Türkiye’de her gün 10 kişi organ bulamadığı için hayatını kaybediyor - Karabük Haber Postası
turkiyede her gun 10 kisi organ bulamadigi icin hayatini kaybediyor wChBkZ6U
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
04 Kasım, 2025 00:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Türkiye’de her gün 10 kişi organ bulamadığı için hayatını kaybediyor

Organ ve Doku Nakli Samsun Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, Türkiye’de her gün 10 kişinin organ bulamadığı için hayatını kaybettiğini, tüm gayelerinin beyin mevti sonrası organ bağışı sayısını artırmak olduğunu söyledi.

Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nde “3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası” münasebetiyle düzenlenen panelde, organ bağışı konusunda farkındalığın artırılması hedeflendi. Panelde konuşan Organ ve Doku Nakli Samsun Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, organ bağışının değerine dikkat çekerek, “3-9 Kasım, ülkemizde her yıl Organ Bağışı Haftası olarak kutlanmaktadır. Buradaki temel hedefimiz, organ bekleyen binlerce hastamıza umut olabilmektir. Alanda tüm koordinatörler 7/24 çalışarak eğitimler, organ bağışı stantları, paneller ve sempozyumlar düzenlemektedir. Beklerken hayatını kaybeden hastalarımıza deva olabilmek için büyük bir uğraş gösteriyoruz” dedi.

“Her gün 10 kişi ölüyor”

Ülkede her yıl çok sayıda beyin mevti gerçekleştiğini belirten Dr. Kazak, “Maalesef bu beyin mevti sonrası organ bağışı oranı yüzde 25’lerde. Tüm gayemiz bu oranı artırmaktır. Bakanlığımız da bu mevzuda önemli çalışmalar yürütmektedir. Son olarak e-Devlet üzerinden organ bağışı yapılabilmesi mümkün hale gelmiştir. İnsanlarımızdan isteğimiz şu: Toprak olmasın, can olsun. Lütfen beyin mevti sonrası organlarınızı bağışlayın ve diğerlerine can olun. Türkiye’de yaklaşık 30-35 bin kişinin organ nakli bekliyor. Maalesef her gün 10 vatandaşımızı organ bulamadığımız için kaybediyoruz. Halbuki ki donanımlı hastanelerimiz, takımlarımız, ağır bakımlarımız, nakil hocalarımız, 7/24 çalışan 112’miz, UMKE’miz, TSK ve Sıhhat Bakanlığı’nın uçakları var. Her şeyimiz var, lakin kadavradan, yani beyin vefatı sonrası organ bağışını artırmamız gerekiyor. Geçen seneye nazaran bu sene önemli bir artış var. 2025 yılı içinde şu ana kadar 5 bin 500 organ nakli gerçekleştirildi. Bizim uğraşımız, bilhassa kadavradan yapılan nakil sayısını artırmak” diye konuştu.

Panelde ayrıca Gazi Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Cem Soykut ve Kamu Hastaneleri Lideri Uzm. Dr. Bekir Şahin de kelam alarak, organ bağışının farkındalığının artırılmasının değerine vurgu yaptı. Aktiflikte, iştirakçilere bilgilendirme malzemeleri dağıtıldı ve organ bağışının ehemmiyeti anlatıldı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay