Karabük Postası tarafından
04 Haziran, 2021 12:47 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 4dk
Yorum: 0

Uluslararası Orta Asya’dan Anadolu’ya İslamî İlimler Sempozyumu başladı

Türkiye, Kırgızistan, Kazakistan-Özbekistan, Türkmenistan, Tataristan, Afganistan, Azerbaycan, İran ülkelerinin katkılarıyla; Kırgızistan Oş Devlet Üniversitesi, Kazakistan Nur Mubarek Üniversitesi, Özbekistan Uluslararası İslam Akademisi, Azerbaycan İlahiyat Enstitüsü ortaklığında çevrim içi olarak düzenlenen “Orta Asya’dan Anadolu’ya İslamî İlimler: Şehirler, Alimler, Eserler, Meseleler” sempozyumu başladı. Orta Asya Türk Dünyası ile İslam düşüncesi bağlamında fikir ve gelecek birliğine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen “Orta Asya’dan Anadolu’ya İslami İlimler: Şehirler, Alimler, Eserler, Meseleler” sempozyumu çevrim içi olarak başladı. Sempozyumda, İslam medeniyetinin oluşup gelişimini Orta Asya’dan Anadolu’ya akan serüveniyle; şehirler, alimler, eserler, ilimler, meseleler, ekoller ve yorumlar konu olarak ele alınacak. Sempozyum ayrıca Orta Asya Türk Dünyası ile Ülkemiz arasındaki bağları kuvvetlendirmeyi, Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Türkmenistan’daki üniversitelerle bilimsel iş birliğini geliştirmeyi, İslami ilimlerin teşekkülünün izlerini sürmeyi, Orta Asya’da, Horasan ve Maveraünnehir’de geliştirilen İslami ilimleri gündeme almayı hedefliyor. Sempozyumun ilk oturumunda açılış konuşmaları yapıldı. Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Şimşek sempozyumda İslami ilimlerin Mekke ve Medine’den başladıktan sonra Mâverâünnehir, Horasan ve bölgesine geçerek orada yorumlanması, ilim haline gelmesi, bilimsel bir şekilde üretilmesi konusunu ve buradaki eserleri âlimleri ve oluşan şehirleri oradan ilmin Anadolu’ya aktarılması ve Anadolu’da tekrar uygulanması ile ilgili meselelerin işleneceğini söyledi. Şimşek konuşmasının devamında “Sempozyumun amacı Orta Asya ile İlişkileri kuvvetlendirmek ve özellikle ilahiyat alanındaki İslam bilimleri hususunda bağlarımızı güçlendirmek. Sempozyuma yaklaşık 200 başvuru oldu. İki gün içerisinde ve 32 oturum halinde inşallah sempozyum devam edecek. Birçok ülkeden çok değerli bilim adamları bildiriler gönderdiler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Kırgızistan Oş Devlet Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kudayberdi Kojobekov açılış açılış konuşmasında “Kırgızistan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerin başında Türkiye Cumhuriyeti gelmektedir. İki ülke arasında 30 senelik zaman zarfında ekonomik, sosyal, kültürel, dil, din, tarih konularında önemli gelişmeler yakalanmıştır. Bu konuların içinde, özellikle din ilimleri konusunda eskiden Orta Asya öncü vizyonda iken, günümüzde ise dinî ilimlerin hayata aktarılması konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya lideri olduğu açıktır. Karabük Üniversitesi ile Oş Devlet Üniversitesi arasında, 2019 senesinde eğitim ve öğretim alanındaki işbirliği ve tecrübe değişimi amacıyla, muhtevası bakımından son derece önemli memorandum imzalanmış idi. Mezkur memorandumun bundan sonra birçok ilmî ve akademik işbirliği konusunda önemli gelişmelere vesile olacaktır. İslamî ilimlerin daha orta çağlarda Orta Asya’da teşekkülünü tamamlaması, sonrasında İslam Medeniyetinin Anadolu’ya intikali, ardından dünya İslam medeniyeti başkenti olarak tarihe geçmesi, elbette ki inkar edilemez. Bugünkü “Orta Asya’dan Anadolu’ya İslamî İlimler: Şehirler, Alimler, Eserler, Meseleler” adlı uluslararası bu sempozyumun, özellikle Karabük Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından tertip ve tanzim edilişi, gerçekten son derece önemlidir.” ifadelerini kullandı. Kazakistan Nur Mübarek Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kayrat