"Ülkenin Umudu Millet İttifakında" - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
01 Aralık, 2022 15:46 tarihinde yayınlandı
0
0

“Ülkenin Umudu Millet İttifakında”

CHP  İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç ve Muğla Milletvekili Burak Erbay, seçim çalışmaları  kapsamında Karabük’e geldi.  CHP Milletvekilleri, iki gün boyunca Karabük’te çeşitli ziyaretlerde ve incelemelerde bulunacaklar.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Mansur Kılınç ve Muğla Milletvekili Burak Erbay seçim çalışmaları kapsamında Karabük’e geldi. CHP Milletvekilleri ilk olarak CHP İl Başkanlığını ziyaret etti.  Burada CHP İl Başkanı Abdullah Çakır, Merkez İlçe Başkanı Mustafa Erten, Safranbolu İlçe Başkanı Bahtiyar Acar, Kadın ve Gençlik Kolları, Partililer tarafından karşılanan  İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç ve Muğla Milletvekili Burak Erbay basın toplantısı düzenlediler.

CHP İl Başkanı Abdullah çakır’ın Milletvekilleri tanıtmasıyla başlayan toplantıda ilk olarak MUğla Milletvekili Burak Erbay konuştu. Erbay konuşmasında, ülkede bugün yaşanan sıkıntıların tek sorumlusunun mevcut iktidar ve saray düzeni olduğunu belirterek,  “Ülkenin kaynaklarını kendi beşli çetelerine, yandaşlarına peşkeş çekmekle uğraştılar bunu tercih ettiler ülkenin bütün kurumlarına, cumhuriyetin bütün kazanımlarına çok zarar verdiler. buna karşı da özellikle Millet İttifakı olarak altılı masa ülkenin umudu olmuş durumda” dedi.

“KARABÜK’Ü  ÇOK SEVİYORUZ”

Karabük’ü çok sevdiklerini ifade eden Erbay; 2021 yılında da yine onlarca milletvekilimizle  ziyarete gelmiştik ben de yine burada bulunmuştum. Bu sene de 23 Milletvekili, herhalde bir hafta sonra 2 Milletvekilimiz daha gelecek.  Yani bu yıl 25 Milletvekilimiz Karabük’te ziyaretlerde bulunacak.  Bu da Genel Merkezimizin Karabük’e verdiği önemi göstermektedir. Biz bu şekilde Türkiye’yi karış karış dolaşıyoruz. Gittiğimiz İllerdeki sorunları tespit ettik,  raporlamalar yaptık bu ziyaretimizle bu kapsamda Karabük’teki sorunları tespit edip bunları raporlayarak Genel Başkanımıza ve Genel Merkezimize ileteceğiz.  Biz Cumhuriyeti, Ülkemizi, Bayrağımızı çok  seviyoruz ve bu ülkede yaşayan insanların huzurlu mutlu bir şekilde yaşaması için mücadele ediyoruz ama baktığımızda maalesef şu anda emeklilerimiz var, çalışanlarımız var orman köylülerimiz var maalesef hiç birinin mutlu olmadığını görüyoruz, emeklerinin karşılılığını alamadığını görüyoruz büyük bir mücadele ile hayatlarını sürdüren Karabük’te binlerce emekli var ama biliyoruz ki temel ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanıyorlar, çocuklarına, torunlarına harçlık vermekte bile zorlanıyorlar  ve biz bu ülkenin insanlarının bunu hak etmediğini düşünüyoruz. Bu ülkenin zenginlikleri var, bu ülkenin insanları çalışkan ama emeklerinin karşılığını alamaz durumdalar ve bunun da tek sorumlusu mevcut İktidar ve bu saray düzeni çünkü onlar bu ülkenin kaynaklarını kendi beşli çetelerine, yandaşlarına peşkeş çekmekle uğraştılar bunu tercih ettiler ülkenin bütün kurumlarına, cumhuriyetin bütün kazanımlarına çok zarar verdiler biz bunun farkındayız bizim şu anki çektiğimiz sıkıntının tek sebebi budur buna karşı da özellikle Millet İttifakı olarak altılı masa ülkenin umudu olmuş durumda bunun nasıl bir sorumluluk olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz ve bu doğrultuda Genel başkanlarımız çok sık bir araya gelerek ülkenin yarınlara gitmesiyle ilgili bu ülkenin insanlarının emeğinin karşılığını alabilmesi ve bu ülkenin insanlarının yüzünün gülmesi adına gerçekten altılı masa büyük bir umut oldu ve çalışmalarını sürdürüyor bu hafta sonu da 3 Aralık’ta Genel Başkanımız İstanbul’da çok önemli bir vizyon projesini açıklayacak bu projeler doğrultusunda da toplumumuz ben inanıyorum bu umuda sahip çıkacak ve ülkeye zarar veren, insanların emeğini çalan, gençlerin umudunu çalan bu saray düzeninin sonlanması için Millet İttifakına oy vereceğine biz inanıyoruz ve bu doğrultuda çalışmalar yapacağız ve tekrardan insanlar mutlu bir şekilde geleceğe güvenle bakarak bu ülkede yaşamaya devam edecekler bunu başaracağız bu anlamda Karabük’te çalışmalarımızı yapacağız. Emeklilerle, Sivil Toplum Örgütleriyle, orman köylüsüyle, çalışanlarla bir araya geleceğiz bu sorunları da tespit edip raporlamamızı yapacağız”  dedi.

