Reklam
Reklam

Uzmanlar uyardı: Havuzda serinlemek isterken gözlerinizden olmayın

Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
11 Ağustos, 2023 15:38 tarihinde yayınlandı
0

Yaz mevsiminde serinlemek için deniz ve havuzların göz sağlığına etkileri ile ilgili uyarılarda bulunan uzmanlar, havuzlardaki klor ve deniz tuzunun göz sağlığını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek deniz gözlüklerinin tercih edilmesinin faydalı olacağını söyledi.
Sıcaklıkların mevsim normalleri üzerinde seyretmesi sebebiyle serinlemek isteyen vatandaşlar, havuz ya da denizlerin yolunu tutuyor. Havuzu temizlemek için kullanılan klor maddesi ile denizdeki tuz göz sağlığı için tehdit oluşturabiliyor. Havuz ya da deniz suyunun göz sağlığına verebileceği zararlarla ilgili konuşan Özel Kastamonu Anadolu Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Barış Kömür, deniz gözlüğü kullanılarak gözlerin korunabileceğini belirtti. Yaz mevsiminde kullanılan sahte güneş gözlüklerinin zararlarına da dikkat çeken Kömür, UV ışınlarının göz sağlığına zarar verebileceğini ifade etti. Güvenilir güneş gözlüklerinin tercih edilmesi gerektiğine dikkat çeken Kömür, aksesuar olarak kullanılan güneş gözlüklerinin zarar saçtığını vurguladı.

“Havuza ya da denize girdikten sonra gözde çapaklanma ya da kızarıklık olursa göz doktoruna müracaat ediniz”
Havuza ya da denize girildikten sonra gözde çapaklanma ya da kızarıklığın olması durumunda hastaneye başvurulması gerektiğini ifade eden Kömür, “Yaz aylarında mevsimsel olarak havada sıcaklık artışı olduğu için çokça bizler denize girmek istiyoruz. Bazen da havuza girmek istiyoruz. Bu da göz hastalıklarına neden oluyor. Gözün iltihaplanması ve çapaklanması gibi belirtiler veriyor. Bizim vatandaşlarımıza tavsiyemiz, serinlemeye çalışırken göz sağlıklarından olmamaları. Denize ya da havuza girdikten sonra gözde çapaklanma ya da iltihaplanma olursa göz doktoruna başvuruda bulunsunlar. Bu daha sonraki evrelerde daha ciddi tedavisi zor olan ya da edilemeyen durumlara da yol açabiliyor” dedi.

“Lens ile havuza ya da denize katiyen girmeyin”
Kontak lenslerle havuza ya da denize girilmemesi gerektiğini söyleyen Dr. Kömür, “Özellikle kontak lens kullanıcıları, bu konulara biraz daha duyarlılar. Mutlaka kontak lensinizi çıkartıp denize ya da havuza girmelerini öneriyoruz. Göz hijyenlerine de mutlaka dikkat etmeleri gerekiyor. Yaz mevsiminde bu uyarıların dikkate alınması önemli” diye konuştu.

“İleri seviyede göz hastalıklarının bazen tedavisi imkansız hale gelebiliyor”
Göz sağlığına dikkat edilmemesi durumunda derin enfeksiyonların oluşabileceğini belirten Dr. Kömür, “Serinlemek için girdiğimiz havuzlar, daha çok klor maddesi ile dezenfeksiyonu sağlanmaya çalışılıyor. Bu klor maddesi de gözün dokusuna da yan etkisi oluyor. Gözde kızarıklığa yol açıyor. Bu da gözümüze zarar veriyor. İlerleyen dönemlerde özellikle kontak lens kullanıcılarında daha derin enfeksiyonlara yol açıyor. Daha ileri seviyede göz hastalıkları da görülüyor. Bunun tedavisi de çok zor oluyor. Bazen de tedavisi ne yazık ki imkansız hale gelebiliyor. Bu da ağrıya ve sancıya yol açıyor. Bu yüzden göz sağlığımız için erken dönemde göz doktoruna giderek mutlaka tedavi olmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

