Kastamonu Üniversitesinde geliştirilen AlN takviyeli bakır matrisli kompozit malzeme, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek koruma altına alındı. Yeni malzemenin uzay ve havacılıktan otomotive, enerjiden elektronik sektörüne kadar birçok alanda kullanılması bekleniyor.
Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serkan Islak ile doktora öğrencisi Hasaneen Houssain tarafından geliştirilen yenilikçi kompozit malzeme, Türk Patent ve Marka Kurumundan patent aldı.
“AlN Takviyeli Bakır Matrisli Kompozit Malzeme” adı verilen buluş, bakırın yüksek elektrik ve ısı iletkenliğini korurken düşük sertlik ve mukavemet gibi dezavantajlarını gidermeyi amaçlıyor.
Bakırın Dayanıklılığı Artırıldı
Elektrik ve ısı iletkenliği nedeniyle sanayinin önemli hammaddelerinden biri olan bakır, özellikle yüksek dayanım gerektiren uygulamalarda sertlik ve mukavemet açısından bazı sınırlamalara sahip.
Kastamonu Üniversitesinde geliştirilen kompozit malzemede ise bakır matrise alüminyum nitrür (AlN) seramik partikülleri eklendi. Böylece bakırın iletkenlik özelliğinin korunması hedeflenirken, malzemenin sertlik ve mekanik dayanım özellikleri geliştirildi.
Sıcak Presleme Tekniği Kullanıldı
Patentli malzemenin üretiminde sıcak presleme yöntemi kullanıldı. Bakır ve AlN tozları belirli oranlarda karıştırıldıktan sonra yüksek sıcaklık ve basınç altında işlenerek dayanıklı kompozit malzeme elde edildi.
Geliştirilen yeni nesil malzemenin sahip olduğu özellikler sayesinde yüksek performans ve dayanıklılık gerektiren uygulamalarda alternatif bir çözüm sunması bekleniyor.
Stratejik Sektörlerde Kullanılabilecek
Patentle koruma altına alınan kompozit malzemenin kullanım alanı da dikkat çekiyor. Buluşun;
- Uzay ve havacılık,
- Otomotiv,
- Elektrik ve elektronik,
- Enerji,
- Termal yönetim,
- Kimya
başta olmak üzere çok sayıda stratejik sektörde değerlendirilmesi öngörülüyor.
Kastamonu Üniversitesinde akademisyen ve öğrencinin ortak çalışmasıyla ortaya çıkan buluş, üniversitelerde yürütülen bilimsel araştırmaların sanayi ve teknoloji alanındaki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu.