BUGÜN TÜRKİYE’NİN GELDİĞİ NOKTA SARAYIN TÜRKİYE’Yİ ARTIK YÖNETEMEDİĞİ NOKTADIR

Bugün Türkiye’nin geldiği noktanın sarayın Türkiye’yi artık yönetemediği nokta olduğunu belirten CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç ise konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Karabük’ü dinlemeye, Karabük’ten öğrenmeye geliyoruz daha çok geleceğiz, Türkiye’yi dinliyoruz, Türkiye’nin sorunlarını yerinde, o sorunları yaşayan insanlarımızla görmeye çalışıyoruz Karabük’e özel önem vermemizin nedenlerini biliyorsunuz bu önem artarak devam edecek. CHP’nin TBMM’deki grubu 4.5 yıldır Anadolu’yu karış karış geziyor İllerde, İlçelerde, köylerde sorunları gördük, sorunları yaşayanlarla birlikte yaşamanın çabası içinde de olduk. Bugün Türkiye’nin geldiği nokta sarayın Türkiye’yi artık yönetemediği noktadır. Türkiye yönetilemiyor, Türkiye’nin geleceğinin sorumluluğu başta Cumhuriyet Halk Partisi onun lideri ve Millet İttifakının sırtında bizim de görevimiz Türkiye’nin sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak, seçimde Millet İttifakının başarılı olmasını sağlamak ve sırtımıza  alacağımız sorumlulukla Türkiye’nin bütün sorunlarını iktidara gelmeden masa başında, iktidara gelince de hızla çözebilecek bilgiye, birikime, planlamaya sahip olabilmek. onun için Karabük’ü siz biliyorsunuz, sorunlarını da siz biliyorsunuz sizden dinlemeye, sizden öğrenmeye geldik. Karabük bir köyken, bir emek kenti olmuş, bugünlerde baktığımızda hizmetin de, turizminde kısmen için yer aldığı bir emekli kenti ve bir öğrenci kenti olmuş demek ki değişimleri iktidarların, yönetenlerin önceden görebilmesi ülkeye, kente, yöreye uygun politikalar ve o ihtiyaçlara uygun da yeni çözümler üretmeleri lazım. Karabük ürettikleriyle Türkiye zenginliğine, Türkiye’nin zenginleşmesine çok büyük katkılarda bulundu halen daha o katkılar devam ediyor ama Karabük, bu üretimden ne kadar pay alıyor, Karabük’teki üretim teknolojiyle ne kadar buluşturulabiliyor, geleceğin teknolojileri Karabük’e ne kadar taşınabiliyor, dünyada hangi teknolojiler geliştirilerek artı değer arttırılarak ülkeye, bölgeye, halka, insanlara hizmet edebilir hale gelebiliyor, Karabük üretiyor ama Karabük’ün emeklisi o üretimden, zenginleşme oranından pay alabiliyor mu bunların tümünün çözülmesi lazım. Tabi ki Karabük’ün sorunları ülkenin genel sorunlarıyla birlikte çözülecek. Önümüze koyduğumuz şey şu; bizim yarattıklarımızla, ürettiklerimizle, birikimlerimizle, insan kaynaklarımızla, yer altı kaynaklarımızla bunların doğru kullanımıyla dünyada yeni bri yarışa hazırlanmamız lazım eğer bu yarışlarda geride kalırsak o sonra bize yoksulluk, sorun, yönetemezlik, yoksulluğun da devamı olan daha büyük sorunlarla karşı karşıya getiriyor. Karabük’e bugün yaşayanların babaları, dedeleri geldi, o dönem çalışanlar da var ama, Karabük’te çalıştılar şimdi Karabük’e başka ülkelerden de gelenler oluyor demek ki ilgilenmezsek, sorunları görmezsek yarın bir gün başka entegrasyon ve güvenlik sorunlarıyla da karşı karşıya kalacağız onun için de çok çalışmamız lazım, sizlerden çok öğrenmemiz lazım çözümlerle ilgili geliştirdiğimiz programları yine gelip sizinle tartışarak ve sizinle uygulamamız lazım yani sorunların sahipleriyle çözümü de sorunların sahipleriyle çalışarak uygulamamız lazım ve mutlaka başarmamız lazım, geleceğimiz için başarmamız lazım, huzurumuz için başarmamız lazım güvenimiz için başarmamız lazım, kimsenin yatağa aç girmemesi için başarmamız lazım, misafir de diyebiliriz, düzensiz göç de diyebiliriz, zorunlu içeri almada diyebiliriz bu yaşadığımız, başka kentlerde daha fazlasını yaşadığımız sorunlardan çıkardığımız derslerden en azından Karabük’ün olumsuz etkilenmemesi içinde daha çok çalışmamız lazım. çalışmaya geldik, öğrenmeye geldik ama mutlaka başaracağımıza da inanıyoruz. Bütün Karabük’e selamlarımızı iletiyoruz” (Nurettin Acar)