Kurmanbaev “Bugün aynı gün ve aynı saatte Taraz şehrinde Turan bozkırlarına İslam’ın gelişinin 1270. Yılı olması münasebeti ile “Kazak bozkırlarına İslam’ın gelişi” adı altında uluslararası sempozyum gerçekleştirilmektedir. Bugünkü bu sempozyumun aynı saate denk gelmesi ve sizlerle bir araya gelmemizden dolayı ayrı bir mutluluk duymaktayız. Türkistan diyarına İslam’ın gelmesi tüm Türk halklarının medeniyetinin gelişmesine yol açtı, yeni şehirler ve medreseler, İslam alemine meşhur alimler yetişti. Mesela Buhara ve Semerkand ulemalarının dışında çok sayıda Farabi, Sığnaki, Kerderi, Türkistani, İtkani Sayrami, İspicabi, Tarazilerin çıkması bunun açık neticesidir. Bazılarının dediği gibi İslam bize 90’lı yıllarda gelmiş değildir. İslam kültürü ile bizim bağımız çok derinlerdedir ve Türk İslam medeniyetinin bölünmez bir parçasıyız. “Anadolu’dan Orta Asya’ya şehirler alimler ve meseleler” adlı bu sempozyum kardeş ülkeler arasındaki bağları pekiştirmek adına, gelecek nesle zengin kültürümüzü aktarmamız için büyük önem taşımaktadır ve son derece önemlidir. Geleneksel dini değerlere sahip çıkmak için asırlar önce yaşamış olan alimlerin eserleri ve ele aldığı konuları gün yüzüne çıkarmak büyük önem arz etmektedir” şeklinde konuştu. Özbekistan Uluslararası İmam Buhari Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Sovosil Ziyodov “Sempozyumun konusu günümüze hitap etmesi bakımından son derece önemlidir. Ayrıyeten, İslami ilimlerin Orta Asya ve Anadolu bölgesini yurt edinmesi, özel olarak bizim iftiharımızdır. Şehriler, alimler, eserler, meseleler konusunda konuşulacak çok fazla kaynaklarımız vardır. Hatta, onların her biri birer sempozyum konusu olabilir. Bu nedenle, o müstakbel sempozyumlara açılan kapı mahiyetindeki bu sempozyumun, hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi. Azerbaycan İlahiyat Enstitüsü Rektörü Prof. Dr. Agil Şirinov,  “Azerbaycan, Orta Asya ve Osmanlı-Türkiye arasında bir köprü görevi görmüştür. Orta Asya’daki sempozyuma konu olan şehirlere baktığımızda hepsi birer ilim havzası olmuştur. Orta Asya’nın İslam medeniyetinin oluşumunda çok büyük öneme sahip olduğunu söyleyebilirim. Orta Asya’da yetişen alimler sadece nakli ilimlerle yetinmemiş, hayatlarına baktığımızda hem İslami ilimlerle hem de akli ilimlerde de önde gelen alimlerdendir. Mesela Ali Kuşçu’yu buna bir örnek olarak gösterebilirim. Ali Kuşçu Orta Asyalı bir âlimdir ve daha sonra orta Asya’dan Azerbaycan’a gelmiştir. Sempozyumun Azerbaycanlı âlimlerin ve Azerbaycanlı mütefekkirlerin Türk dünyasında Türk dünyasındaki ilahiyat çalışmasında incelenmesinde onların eserlerinin ve İslam düşüncesinde katkılarının incelenmesine büyük öneme haiz olduğunu söyleyebilirim” şeklinde konuştu. Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat katılımcıları selamlayarak konuşmasına başladı. Prof. Dr. Refik Polat konuşmasında şunları söyledi “Pandemi dolayısıyla sempozyumu online yapıyoruz, inşallah bir dahaki sefere yüz yüze gerçekleştiririz. İnşallah bu salgından rabbimiz tüm dünyayı kurtarır. Sempozyumun konusu önemli Orta Asya’dan Anadolu’ya İslam ilimler şehirler, alimler ve eserler sempozyumu.  Konu enine boyuna iki gün boyunca tartışılacak. Anadolu’ya gelen ilmi birikimin Orta Asya’dan geldiğini hepimiz biliyoruz. Bizim köklerimiz her şeyimiz orada. Sempozyumda bu birlikteliklerin daha da güçleneceğini ümit ediyorum. Çok güzel, verimli, ilim ve bilgi dolu bir sempozyum geçmesini temenni ediyorum” Üç gün sürecek olan ve 200’e yakın bilim insanının katılacağı sempozyumda 32 oturum yapılacak.  
Bizi sosyal medyadan takip edin
blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
01 Şubat, 2026 13:22 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