“Serinlemek isterken sağlığımızdan da olmayalım”
Havuza girenlerde sıklıkla göz hastalıklarının görüldüğünü belirten Dr. Barış Kömür, “Denizlerimiz, havuza göre biraz daha masum duruyor. Çünkü tuzlu suda bakterilerin yaşaması biraz daha zor oluyor. Daha doğal bir dezenfeksiyon oluşuyor. Nadiren de olsa denize girenlerde de göz hastalıkları görebiliyoruz. Ama havuz bu konuda biraz daha riskli. Bu yüzden vatandaşlarımızın göz sağlıklarına daha dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü serinlemek isterken sağlığımızdan da olmayalım. Bizlere çok fazla müracaat geliyor. Bu konulara dikkat etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“Kontak lens ile denize ya da havuza girmeyi önermiyoruz”
Gözlerde kızarıklık ya da batma oluştuğunda mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini kaydeden Kömür, “Denize ya da havuza giren kişide herhangi bir şekilde gözünde batma ya da kızarıklık görüldüğünde vakit kaybetmeden göz doktoruna müracaat etmelerini öneriyoruz. Bu şekilde ileride göz sağlıklarını tehdit edecek olan ciddi göz enfeksiyonlarından kendilerini korumuş olurlar. Kontak lens ile denize ya da havuza girmekte ekstre bir risk oluyor. Kontak lens ile denize ya da havuza girmeyi önermiyoruz. Mutlaka lenslerin çıkartılıp suya girilmesi gerekiyor. Numaralı deniz gözlükleri var, onların takılarak denize ya da havuza girebilirler” dedi.

“Güneş gözlüklerini aksesuar olarak değil, göz sağlığımız için kullanalım”
Havaların ısındığını ve sıcaklıklarında artış gösterdiğine dikkati çeken Dr. Barış Kömür, “Bu sıcak havalarda öncelikle ultraviyole (UV) ışınları göze etkili oluyor. Ultraviyole (UV) A, B ya da C seviyelerinde gözün kornea ve lens tabakasında ciddi hasarlar oluşturabiliyor. Özellikle pterjium (göz eti) dediğimiz bir dokunun ilerlemesine sebep olabiliyor. Bu da gözde etin büyümesi ve kataraktın artmasına neden oluyor. Bu yüzden markalı ve UV fonksiyonundan emin olduğunuz gözlüklerden kullanmanız gerekiyor. Bazı markasız gözlüklerde sahte olan, sadece cam karatması kullanılıyor. Bu da UV ışınlarına etki etmediği için boşu boşuna sadece koruma hissiyatı oluşturuyor. Aynı zamanda göz bebeğini büyüttüğü için gözümüze de ekstradan zarar vermiş oluyor. Bu yüzden markalı ve emin olduğumuz UV ışınlarından bizleri koruyacak olan gözlükleri kullanmamız gerekiyor” diye konuştu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA 3
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
22 Haziran, 2026 10:30 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0 0

Gördük işittik söylüyoruz.  22 Haziran 2026

Ahmet Ağabey

 

İmanımız var, biliyoruz elbette.

O’ndan geldik O’na döneceğiz.

Allah (c.c) rahmet eylesin Ahmet Ağabey’i de ebedi mekânına tevdi ettik.

“Yiğidim ne var ne yok.” Nidası ile sabahları telefon ederdi.

Saatlere varan telefon görüşmelerinde kendimizce vatanı kurtarırdık, daha kendimizi kurtaramadan.

Öyle bir candan;

“VATAN SANA CANIM FEDA.” Derdi ki, bütün azalarımız zangır-zangır titrerdi.

Çok çalıştı.

Vatanını, evlatlarını, yakınlarını, sevdiklerini çok sevdi.

Vatanını, Karabük’ü, üzerine mücevher titizliği ile titrediği Kardemir’i öylesine sevdi ki anlatamam.

Bakarken gözlerinden sakındığı eşi Nevcihan Ablayı kaybettikten sonra yalnızlaştırdı kendini.

Gitme dedik gitti.

Gel dedik gelmedi.