Bizi sosyal medyadan takip edin
Gemini Generated Image r1twbvr1twbvr1tw
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
01 Mayıs, 2026 21:00 tarihinde yayınlandı
0
0

HAK-İŞ Başkanı Arslan: “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz” dedi

HAK-İŞ Konfederasyonu 1 Mayıs Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü; Bursa ili Gökdere Meydanı’nda kutladı. 1 Mayıs temasını “Birlik, Mücadele, Dayanışma ve Savaşa Hayır” olarak belirleyen HAK-İŞ’in kutlama programına Bursa başta olmak üzere, Yalova, Bilecik, Kocaeli, Sakarya, İstanbul, Balıkesir, Düzce, Eskişehir, Kütahya, Çanakkale, Bolu, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli, Karabük illerinden katılım sağlandı.

Yaklaşık 15 bin kişinin katılım sağladığı programda vergide adalet, hayat pahalılığıyla mücadele, sendikal örgütlenmenin önündeki engellerin kaldırılması, mevsimlik-geçici ve kampanya işçilerinin sorunlarının çözümü, mutlak iş güvencesi ve adil bir emeklilik sistemi gibi birçok konu ele alındı. Ayrıca Gazze başta olmak üzere İran, Sudan ve Lübnan’da sivillerin hedef alındığı saldırılar da kınandı.

HAK-İŞ’in 1 Mayıs kutlamalarına Sudan İşçi Sendikaları Federasyonu (SWTUF) Genel Başkanı Abdülkadir Sırrulhatme de katılım sağladı. Bu çerçevede, Sudan halkının egemenlik haklarına ilişkin birlik ve dayanışma mesajları verildi.

Program, belediye işçilerinden oluşan müzik grubu olan ‘Grup Şantiye’ tarafından verilen konser ile başladı.

“Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde destekliyoruz”

Programda bir konuşma gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, HAK-İŞ’in uluslararası bir sivil toplum örgütü olduğunu belirterek, sadece Türkiye’de değil tüm dünyada haksızlığa uğrayan insanların yanında olduklarının altını çizdi.