YÜZLERCE TON ALTINI NEDEN VE NE KARŞILIĞINDA GÖNDERDİK ?

2015 yılında, dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin toplam 490 ton altın rezervinin bulunduğunu ancak bu altınların sadece 40 tonunun Türkiye’nin hazinesinde bulunduğunu, geri kalanının İngiltere Merkez Bankası’nın "Bank Of England" depolarında emanette olduğunu açıklamıştı.

Buna neden gerek duyuldu?
Bizi buna zorlayan ne idi?
Güvenlik kaygılarımız mı vardı?
Altınlarımız kendi ülkemizde güvende değil miydi?
Borca karşılık altınlarımızı ipotek olarak mı verdik?
Onca altını neden ve ne karşılığında terk etmiştik?
O dönemde kamuoyuna bunların ve benzer soruların yanıtları tam olarak açıklanmadı.

Almanya, Hollanda ve Avusturya gibi ülkeler, ikinci Dünya Savaşı sonrasındaki iki kutuplu dünyada, güvenlik kaygıları nedeniyle fiziki altın varlıklarını, ABD ve İngiltere'nin altın mahzenlerine emanet etmişlerdi.

Bugünlerde Altın, Gümüş ve Bakır üzerinden oynanan bir oyun var. İlginç gelişmelere şahit oluyoruz.
Ulaşabildiğim güncel verilere göre, dünyada en çok altına sahip ilk 10 ülke şöyle sıralanıyor;
ABD 8133 ton
Almanya 3350 ton
İtalya 2452 ton
Fransa 2437 ton
Rusya 2330 ton
Çin 2304 ton
İsviçre 1040 ton
Hindistan 880 ton
Japonya 846 ton
Türkiye 841 ton (yastık altı hariç! )

Listede 2 inci sırada görülen Almanya'nın 3350 ton altınının
1711 tonu Frankfutta, 1236 tonu ABD de, 405 tonu İngilterede
Soğuk savaş döneminde Almanların en güvendiği müttefiki ABD idi. Şimdi ilişkiler bozuldu. Almanya altınlarını geri istiyor. Fakat ABD nin altınları iade etmeye hiç niyeti yok. Almanya'da en çok konuşulan konu bu.

blank

"BERAT ALBAYRAĞIN NE YAPTIĞI İLERİDE ÇOK DAHA İYİ ANLAŞILACAK!"

Almanya gibi biz de bugün altınlarımızı geri almak için kıvranıyor olabilirdik!
Hakkını teslim etmek lazım, Berat Albayrak döneminin en stratejik hamlelerinden biri yurt dışındaki altın rezervlerini ülkeye taşımak oldu. ABD, İsviçre ve İngiltere'de tutulan yaklaşık 350 ton altın Türkiye'ye getirildi. 2018 yılının Şubat ayı sonları idi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak o dönem bunu açıklamış, "ABD, İngiltere ve İsviçredeki ki tüm altınlarımızı geri getirdik" demişti..
Tabii bu hiç kolay olmadı. O günlerde bunun ne kadar önemli bir hamle olduğu pek algılanamamıştı.
Sayın Albayrak'ın şu cümlesini çok iyi hatırlıyorum; "Berat Albayrağın ne yaptığı ileride çok daha iyi anlaşılacak" demişti.

Dünyanın sürüklendiği bu kaos ortamında; küresel güçlerin ekonomileri için acımasızca saldırganlaştığı bir dönemdeyiz. Böyle bir dönemde, Almanya'nın durumunu da gördükten sonra, bunu şimdi çok daha iyi idrak edebiliyoruz.
Teşekkürler Sayın Albayrak

Not: Rakamlar internet ortamında ulaşılabilir kaynaklardan alınmıştır.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.