vekilliğinde halkın arasına girmediğini, onları Ankara’da dinlemeyip, temsil etmediğini facebook hesabında yayınladığı vatandaşların veryansın videoları ile açıkladı.
Yalçın, Kahveci’nin 4 yılda yaptığı 25 meclis konuşmasından sadece bir tanesinde Karabük’ü konuştuğunu, onu da seçim süreci başlayınca yaptığını söyledi.
Konuşmalarında Ovacık ve Eflani’nin turist çektiğini Meclis kürsüsünden dillendirmesini ise gerçekçi bulmayan Yalçın, “Ovacık dağlarında biz turist göremedik, Eflani’de ise tarım ve hayvancılıkta iflas noktasına gelen vatandaşlarımızın isyanı var sadece. Osman Bey’in konuşmasında söylenenlerin ise sadece “yapacağız” “başlayacak”, “gerçekleştireceğiz” gibi günü kurtaran sözler” olduğunu ifade etti.
MHP Milletvekili Adayı Yalçın, her seçimde Filyos Liman Projesi gibi tartışma konusu olan ve gerçekleştirilemeyen Keltepe Kayak Merkezi projelerini de gündeme getirdi. Keltepe’nin karlar eridikten sonra inşaatçı firmaya teslim edileceğini söyleyen AK Parti Milletvekili Osman Kahveci’ye;
“Sayın Kahveci, görev süreniz olan 4 yılda karlar hiç erimedi mi? AK Partili vekiller, bu seçimlerin de atlatılmasından sonra Karabük’ün iş ve aş problemini yine unutacaklar ve tüneli geçince son 13 yılda olduğu gibi Karabük’ü 4 yıl! yani yapılacak bir sonraki seçime kadar hatırlamayacaklar.
Kahveci, Karabük büyüyor iddiasında, o yüzden mi Karabük’ü 3 Milletvekilliğinden 2’ye düşürdünüz? Türkiye’nin en uç noktası Hakkâri’nin nüfus 276 bin ve 3 vekil ile temsil ediliyor. Bir zamanlar biz de 3 vekil ile temsil edilmiyor muyduk? Tekrar soruyorum madem büyüyoruz, sizi 2002’de 3 kişi yolladık Ankara’ya biriniz orada kayboldu mu? Bizim hizmet anlayışımız temsilimizi 3 vekilden 2’ye düşüren beceriksiz temsil değil; Ankara’da sahipsiz kalan Karabük’ümüzü 3 Milletvekilinden 4 vekile çıkarmaya çalışacak bir vizyondadır. Karabük günden güne küçülüyor, 2002 yılında 225 bin olan nüfusumuz 2015 yılında 232 bine ancak yükseldi. Bu da 40 bin öğrenciye sahip Karabük Üniversitemizden kaynaklanıyor. Osman Kahveci bey’in söylediği gibi Türkiye büyüdükçe Karabük de büyüseydi; ülke nüfusumuz 13 yılda yüzde 12 arttı, o halde 2002 yılında 225 bin olan nüfusumuzun bugün 27 bin artması, 40 bin de öğrencimizin büyük çoğunluğu şehir dışından geldiği için nüfusumuzun 290 bini bulması ve Milletvekili sayımızın da 3 olması gerekirdi” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq23333
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Nisan, 2026 15:00 tarihinde yayınlandı
0
0

ÜLKESİ LÜBNAN’DA İSRAİL KATLİAM YAPIYOR, SEFİR EFENDİNİN DERDİ TÜRKİYE’NİN YÖNETİM MODELİ !

ABD nin Türkiye büyükelçisi, dolar milyarderi, Lübnan asıllı, 79 yaşındaki Thomas J Barrack şimdi de, Türkiye’ye monarşi güzellemesi yapıyor. Daha önce de İzmir’e yaptığı bir konuşmada Osmanlı millet sistemini önermişti.
Monarşi, siyasi yetkinin kral, padişah, imparator gibi tek bir kişinin (monark) elinde bulunduğu, yönetimin genellikle soyağacı (babadan oğula/kıza) yoluyla geçtiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemleri önermesinin ardındaki niyet bellidir. Türkiye’nin kendi kontrollerinde bir kukla devlet olmasını istiyorlar.

1 yıl kadar önce Türkiye’ye ayak bastığı anda bir konuşma yapmıştı. O konuşma iyi analiz edildiğinde, sefirin karakteri ve niyeti ile ilgili bana göre net ifadeler içeriyordu.
Kendisi ile ilgili ilk yazımı o gün yazmıştım. Daha sonraki süreçte her konuşmasını takip edip, bu hadsiz sefirle ilgili 3 yazı daha yazdım.
İlk yazımın başlığı ” Sn. Büyükelçi lütfen daha açık konuşun” idi.

O yazımı, Türkiye’ye ayak bastığında hava alanında yaptığı konuşmaya tepki olarak yazmıştım. Konuşmasının orijinali aynen şuydu;

“I come with a simple message from President Trump, which is his desire to raise the level of the alliance between Türkiye and the United States to the level that it deserves. We’ve always had a great relationship, but it should be an extraordinary relationship.”

Türkçesi;
Başkan Trump’tan basit ( net ) bir mesajla geliyorum, bu da Türkiye ve ABD arasındaki ittifak seviyesini hak ettiği seviyeye yükseltme arzusu. Her zaman harika bir ilişkimiz vardı, ama bu olağanüstü bir ilişki olmalı. – Büyükelçi Thomas J. Barrack

Kendisine hitaben,
“Her zaman harika ilişkimiz vardı!” Öyle mi? demiş ve devam etmiştim.
Mr. Barrack, ilişkilerimizin sizin açınızdan bakıldığında harika olduğuna hiç şüphe yok! Bizim açımızdan bakıldığında ise tam tersi.
Belli ki, Türkiye’yi ve Türk halkını yeteri kadar tanımıyorsunuz. Bakınız, ben anlatayım size o harika olarak tanımladığınız ilişkilerimizi;

Türk milleti sizi PKK’ya destek veren fetö terör örgütüne kucak açan Türkiye’deki darbelerde parmağı olan ülke olarak tanıyor ve güvenmiyor!
Biz, müttefik olmanın gereğini, her koşulda, büyük bedeller ödemek pahasına ( mesela Kore’de ) yerine getirirken, siz ne yaptınız? Yüzümüze güldünüz hep sırtımızdan vurdunuz.
Sizin ne kadar değerli (!) bir dost (!) olduğunuzu biz çocukluğumuzdan biliriz.. Marshall yardımı diye; gönderdiğiniz o berbat süt tozlarını unutmadık.
Silah yardımı diye kakaladığınız hurdaları da unutmadık. Onları neden gönderdiğinizi de çok iyi biliyoruz.
Tarımımızı, sanayimizi bitirmek için; Gerçek müttefikiniz olan İsrail ile oynadığınız bütün oyunların farkındayız. Bir şekilde satın aldığınız içimizdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak bu ülkenin hep önünü kestiniz.
Uçak üretmeye başlamıştık,
“Biz size çok daha ucuza veririz, kapatın fabrikanızı dediniz. İçimizdeki o vatan hainlerini de kullanarak kapattırdınız.
Eliniz hep eğitim sistemimizin üzerinde oldu. Köy Enstitülerini hayata geçirmiştik, onu’da kapattırdınız.
GAP da oynadığınız oyunları da biliyoruz.
Bu ülkenin düşmanlarıyla hep iş birliği içerisinde oldunuz. PKK ya PYD ye eğitimler verdiniz, binlerce tır silah gönderdiniz. Uyarılarımızı hiç bir zaman dikkate almadınız.
Fetö elebaşını ülkenizde himaye ettiniz. Defalarca istedik vermediniz.
70 yıldır Türkiye’nin önünü kesmek için uğraşıyorsunuz.
İkide bir ekonomimizi mahvetmekle, yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyorsunuz. Müttefikliğe yakışıyor mu bu tavrınız?
Daha neler var neler, bu liste uzar gider.

Bu mudur mükemmel olan ilişkimiz.? Sayın büyükelçi, tüm bu gerçekler ortada iken İlişkilerimizi olağan üstü bir seviyeye taşımaktan ne anlamalıyız? Lütfen daha açık konuşur musunuz?

Bizim Bülent’in bir sözü var “Fevkaladenin fevkinde” kastettiğiniz böyle bir şey mi acaba? Yani ilişkilerimizi harikadan olağan üstüne taşırsak, bugüne kadar yaptıklarınızdan çok daha beterini mi göreceğiz?

“Bu saydıklarınızdan bizden önceki yönetimler sorumlu. Trump’ın Başkanlığı döneminde müttefiklik ilişkilerimizde bu tür yanlışlıklar asla olmayacak diyebiliyor musunuz? O halde, önce gerçek bir öz eleştiri yaparak, ülkeniz adına Türk halkından özür dileyin.
Sonra, çok hevesli iseniz ilişkilerimizi olağanüstü bir seviyeye taşımak için yeni bir sayfa açarsınız. Bizde 80 yılın verdiği tecrübe ile bunu ihtiyat çerçevesinde değerlendiririz.

Bu adamla ilgili 11 mayıs 2025 tarihinde yazdığım İlk yazı bu idi.
Sonrasında,
17 temmuz 2025 tarihinde “Bu Adama Dikkat” başlığı ile ikinci yazımı,

6 Kasım 2026 tarihinde “Türkiye’nin İzleyeceği Politikaya Sen Mi Karar Vereceksin” başlığı ile üçüncü yazımı

9 Aralık 2025 tarihinde “Bu Adam Çizmeyi Çok Aştı” başlığı ile dördüncü yazımı yazmıştım.

Anadolu basınının amatör bir yazarı olarak, anlı şanlı yazarlarımız dururken bu hadsiz herife her konuşmasından sonra tepki göstermek bana kalmıştı. Ben ilk günden itibaren tam 4 yazı yazdım, bu beşincisi.

Şimdi bakıyorum da bizim meşhur kalemler anca farkettiler Lüblanlı bu amcanın kim olduğunu. Nihayet tepkiler ardı ardına gelme başladı.
Günaydın beyler.
Geçte olsa uyandınız. O’da güzel.

Değerli okurlarım, sefirle ilgili ilk yazıma burada özellikle tekrar yer verdim. Konunun özünün, yani ABD nin gerçek yüzünün unutulmaması açısından önemlidir. Sefirle ilgili diğer yazılarımı merak edenler, yukarıda verdiğim başlıklarla aratarak arşivlerden ulaşabilir.

İlyas Erbay