Sonrası, Ankara, rahatsızlıklar, hastane.

Kimilerine göre Ahmet Büyükbektaş.

Kendisine göre, korkusuzca yazarken Alparslan Başeğmez.

Memuriyet hayatında yazılarına başladığı için mahlas isim Alparslan Başeğmez.

Bizce erken oldu gidişi ama, biliyoruz herkes gibi “GEL” denilince gideceğiz.

Gönlü dünyalara sığmayan, vatan, Türk, bayrak denince birden şahlanan Ahmet Ağabey’in daracık mezarında göğsünün üzerinde şehitlerimizin kanı ile sulanmış al bayrağımız ile sonsuzluğa yürüdü.

Mekânın cennet olsun ağabey.

Hep dualarımızda, hatıralarımızda olacaksın.

Şimdi inşallah İstiklal Savaşı Gazisi Baban Recep çavuş, annen Şehri teyzeye kavuşmuşsundur.

Her zamanki gibi Öğlebeli Mezarlığından Recep Çavuş’un mezarının başından “Görev yapıldı.” Diye seni arayamayacağım ama yattığın yerde de yalnız bırakmayacağım.

İyi ki seni tanıdık.

İyi ki hayatımıza dokundun.

Güle güle ağabey, güle güle Karabük sevdalısı Erzurum’un yiğidi. Önden gidenlere selam götür bizden , Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, şehitlerimize selam söyle.

 

 

Atayın atayabildiğiniz kadar

Kardemir de boş bulunan yönetim kurulu üyeliklerine güya yönetim kurulu tarafından 2 yeni isim atandı.

Gelenek bozulmadı.

Yine parti havuzundan yeni üyeler.

Gürsel Erol;

Refah Partisi Kadıköy ilçe başkanı ve Kadıköy belediye başkan adayı olmuş, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Kurucular Kurulu Üyesi, TBMM 22. ve 24. dönem İstanbul Milletvekili. 2012 yılında TBMM Dilekçe Komisyonu Ekmek İsrafı Alt Komisyonu başkanlığı yapmış.

Ballı milletvekili emekliliği maaşı yetmemiş olmalı ki, buradan da huzur hakkı alsın demiş birileri demek ki?

Prof. Dr. Metin Yerebakan;

77 yaşında bir akademisyen.

Bakıyoruz Karabük ile bir bağı var mı?

Yok.

Bağı AKP ile.

Bu da Kardemir’e yönetim kurulu üyesi olmak için yeterli kendi mantıklarınca.

Parti ile bağı oğlu Prof. Dr. Halit Yerebakan.

Halit Yerebakan İstanbul Milletvekili ve AKP’ de sağlık politikalarından sorumlu genel başkan yardımcısı.

Kardemir.

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ağır sanayi tesisi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurun emrini verdiği tesis.

Şimdi birilerinin gelir kapısı olmuş.

Yazık.

Bu işlerden anlayan hiç mi Karabüklü yok?

Eski yönetim kurulu başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’in “Kendi yönettikleri şirketler kar ederken yönettikleri Kardemir zarar etmiş.” Dediklerinden hariç hiç mi sektörden yetkin insan yok?

Adının başındaki gibi, kara.

Atanan da, seçilen de, yaşayan da, çalışan de, yönetende yalelli.

Öyle olmasa böyle olur mu?

Atayın atayabildiğiniz kadar,

Devir sizin devran sizin.

Yetimin hakkı mı?

O da mahşere kalır.

 

Kimler kimlerle beraber?

 

Geçtiğimiz hafta bir fotoğraf düştü medyaya.

MHP Genel Başkanın odasında, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Bahçeli’nin kolunda samimi bir havada.

Ohhh, ne güzel. (Onlara göre tabii)

Dostum, 15 Temmuz Gazisi, emekli emniyet müdürü Av. Fatih Eryılmaz bu konu ile ilgili sosyal medyasında hafızaları tazeleyecek bilgi paylaşmış;

“Gölge CIA olarak bilinen düşünce kuruluşu görünümlü istihbarat şirketi Stratfor’un bazı belgeleri Wikileaks tarafından sızdırıldığında öğrenmiştik TR705 kod’ un kim olduğunu.