Bu çerçevede Sudan’daki iç savaşa değinen Arslan, Hızlı Destek Kuvvetleri adlı örgütün Sudan halkına soykırım uyguladığını ve sivil halka karşı katliam gerçekleştirdiğini dile getirdi. Arslan, “Bugün yaşananlara karşı sesimizi yükseltmezsek bu hainler, bu emperyalist güçler üstümüze üstümüze geliyor. Onun için SWTUF ile beraber yaklaşık 8 yıldır darbecilere karşı mücadele ettik. SWTUF’un genel merkezinin yeniden açılması için destek olduk. Sudanlı kardeşlerimiz 15 Temmuz’dan sonra ülkemize gelip Ankara Kızılay’daki mitingimize katıldı. Abdulkadir bey de bu mitinge katılarak Türkiye’nin yanında olduğunu ifade ettiler. Bir taraftan ülkeyi emperyalistlere peşkeş çeken alçaklar varken bir tarafta bizimle beraber yürüyen Sudan halkı vardı. Onun için bu meydandan Sudan’ın mücadelesini, SWTUF mücadelesini güçlü bir şekilde desteklediğimizi ifade edelim” şeklinde konuştu.

“İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak”

Arslan, HAK-İŞ olarak Gazze ile bağlarını koparmadıklarını da söyleyerek, bu çerçevede Gazze ve Filistin için mücadeleye davam edeceklerini bildirdi. Bu kapsamda Gazze’ye yardım için yola çıkan Sumud Filosu’na selam gönderen Arslan, “Gazze’deki zulümlerin dünya tarafından yakından görülebilmesi için insani yardımların rahat gidebilmesi için yola çıkan Sumud Filosu’nda bizim de bir kardeşimiz o mücadelenin içinde yer alıyor. Fatma Zengin kardeşimize buradan bir kez daha selam gönderiyoruz. Allah onun yardımcısı olsun. Sumud bizim hayallerimizi temsil ediyor. Sumud Gazze’nin ufuklarında yeni bir güneş doğmasını temsil ediyor. Sumud ateşkesin gerçekten sağlanmasını, barışın mutlaka gelmesini, başkenti Kudüs olan bağımsız özgür bütün dünyanın tanıdığı bir Filistin Devleti kurulması için önemli bir meşale yaktı. Birinci Sumud ile Filistin’de, Gazze’de ateşkesi şeklen de olsa başardık. İkinci Sumud inşallah Gazze’nin kurtuluşunun habercisi olacak” ifadelerine yer verdi.

“Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır”

HAK-İŞ olarak 2020 yılında 1 Mayıs kutlamalarını Bursa’da gerçekleştirmek istediklerini fakat pandemi nedeniyle bunu gerçekleştiremediklerinin altını çizen Arslan, “Bursa’ya borcumuz vardı. Bu meydanları doldurup Bursa’yla kucaklaşmak, Bursa’yla beraber yola devam etmek istiyorduk. Onun için 6 yıl geç olsa da ocak ayındaki yönetim kurulumuz Bursa’da 1 Mayıs etkinliklerinin yapılmasına karar verdi. Ocak ayında, yaklaşık 5 ay önce 1 Mayıs’ı Bursa’da kutlama kararı aldık. Bazı çevreler başka şeyler arıyorlar. Aramayın boşuna. HAK-İŞ bağımsız, özgür bir kuruluştur. Hiçbir kararını hiçbir yerin etkisinde kalmadan vermektedir. Onun için Bursa’ya gelişimiz HAK-İŞ’in kararıdır. İyi ki bu kararı verdik ve iyi ki buradayız” açıklamasında bulundu.
Arslan, 1 Mayıs kutlamalarının sadece bir güne sığdırılamayacağını aktararak, HAK-İŞ olarak 1 Mayıs kutlamalarını 1 haftaya yaydıklarını ve çeşitli etkinlik ve programlara kutlamaya devam edeceklerini söyledi.

“Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır”

HAK-İŞ’in 1 Mayıs’ı ideolojik yaklaşımlara taşıyanlara karşı mücadele başlattığını söyleyen Arslan, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Türkiye’nin bütün alanları 1 Mayıs alanı. Türkiye’nin bütün meydanları Taksim Meydanı’dır. Onun için biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’nin her bölgesinde birlik, mücadele, dayanışma gününü kutlamaya devam ediyoruz. Taksim’e sıkıştırılmış copların, TOMA’ların, gazların kullanıldığı bir 1 Mayıs bizim için 1 Mayıs olamaz. Biz sorunlarımızı meydanlarda yüksek sesle konuşacağız. Taleplerimizi ifade edeceğiz. Birliğimizi güçlendireceğiz. Ama polisle, jandarmayla, güvenlik güçleriyle çatışarak ülkeyi kaosa götürme oyunlarını sizin sayenizde bozduk Allah’a şükür. Bugün Türkiye’nin pek çok meydanında birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu içerisinde 1 Mayıs etkinliklerini gerçekleştiriyoruz. Ama üzüntülerimiz var. 1977 yılında 1 Mayıs’ta Taksim’deki provokasyonlarla 37 emekçi kardeşimizin çoğu ezilerek öldü, 1977 katliamının hesabı hala sorulamadı. Komisyonlar kuruldu, araştırmalar yapıldı ama ne yazık ki 1 Mayıs 77’nin failleri bulunamadı. Buradan tekrar sesleniyoruz. Bu karanlık güçler yakalanmalı.”

“Daha güçlü bir sendika için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor”
Arslan, 1 Mayıs’taki mottolarının sorunlarını yüksek sesle ve anlaşılır bir dilde ifade etmek olduğunu kaydederek, “Buraya katılan sendikacı kardeşlerimiz mücadelesini bayraklaştırmış bugün bu meydana anlam katan değerli emekçilerimiz sorunlarımız var. Bu sorunların çözümü için taleplerimizi buradan sıralıyoruz. Sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engelin iş güvencesinin olmamasıdır. Onun için sendikal örgütlenmenin önündeki engeller kalkarken önce gerçek anlamda bir iş güvencesi istiyoruz. Bugünkü iş güvencesi bizi tatmin etmiyor. Bizim sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. 17 milyon işçinin olduğu bu ülkede 2 buçuk milyon sendikalı işçi bunu hak etmiyor. Emekçiler hak etmiyor. Daha fazlasına ihtiyacımız var. Daha güçlü bir sendika için, daha güçlü bir emek hareketi için mutlaka iş güvencesini gerçek anlamda ülkemize kazandırmamız gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bir sisteme itiraz ediyoruz”
Vergi sistemine yönelik eleştirilerde de bulunan Arslan, sistemin değişmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Vergide çok kazanandan ne yazık ki az, az kazanandan çok vergi alan bir yanlış gerçekten makul olmayan bir düzen var. Bu vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bu sistem bizim taleplerimizi karşılamıyor. Düşünebiliyor musunuz? Almanya’daki bir işçi evliyse evlilik her çocuk için vergi indirimi sağlarken bizim ülkemizde ne yazık ki bunlar olmuyor. Almanya’daki bir işçi temel tüketim malları için harcadığı kalemleri vergiden düşerken ne yazık ki bizde bunlar sağlanmıyor. Aile yükümlülüklerimiz ne yazık ki dikkate alınmıyor. Önceden sekizinci ayda, dokuzuncu ayda yüzde 20’lik dilime girerken şimdi ne yazık ki dördüncü ayda yüzde 20, yedinci ayda yüzde 27’lik dilimlere giriyoruz ve bu yüzde 40’lara kadar gidiyor. Böyle bir vergi sistemine itiraz ediyoruz. Bunun değişmesi için gerçek anlamda bir vergi sistemine Türkiye’nin acilen kavuşmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“Emeklilik sisteminin bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz”
Arslan, emeklilik sisteminde sorunlar olduğunu kaydederek, “Dünyanın hiçbir ülkesinde sistemde daha fazla kalarak daha az maaş alan başka bir emekli grubu yok. Bu bizim ülkemize has ne yazık ki. Hazine ve Maliye Bakanı’na gittik. Çalışma Bakanı’na gittik. Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na gittik. Partilerin grup başkanlarına gittik. Dedik ki ‘bu adaletsizliği görün.’ Görüyorlar ve çözmüyorlar. Bunun bir an evvel sonuçlanması için vergi sisteminin nasıl ki değişmesini istiyorsak emeklilik sisteminin de bu şekilde devam etmesine asla izin vermemeliyiz” dedi.

“Asgari ücret tespit yapısının mutlaka değişmesi gerekiyor”
Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının değişmesi gerektiğini kaydeden Arslan, hükümetle beraber işverenler ve işçilerin olduğu Asgari Ücret Tespit Komisyonu yapısının misyonunu tamamladığını belirtti. Mevcut asgari ücret tespit yapısının yanlış olduğunu daha önce de dile getirdiklerini ifade eden Arslan, “Dünyadaki örneklerden yola çıkalım. Asgari ücret tespit komisyonunu oluşturalım. Buna göre asgari ücret belirleyelim. Ne yazık ki hükümet Bakanımıza ifade etmemize rağmen hükümetimiz ne yazık ki Asgari Ücret Tespit Komisyonu konusunda adım atmadı. Ve işverenlerle hükümet asgari ücreti belirledi. Türkiye’ye bu yakışmıyor. HAK-İŞ olarak bunu kabul edemiyoruz. Bu yapının mutlaka değişmesi gerekiyor. İşverenlerin ve hükümetin belirlediği asgari ücret bizim asgari ücretimiz olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyorum; ‘Sayın Bakanımız geliniz Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nu beraber oluşturalım, yeni bir yapı kuralım. Asgari ücret gerçek asgari ücret olarak belirlensin'” çağrısında bulundu.

“125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık”
Arslan, Türkiye’deki kayıt dışı istihdam verilerine de değinerek, kayıt dışı istihdamda bulunan işçilerin sayısının fazla olduğunu ve bu durumun kayıtlı işletmelere karşı haksızlık doğurduğunu kaydetti. Kayıt dışı istihdama karşı harekete geçtiklerini ifade eden Arslan, “Bunun için HAK-İŞ olarak Türkiye’de 1 milyon 500 bin olan ev işçilerinin örgütlenmesi için yola çıktık. Aslında bunu devletimizin yapması gerekiyor. Kayıt dışıyla mücadeleyi devlet birinci görev yapmalı. Ama biz de yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’deki 1 buçuk milyon kayıt dışı çalışan ev işçilerinin kayıt altına alınması için, iş kanunu kapsamına alınmaları için onların sendikalarına üye yapıyoruz. 125 bin ev işçisini sendikalarımıza üye yaptık. Bunları devam ettireceğiz” dedi.

“12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz”
Arslan, 1980 yılındaki askeri darbe sonucu sendikaların kapatılmaya zorlandığını ve birçok kazanımın geri alındığını söyledi. Alınan haklardan birinin de kıdem tazminatının yapısı olduğunu söyleyen Arslan, “Bugün biz 12 Eylül 1980 öncesi kıdem tazminatımıza geri dönmek istiyoruz. Şu hale bakın 50 yıl geçmiş kıdem tazminatımızı 50 yıl öncesinde arıyoruz. Bu gerçekten Türkiye’ye yakışmıyor” şeklinde konuştu.

“Ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz”
Ara buluculuk sistemiyle işçilerin haklarının gasp edildiğini belirten Arslan, buna karşı olduklarını dile getirerek, “Ara buluculuk marifetiyle haklarımızın gasp edildiği bir dönem yaşıyoruz. O nedenle bugün sistemde olan ara buluculuk sisteminin külliyen kaldırılmasını istiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz” açıklamasında bulundu.
Arslan, özelleştirmelerin artmasının konuşulduğu bir dönemde sayısı 2 milyona yakın taşeron işçiye kadro verilmesinden ötürü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür etti.
Staj ve çıraklık mağdurlarının sorunlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, HAK-İŞ olarak bu konuda desteklerine devam edeceklerini kaydetti.
Arslan, Türkiye’de emek hareketinin gelişiminin durduğunu söyleyerek, “Ülkemizin geleceği için bu ülkenin kaynaklarının imkanlarının potansiyelin olduğuna inanıyoruz. Ülkemizden umudumuzu kesersek başkalarının yaşadıklarını yaşarız. Biz Türkiye’nin ekonomik gücünün Türkiye’nin imkanlarının Türkiye’nin fırsatlarının emekçilerin inançlı çalışkanlığıyla Türk milletinin bu konudaki gerçekten mücadelesiyle bu sorunları aşacağımıza inanıyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin