Reklam
Reklam
dwwdwd
Asuman Doğan Avatarı
Asuman Doğan tarafından
01 Şubat, 2026 12:47 tarihinde yayınlandı
0

Karabük’te Sanayi Atığı Yapı Malzemesine Dönüşüyor

Karabük Üniversitesi, Kardemir Demir Çelik Fabrikasından çıkan sanayi atıklarını enerji verimliliği yüksek yapı malzemelerine dönüştürmeyi hedefleyen araştırmasıyla sürdürülebilir mimarlığa ve döngüsel ekonomiye yeni bir yön kazandırıyor.

İklim değişikliğiyle mücadele ve enerji verimliliği arayışlarının hız kazandığı günümüzde, Karabük Üniversitesinden dikkat çeken bu çalışma, sanayi atıklarının yapı sektöründe yeniden değerlendirilmesi fikrini bilimsel temelde ele alıyor.

Sanayi atığından enerji depolayan yapı malzemesi

Karabük Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Merve Tuna Kayılı danışmanlığında, Arş. Gör. Ebru Kılıç Bakırhan tarafından yürütülen proje, TÜBİTAK 1002 Hızlı Destek Programı ve bu program kapsamında yer alan 1002‑A Hızlı Destek Modülü çerçevesinde destek almaya hak kazandı. Projenin, Kardemir Demir Çelik Fabrikasının sinter tesislerinden çıkan MEROS atığının (sinter külü) yapı sektöründe yeniden kullanılmasına odaklanıyor.

Yıllık üretimi yaklaşık 50 bin ton olan bu atığın, çevreye zarar vermek yerine ısı depolama ve enerji verimliliği sağlayan bir yapı malzemesine dönüştürülmesi amaçlanıyor.

ENERJİ TASARRUFU VE İKLİM DOSTU TASARIM BİR ARADA

Yapılan ön testlerde, MEROS atığının içerdiği bileşiklerin ısı depolayıp geri salma özelliği kullanılarak yenilikçi bir malzemeye eklenmesinin mümkün olduğu tespit edildi.

Bu sayede geliştirilecek malzemenin, duvar veya cephe sistemlerine entegre edilerek iç mekân sıcaklığını dengelemesi ve pasif ısıtma-soğutma sağlaması bekleniyor.

Bu özellik, özellikle enerji tüketiminin yoğun olduğu kentlerde, binalarda enerji harcamalarını azaltarak çevre dostu bir çözüm sunacak.

“ISI DEPOLAMA ÖZELLİĞİNİ AKTİFLEŞTİREN YENİ NESİL MALZEME GELİŞTİRİYORUZ”

Çalışmaya ilişkin değerlendirmede bulunan Doç. Dr. Merve Tuna Kayılı, araştırmanın hem enerji verimliliği hem de döngüsel ekonomi açısından önemli bir örnek teşkil ettiğini belirtti:

“Yaptığımız bu çalışmada Kardemir Demir Çelik Fabrikasının yüksek miktarda çıkan MEROS atıklarını yapı malzemesi katkısı olarak kullanmayı hedefliyoruz. Bu katkı ile birlikte, iç mekânda ısı depolama ve sonrasında geri verme özelliğini aktifleştirdiğimiz bir yapı malzemesi geliştiriyoruz. Böylelikle iç mekân ısıl konforunu enerji etkin biçimde sağlamayı amaçlıyoruz.”

Tuna Kayılı, çalışmanın çevreye duyarlı üretim anlayışına da katkı sunduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Sanayi atıklarını döngüsel ekonomi kapsamında yeniden değerlendirmek, sürdürülebilir mimarlığın geleceği açısından büyük önem taşıyor. Bu çalışma hem enerji verimliliğine katkı sağlayacak hem de çevresel yükü azaltarak yeni nesil enerji etkin yapı malzemelerinin önünü açacaktır.”

DÖNGÜSEL EKONOMİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTLEŞMEYE KATKI

Karabük Üniversitesinin yürüttüğü araştırma, sanayi atıklarının yeniden kazanımı konusunda örnek bir model oluşturmayı hedefliyor.

Çalışma tamamlandığında, enerji verimliliği yüksek, çevresel etkisi azalmış ve yenilikçi yapı malzemelerinin geliştirilmesi planlanıyor.

Bu sayede hem sanayide atık yönetimine yeni bir yaklaşım kazandırılacak hem de sürdürülebilir kentleşme hedeflerine bilimsel katkı sağlanacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
w2
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
14 Mayıs, 2026 10:35 tarihinde yayınlandı
0

SODA GETİRİN HAZMEDEMEYENLER VAR !

Türkiye savunma sanayiinde son yıllarda gerçekleştirdiği yerli ve milli atılımlarla bölgesel ve küresel ölçekte gerçek bir caydırıcı güç haline geldi. Bunu tüm dünya görüyor ve kabul ediyor. Sırf muhalif olmak adına bu başarıyı görmezden gelenler var. Sosyal medyada; YILDIRIMHAN Balistik Füzesini, prototipti, maketti, motoru yoktu gibi argümanlarla küçümsediklerini görüyoruz. Bu zihniyet 3 yıl önce Tayfun füzesi için de aynı şeyleri söylüyordu. Tayfun bugün TSK envanterinde ve seri halde üretiliyor.

ROKETSAN tarafından geliştirilen Türkiye’nin en uzun menzilli balistik füzesi Tayfun 18 Ekim 2023 tarihinde Rize Artvin arasında test atışı ile kamuoyuna tanıtılmıştı. Tayfun Blok-4, başarılı test süreçlerinin ardından 2026 yılı içerisinde Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girmeye başladı. Seri üretimi devam ediyor. Yaklaşık 10 metre uzunluğunda, 7.2 ton ağırlığında ve 1500+ km menzile sahip. Hız: 5 Mach (hipersonik) ve üzeri hızlara ulaşarak mevcut hava savunma sistemleri için durdurulması çok güç bir tehdit oluşturmaktadır.
Tayfun Türkiye’nin derin darbe ve stratejik caydırıcılık kabiliyetini bölgesel sınırların ötesine taşımaktadır.

Özellikle İHA/SİHA teknolojileri, füze sistemleri ve deniz platformlarındaki gelişmeler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel kabiliyetini artırarak uluslararası alanda dikkat çeken bir askeri güç oluşturmuştur. 2026 Global Firepower raporuna göre Türkiye, dünyanın en güçlü 9. ordusu olarak konumlanmıştır. Türkiye, geliştirdiği balistik füze ve yerli mühimmat sistemleriyle (örneğin 322 balistik füze kapasitesi ile) dünyada bu alanda 7. sıraya yerleşerek kritik bir eşiği aşmıştır. Türkiye, 2024 ve 2026 verilerine göre Orta Doğu’nun en güçlü ordusuna sahip ülke olarak öne çıkmaktadır. KAAN (Milli Muharip Uçak), Bayraktar SİHA’lar, Altay tankı ve CİDA (Otonom deniz aracı) gibi projeler, TSK’nın dışa bağımlılığını azaltarak bağımsız politika izleme kabiliyetini artırmıştır. TSK, personel sayısı ve teknolojik altyapısıyla NATO içerisindeki en büyük ikinci askeri güç konumundadır. Bu gelişmeler, 1970’lerdeki ambargoların yarattığı eksikliklerin giderilmesi amacıyla başlatılan yerli üretim hamlelerinin (TUSAŞ, ASELSAN, Roketsan vb.) bir sonucu olarak, Türkiye’nin hem sahada hem de masada etkili bir aktör olmasını sağlamıştır.

Türkiye’nin bugüne kadar ürettiği en büyük, en uzun menzilli füze olma özelliği taşıyan kıtalararası hipersonik balistik füze YILDIRIMHAN, Mayıs ayının ilk haftası sergilendi. Menzil: 6.000 kilometre. Hız: Mach 9 ile Mach 25 arası (Hipersonik) Kategori: Kıtalararası Balistik Füze (ICBM)
Yıldırımhan’ın en kısa sürede envantere girmesi için gereken ne ise yapılacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Daha öncekiler gibi O’da TSK silah sistemleri arasında yerini alacaktır.

Türkiye özellikle 2026 yılı itibarıyla savaş uçakları ve diğer hava platformları için yerli ve milli uçak motorları geliştirme konusunda çok kritik aşamaları geçmiş ve üretime başlamıştır.Mayıs 2026’daki güncel gelişmelere göre durum şöyledir:GÜÇHAN Turbofan Jet Motoru: Milli Savunma Bakanlığı (MSB) AR-GE merkezi tarafından geliştirilen ve 5. nesil savaş uçağı KAAN için tasarlanan yerli jet motorudur. 42.000 lbf itki gücüne sahip bu motorun 6 adet prototip üretimi gerçekleşmiştir ve test süreçlerinin Kasım 2026’dan itibaren başlaması planlanmaktadır.TF35000 Motoru: Savunma Sanayii Başkanlığı’nın (SSB) yerli motor yol haritası kapsamında geliştirilen ve KAAN’ın ileri versiyonlarında (Blok-30) kullanılması hedeflenen yerli motordur.TF-6000: Türkiye’nin daha önce geliştirip test ettiği, daha düşük itki gücüne sahip başka bir milli turbo jet motorudur.TEI-TS1400: GÖKBEY helikopteri için geliştirilen ve ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştiren yerli turboşaft motorudur.Özetle: Türkiye, KAAN gibi projelerde başlangıçta ABD yapımı F110 motorlarını kullansa da, GÜÇHAN ve TF35000 gibi projelerle savaş uçağı motorunu tamamen yerli imkanlarla üretme aşamasına gelmiştir.

Binlerce mühendis, teknisyen, işçi geceli gündüzlü canla başla savunma sanayi için çalışıyor. Bu zorlu bir prosestir. Prototiple, maketle başlarsın. Adım adım sabırla sonuca gidersin. Negatif söylemlerle gençlerimizin motivasyonunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur. Bunu yapanlar kansızdır, vatansızdır.

Savunma sanayii siyaset üstüdür. Hiç kimsenin tekelinde değildir!

Savunma sanayii’nde alın teri döken tüm kardeşlerimi saygıyla selamlıyorum. Minnetle, şükranla hepsini ayrı ayrı alınlarından öpüyorum. Başarıları daim olsun.

İlyas Erbay