1980 öncesi, Diyarbakır’da, eşi ve çocuklarıyla Dilan Sinemasına giden bir subay, ailesinin gözleri önünde vurularak şehit edilmişti. Bu terör eylemini yaptığı iddia edilen kişi, TR705 kod’un abisi Vildan Saim Tanrıkulu’ydu. Olay sonrası İsviçre’ye kaçırılmış, 6 Şubat 1993 tarihli resmi gazetede ise bakanlar kurulu kararıyla vatandaşlıktan çıkarılmıştı.

TR705 buralarda fink atarken abisi de Avrupa’daki PKK terör örgütü toplantılarında boy göstermeye devam ediyor.

Satıldın ey Türk milleti. Sana düşen hala nenni-nenni.”

 

 

 

İdeoloji mi festival mi?

Altın Safran Belgesel Film Festivali 27. Kez perde dedi.

Kuruluş hikâyesinin içerisinde bulunduğumuz, şimdilerde unutulsa bile hiçbir zaman katkısını unutmayacağımız Prof. Dr. Atilla Koca hocamızın fikir babalığını yaptığı festival, Elif köse ile birlikte bölücü örgüt severlerin platosu haline geldi adeta.

Bir sene açılan kitap fuarında yaşananlar, bu sene ki mansiyon ödülü, bir başka festivalde sahne alan sanatçının arka ekranında ideolojik bakışlarının sembol isimlerinin yer aldığı görüntüler neler oluyor sorusunu akıllara getiriyor.

Festival nerelerden ne ses getirmiş diye bakarken Agos Gazetesindeki haber dikkatimizi çekti.

Gazete haberine göre,

“Ulusal Belgesel Film Yarışması jüri üyeleri yönetmen Pelin Esmer, görüntü yönetmeni Uğur İçbak ve sinema yazarı Burak Göral’dan oluşan jüri, Rıza Oylum imzalı “Yerli Yurtsuz” belgeselini Jüri Özel Ödülü’ne değer gördü.”

Haberde filmin öyküsü “Dördüncü kuşak demir ustası Yervant Demirci’nin, Mardin’in Derik ilçesinde başlayan Ermenistan’a uzanan Türkiye ve Ermenistan’daki, Ermeni-Türk-Kürt kimliğinin karmaşık serüvenini anlatıyor.” Şeklinde tanımlanıyor.

Bakar mısınız şu işe?

“Ermeni-Türk-Kürt kimliğinin karmaşık serüvenini anlatıyor.” Muş film.

Akıllarından bölücülük hiç çıkmıyor.

Daha önce hatırlatmıştık, şimdi bir kez daha hatırlatalım.

Kimseniz, neci iseniz, beyin loplarınızın altında ne yatıyorsa, bilin.

Bilin, Safranbolu sizin ideolojilerinizden daha büyüktür.

Haa, bu arada bu film Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi’nde özel bir gösterimle izleyicilerle buluşacakmış 30 Haziran’da.

 

 

 

Çelik işçisinin çalınan hayatları

 

Bundan 16 yıl önce 18 Haziran 2010

Kardemir’de bir sendikal mücadele başlamış, iki sendika üye kayıt telaşında.

Çelik işçileri Anayasa ve yasalardan doğan haklarını kullanarak mevcut sendikadan istifa ediyorlar.

Araya patron giriyor.

Mevcut sendika lehine ne gerekirse yapıyor.

Hatta özel güvenlik görevlileri beraber mesai yaptıkları işçi arkadaşlarına biber gazı sıkıp, jop sallıyorlar. Geleceğini patrona bağlayan sendikacıların da baskısı ile o patron 18 Haziran 2010 günü bir telefon mesajı ile 29 işçinin iş akdini fesih ediyor.

Mevcut sendikadan kopuşlar arttıkça patron-sendika ikilisi işten attıkları işçi sayısını 350’nin üzerine çıkarıyor.

Sonrası, yeniden işe alınanlar, beyaz yakalıların üye kaydı ile sarı sendika kazanıyor.

