Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
10 Ağustos, 2023 15:18 tarihinde yayınlandı
0

Valiler kararnamesinde farklı tablo

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yer alan Valiler Kararnamesi’nde Ordu ili açısından enteresan bir tablo ortaya çıktı.

Valiler kararnamesiyle birlikte Ordu vilayetine komşu 3 ilin Valisi Ordulu oldu. Samsun Valiliği’ne atanan Orhan Tavlı, Giresun Valisi Mehmet Fatih Fedai ile Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, doğum yerleri Ordu ile sınırdaş oldular. Bir öbür değişik özellik ise Tokat ve Giresun Valilerinin Ordu-Korgan doğumlu olmaları oldu.

Samsun Valisi Samsun’a yabancı değil

1965 yılında Ordu’da doğan Samsun Valisi Orhan Tavlı daha evvel 1993-1995 yılları ortasında Samsun-Ayvacık İlçesi Kaymakamlığı vazifesinde bulunmuştu.

Giresun Valisi, Liseyi Giresun’da bitirdi

1973 yılında Ordu-Korgan doğumlu olan Giresun Valisi Mehmet Fatih Fedai açısından Giresun değişik bir özellik taşıyor. Vali Fedai, birinci ve orta tahsilini Ordu’da yaparken lise tahsilini Giresun Atatürk Lisesinde tamamladı. Vali Fedai, 1996 yılında İçişleri Bakanlığı Kaymakam Adaylığı imtihanını kazandıktan sonra tekrar memleketi Ordu’nun Ünye ilçesinde Kaymakam Refikliği yapmıştı.

Tokat Valisi, Reşadiye Kaymakamı idi

1969 yılı Ordu-Korgan doğumlu olan Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, 12.05.2022 tarihinde atandığı misyonunu sürdürüyor. Vali Hatipoğlu, bürokrasi hayatında 1996 yılında Tokat’ın Reşadiye ilçesinde Kaymakam Vekilliği yapmıştı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
barude filistinin dunu bugunu ve yarini anlatildi YbJlKGrF
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
15 Mayıs, 2026 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı

Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.

Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.

Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı

Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.

Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.

“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”

Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.

Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.

İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin