Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
15 Eylül, 2021 10:01 tarihinde yayınlandı
0

Vergili’den Mezarlığa Yapılan Cafe’ye Tepki

Karabük Belediye Başkanı  Rafet Vergili; gündemi oldukça meşgul eden Safranbolu Tokatlı Köyündeki Mezarlığa yapılan kafe konusunda açıklamalarda bulundu. Vergili; Karabük İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı Bahattin Eroğlu’nu suçlayarak; “Burayı kafe yapan, çalıştıran kişi İl Özel İdare de Genel Sekreter Yardımcısı olan Bahattin Eroğlu’nun oğludur. Burası İl Özel İdare sınırları içerisinde olan bir alandır. Senin böyle bir şeye ihtiyacın mı var. Senin oğlun da İmam Hatip mezunu. Allah’tan korkmuyor mu? Mezarların üzerine kafe yapmaya. Bahattin Eroğlu her işte Mehmet Ali Bey’in ismini kullanarak, ön plana çıkıyor. Bunu da Mehmet Ali Bey’in bilmesinde fayda var” dedi

Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili; BRTV’de Zafer Acar’ın sunduğu programda, Safranbolu Tokatlı Köyündeki mezarlığa yapılav kafe konusunda sert açıklamalarda bulundu. Açıklamalarında İl Özel İdare Genel Sekreter Yardımcısı Bahattin Eroğlu’nu suçlayan Başkan Vergili, Muhtarında büyük ihtimalle bu işin içerisinde olduğunu söyledi.

Başkan Vergili yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Orman alanı olan bir alan Muhtarlığa kiraya veriliyor. Muhtarlıkta ihale ile başka birine kiraya veriyor. Burası da mezarlığın olduğu bölge. Memlekette başka yer kalmamış. Oradaki kişi önce caminin müştemilatını kullanmaya başlıyor. Yemekhanesini mescidini kafeye çeviriyor. Sonra itirazlar gelince ilk önce mescit tekrardan vatandaşın kullanımına veriliyor. Daha sonrasında da sağ olsun Safranbolu Kaymakam’ı müştemilatı da boşalttırıyor. Kendisi şuanda mezarlığın üzerine bungalovları yaparak, kafe faaliyetine devam ediyor. En garip tarafı ise buraya 3.500 kamyon hafriyat dökülerek, 200’e yakın mezarın kapatılmasıdır. Safranbolu Belediyesi’nin hafriyat alanı olarak gösterdiği yer Safranbolu çöplüğüne yakın bir yer. Hafriyat döküm alanları ile ilgili özel izin almanız lazım. Oraya hafriyat dökülerek mezarların üzerleri kapatılıyor ve alan düzleniyor. Birileri kullanmış oldukları isimler ile izin belgesi, ruhsatı olmadan faaliyet gösteriyor. Şimdi senin Safranbolu ile ne alakan var derseniz. Benim Safranbolu, Yenice, Eflani, Ovacık, Eskipazar her yer ile alakam var. Böyle bir problem olursa Elif hanımında tabi ki Karabük ile ilgilenecektir. Duyarsız kalmayacaktır. Tabi ki bizde burayla ilgili duyarsız kalmayacağız. Bu söylediklerimin hepsini savcılığın suç duyurusu olarak kabul etmesi lazımdır. Bir kere 3.500 kamyon hafriyat oraya döküldü ise döküm sahası ile arasındaki mesafe 20 KM bir kamyonun oraya gidiş geliş maliyeti en az 200 TL olur. Hafriyatın mezarlık alanına dökülmesine izin veren her kim ise savcılık bu kişiyi bulmakla mükelleftir. Büyük ihtimal ile de muhtar bu işin içerisinde. 3.500 kamyondan sefer başı para alsa en az 350 bin TL para almıştır. Almadan döktürmez. Bunu savcılığın araştırması lazım. Kesinlikle mezarlar kapatılamaz.  Kanunda yeri var. Size okuyayım. “ ibadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyalara, mezarlara, bunların üzerlerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik yapılan yapıları yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu işin sorumlusu muhtardır. Muhtar bir yerel yönetim temsilcisi benim bilgim yok diyemez. Muhtarın bilgisi olmadan oraya 3.500 kamyon hafriyat dökülmez. O da bir bedel almadan bu hafriyatı döktürmez. Oraya bir kamyon bile hafriyat dökülse gidip muhtarın şikâyet etmesi lazım.  Buradan Muhtar hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.

Gelelim diğer konuya. Burayı kafe yapan, çalıştıran kişi İl Özel İdare de Genel Sekreter Yardımcısı olan Bahattin Eroğlu’nun oğludur. Bu alanda İl Özel İdare sınırları içerisinde olan bir alandır. Senin böyle bir şeye ihtiyacın mı var. Senin oğlun da İmam Hatip mezunu. Allah’tan korkmuyor mu? Mezarların üzerine kafe yapmaya. Bahattin Eroğlu her işte Mehmet Ali Bey’in ismini kullanarak, ön plana çıkıyor. Bunu da Mehmet Ali Bey’in bilmesinde fayda var. Karabük’ü bu kadar boş mu sanıyor. Bu işin hiç kimsenin takipçisi olmayacağını mı sanıyor. Karabük’ü, Safranbolu’yu sahipsiz falan mı sanıyorlar. Sorduğun zaman onun arkasında Mehmet Ali Bey var. Mehmet Ali Bey benim tanımadığım kişi mi? Mehmet Ali Bey sana böyle bir şey yap der mi? Mehmet Ali Bey’in ismini neden kullanıyorsunuz? Utanın biraz. Mehmet Ali Bey sana sahip çıktıysa, her yaptığın rezalette, her yaptığın pislikte sana sahip çıkacak diye bir kanun mu var. Bahattin Eroğlu Karabük’te bir daha ben olduğum sürece Mehmet Ali Bey’in ismi ile tek iş yapamayacak. Ona bir fırsat daha verilmiş. Gerekli her türlü yardım yapılmış. Oturacak memuriyetine devam edecek. Aldığı memur maaşıyla da geçimini sağlayacak. Biz Karabük’ün her yerinde varız. Söyleyeceklerimi söyledim bunların hepsi savcılığa suç duyurusudur.

Tepenin üzerine bungalov yapmış. Alt tarafı mezarlık. İstanbul’da Pierre Loti’de varmış. Pierre Loti varken mezarlık aşağıdaydı, mezarlık yukarı doğru çıktı. Arasında da yol vardı. Pierre Loti bizim bilmediğimiz bir yer değil ki. Sen Pierre Loti misin? Haliç manzaran mı var senin? Bugünden itibaren ben bu konunun hukuken takipçisiyim. Bir kere o muhtar aldığı parayı geri iade edecek ve oradan döktürdüğü hafriyatın tamamını kaldıracak. Eğer hafriyatı kaldırmıyorsa İl Özel İdare de suçludur. Orası hafriyat alanı mı? Bu işler bedelsiz yapılmaz. Bize 100 tane talep geliyor. Burayı müteahhide söylesem doldurtsam, tarla mı düzlesem diye. Biz bu işin ne olduğunu biliyoruz. Bu işler bedava olmaz. Biz 12 seneden beri bunlarla, müteahhitlerle uğraşıyoruz. Yani sen şimdi oraya 3.500 kamyon hafriyatı bedavaya döktürdün. Savcılığın o müteahhitleri bulması ve hafriyatın tamamını kaldırtıp, mezarları açması lazım.

Şuan yine bir ihbarda buluyorum. Orası ruhsatsız çalışıyor. Oraya ruhsat verilemesine imkân yok. Eğer ruhsat verildiyse o da bir suistimaldir.  Bu yüzden oranın en kısa zamanda kapatılması gerekir. Orada ruhsat almadan kafe çalıştıramaz. Büfeler gece 12’den sonra açık olduğunda emniyet ceza yazıyor. Orası Jandarma bölgesi, jandarma gitsin ruhsatı var mı yok mu kontrol etsin. Bu da jandarmaya bir ihbardır. Milletin anasının, babasının, dedesinin mezarının başında davul mu çalacaklar.   Meydanı boş bulduk, arkamıza birilerini aldık, bizim gücümüz var diye. Sizin Karabük’te ne gücünüz var. Sizin yapmış olduğunuz utanmazlıktır, istismardır. Mehmet Ali bey gibi bir şahsiyeti istismardır sizin yaptığınız. Bu işi düzeltecekler. Orada bu işi yapanların hepsini de yargılattıracağım. Hafriyatın kaldırılması için elimden geldiği kadar mücadele veririm. Orada kafe çalıştıttırmam.”

 

Bizi sosyal medyadan takip edin
xa 1
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay tarafından
07 Mayıs, 2026 14:51 tarihinde yayınlandı
0

MÜJDE, ULTRA ZENGİN SAYIMIZ 4208 OLMUŞ !

Türkiye’de gelir dağılımı adaletsizliği, son yıllarda belirgin bir şekilde derinleşmiş durumda. Güncel verilere göre Türkiye, Avrupa’da gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumunda. En yüksek gelire sahip %20’lik grup, toplam gelirin yaklaşık %48’ini alırken; en düşük gelire sahip %20’lik kesim toplam gelirden yalnızca %6,4 pay alabilmekte. En zengin %10’luk kesimin geliri, en yoksul %10’luk kesimin gelirinden yaklaşık 15 kat daha fazla. Gelir dağılımı eşitliğini ölçen Gini katsayısı Türkiye’de 0,461 seviyesinde. Avrupa Birliği ortalaması 0,29

ULTRA ZENGİN SAYIMIZ SON 5 YILDA %93.5 ARTMIŞ

İngiliz gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank’ın The Wealth Report 2026 verilerine göre Türkiye’de 30 milyon dolar üzeri servete sahip kişi sayısı son 5 yılda %93.5 artmış.2174 ten 4208’e çıkmış. Milyarder sayımızın aynı dönemde 35 ten 46 ya çıkacağı öngörülüyor.
Milyonlarca insan açlık ve yoksulluk mücadele ederken, milyarderlerimizin sayısı hızla artıyor.

GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİNİ ÖNLEME ÇABALARI YETERSİZ

Dünya Bankası verilerine göre Türkiye, gelir eşitsizliği bakımından 130 ülke arasında 28. sırada yer alarak birçok gelişmekte olan ülkeden daha kötü bir tablo sergiliyor. Bu adaletsizlik, orta sınıfın zayıflamasına ve halkın büyük bir kesiminin ( yaklaşık her 10 kişiden 6’sı ) borçlu bir şekilde yaşamını sürdürmesine neden olan sosyoekonomik bir krizin temel taşlarından biridir.

Gelir dağılımdaki adaletsizliği önlemek için devletler tarafından uygulanan en temel yöntem, maliye politikası araçlarını kullanarak geliri piyasada oluştuğu halinden (birincil dağılım) daha adil bir seviyeye (ikincil dağılım) taşımaktır.
Bu adaletsizliği önlemek için kullanılan başlıca stratejiler şunlardır:

– Yüksek gelir gruplarından daha yüksek oranda vergi alınarak, toplanan kaynağın alt gelir gruplarına aktarılmasıdır.

– Düşük gelirliler üzerindeki vergi yükünü azaltmak amacıyla asgari ücretten vergi alınmaması veya temel gıdada vergi indirimleri yapılmasıdır.

– Gelirin ötesinde, birikmiş servet üzerinden alınan vergilerle servet yoğunlaşmasının önlenmesi hedeflenir.

– Yoksulluk sınırı altındaki ailelere yönelik doğrudan nakdi transferler ve sosyal güvenlik ödemeleridir.

– Sağlık, eğitim ve barınma gibi temel hizmetlerin devlet tarafından ücretsiz veya sübvansiyonlu sunulması, alt gelir gruplarının harcamalarını azaltarak dolaylı gelir artışı sağlar.

– Asgari ücretin yaşam standartlarını karşılayacak düzeyde belirlenmesi, Gini katsayısını (eşitsizlik ölçütü) düşüren doğrudan bir araçtır.

– Eğitim ve mesleki eğitim politikalarıyla düşük nitelikli işgücünün verimliliği artırılarak daha yüksek ücret alabilmeleri sağlanır.

– İşsizliğin azaltılması, hanehalkı gelirlerini doğrudan artırarak eşitsizliği azaltan en kritik faktörlerden biridir.

– Vergi kaçakçılığının önlenmesi ve çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınması gelir dağılımını iyileştirir.

– Eğitim ve sağlığa erişimde adaletin sağlanması, bireylerin ekonomik basamakları tırmanma şansını (sosyal mobilite) artırır.

Bu konularda bir takım çalışmalar olsa da gelir dağılımı adaletsizliğini önlemede son derece yeteresiz.

Ne yazık ki, yoksulla zengin arasındaki makas her geçen gün daha da açılıyor.
24 yılın sonunda geldiğimiz durumun özeti budur.

İlyas Erbay

Bizi sosyal medyadan takip edin