O dramları anlatmaya kalksak sayfalar yetmez.

Fetöcü hakim ve bilirkişilerin yanlı tutumları, idareyi saymaya bile gerek yok.

Çok ocaklar söndü, çok yuvalar yıkıldı.

Sebep olanlara işten atılanlar haklarını helal etmediler.

Etmeyecekler biliyorum.

O günün destan yazanlarını isim-isim biliyoruz.

Hayatta kalanların alınlarından öpüyoruz.

Onlar yenilmediler kahpeliğe kurban gittiler.

Tarih elbet tashihini bir gün yapacak.

 

 

Önce mescidi açın sonra ağlarsınız.

 

Aman Allah’ım.

Bir dokunduk kısaca.

Meğer arı kovanına çomak sokmuşuz.

Muhatapları susmayı ve yancılarla dertlerini anlatmaya çalışmayı denerken gelen mesajlarla okulda yaşananları anlatmaya kalksak off off.

Karabük Üniversitesi Safranbolu Şefik Yılmaz Dizdar Meslek Yüksek Okulu’ndaki mescit ve tuvalet sıkıntısından söz etmiştik.

Sağa sola ağlamakla idarecilik yapılsa idi beşikteki bebe de idareci olurdu.

Birbiri ile görüşmeyen öğretim görevlileri.

Birbiri ile mahkemelik görevliler.

Gruplaşmalar.

Ne ararsan var?

İntihal iddiaları.

Çekememezlik.

İdareci ne için var?

Bu işlerde araya girmek çözmek kimin işi?

Başörtülü müdür bacım.

Yancılar üzerinden ağlayacağına işini yap işini.

Okulun elden gitmiş ne neyin derdindesin?

Bu arada rektör hocayı sorar gibisiniz?

O, üniversite üzerinden şehri  “Açık hava genelevi” ilan eden kibir abideleri ile kurdele kesme peşinde.

Allah kimseyi O’nun durumuna düşürmesin.

 

 

Mareşal Fevzi Çakmak Camisi

 

Hani yıkılan Atatürk İlkokulu’nun yerine merkez camisi yapılıyor ya?

İşte Cami için bir teklif.

Adı Mareşal Fevzi Çakmak Camisi olsun?

Neden mi?

Cumhuriyetimizi kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ile kurulan Türk Ağır Sanayiinin ilk fabrikası Karabük Demir ve Çelik Fabrikalarını yer olarak seçen kişi olduğu için.

Bizden önermesi.

Kabul görür mü?

Görmeli bizce.

 

 

Yenice Değirmen Yanı

 

Yenice Değirmen Yanı olarak bilinen yakınında Alabalık Tesisi de bulunan bölgede köprü altında, yıllardır hem Yeniceli, hem de Karabüklü vatandaşların rahatlıkla girip, yüzebildikleri derede, daha önceki sellerden dolayı yıkılan köprünün kalıntı beton parçalarının derenin dibinde kalması nedeni ile yer yer zeminde çukurlar oluşmuş. Bu durumda güvenlik açısından ciddi manada risk oluşturmuş. Bu bölgeye gelen ziyaretçilerin ekonomik kriz nedeniyle gidebilecekleri, hem kendileri hem de,  çocuklarını serinletebilecekleri başka böyle bir alan yok.

Yenice’nin Ablası Birsen Yirmibeş;

“Bu alanda gerekli dere temizliğinin yapılarak doğal hali bozulmadan bir havuz olsun.

Derinliği 1 metreyi geçmeyen bir havuz hem daha güvenli olacak hem de orman yangınları için su ikmali konusunda çok fayda sağlayacak.

Özellikle yaz aylarında köylerde ciddi su sıkıntısı yaşanıyor genelde ormanlarda yaz aylarında yangın yaşanıyor. Buradan helikopterler bile su ikmali yapabilir.” Diyor.

Siz ne dersiniz?

Mantıklı önerilere de açık olmak lazım.

Yerel dinamiklerin fikrini değerlendirmek lazım değil mi?

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.