Reklam
Reklam
turkiye artisin en fazla goruldugu ulkeler arasinda
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
19 Aralık, 2025 16:11 tarihinde yayınlandı
0

Türkiye artışın en fazla görüldüğü ülkeler arasında

DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından, HIV/AIDS hastalığına yönelik farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan Doç. Dr. Nevin İnce, Türkiye’nin HIV enfeksiyonunda yüzde 450 oranıyla artışın en fazla görüldüğü ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekti.

Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi tarafından, HIV/AIDS hastalığına yönelik farkındalığın artırılması amacıyla Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda eğitim programı gerçekleştirildi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nevin İnce’nin konuşmacı olarak yer aldığı eğitim kapsamında; AIDS risk faktörleri, bulaş yolları, korunma yöntemleri, erken tanının önemi ve hastalığa ilişkin doğru bilinen yanlışlar detaylı biçimde ele alındı.

HIV/AIDS hastalığının tarihi gelişimine değinerek, AIDS’in ülkemizde 1985 yılından bu yana bildirimi zorunlu hastalıklar listesinde yer aldığını belirten Nevin İnce, istatistiki veriler ışığında katılımcıları bilgilendirerek HIV’in “İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü”, AIDS’in ise bu virüsün en ileri evresinde ortaya çıkan klinik tablo olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin HIV enfeksiyonunda yüzde 450 oranıyla artışın en fazla görüldüğü ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken İnce, Sağlık Bakanlığı’nın son verilerine göre ülkemizde 57 bin 101 HIV pozitif bireyin bulunduğunu, ancak bu rakamların buzdağının yalnızca görünen yüzü olduğunu vurguladı. Toplumsal önyargı ve damgalanma nedeniyle birçok kişinin sağlık kuruluşlarına başvurmadığını belirten Doç. Dr. İnce, bu durumun erken tanıyı geciktirdiğinin altını çizdi.

Erkeklerde kadınlardan daha fazla

Vaka sayılarının özellikle 25–34 yaş grubunda yoğunlaştığını ve erkeklerde kadınlara oranla daha fazla görüldüğünü ifade eden Doç. Dr. İnce, en yaygın bulaş yolunun cinsel temas olduğunu söyledi. HIV’in el sıkışma, ortak kullanılan eşyalar, tuvalet, duş, sauna, yüzme havuzu, besinler, hava yolu, ter veya göz yaşı gibi günlük yaşamda olağan temaslarla bulaşmadığını vurgulayan Doç. Dr. İnce, erken tanı ile HIV’in tedavi edilebilir kronik bir enfeksiyon olduğunu belirtti.

Katılımcıların sorularını da yanıtlayan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nevin İnce, “HIV ile yaşayan bireyler, uygun tedaviyle uzun süre sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebilir. Tedavi alan ve viral yükü baskılanmış kişilerde cinsel yolla bulaştırıcılık ortadan kalkar. Damgalanma tanıyı geciktirir, salgını büyütür. Doğru bilgi korkuyu azaltır; farkındalık hayat kurtarır” şeklinde konuşmasını tamamladı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
prof dr gurdal yilmaz hanta virusu yeni bir salgin degil K5v6eWSQ
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 16:37 tarihinde yayınlandı
0 0

Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: “Hanta virüsü yeni bir salgın değil”

Dünyada yeniden gündeme gelen hanta virüsü vakaları endişe oluştururken, uzmanlar hastalığın yeni bir salgın olmadığını ve uzun yıllardır görüldüğünü belirtiyor.

Özellikle bir gemide ortaya çıkan toplu vakaların dikkat çekmesiyle yeniden konuşulan hanta virüsünün farklı türlerinin bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’deki vakaların gemide görülen türle aynı olmadığını vurguluyor.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr Gürdal Yılmaz, gemide görülen vakaların kısa sürede ortaya çıkması dikkat çekse de hanta virüsü dünyanın birçok bölgesinde uzun zamandır bilinen bir enfeksiyon hastalığı olduğunu hatırlattı.

Türkiye’de daha çok böbrek tutulumuyla seyreden ve böbrek yetmezliğine neden olabilen formların görüldüğünü kaydeden Yılmaz, bu türlerin tedaviye yanıt verme ihtimalinin daha yüksek olduğunu gemide görülen vakaların ise daha çok akciğerleri etkileyerek solunum sıkıntısına yol açan ve ölüm oranı daha yüksek türler olduğunu belirtti.

Hanta virüsünün de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi viral bir enfeksiyon olduğunu kaydeden Yılmaz, özellikle İskandinav ülkeleri, Almanya, Kuzey Avrupa ve Amerika’da görülen tiplerin daha fazla öne çıktığını, Türkiye’de görülen formların ise Balkanlar ve Karadeniz bölgesinde rastlanan, daha hafif seyirli tipler olduğunu ifade etti.

“Hanta virüsü salgını aslında daha önceden bu yana görülen bir salgın”

Dünyada bildirilen hanta virüsü salgınının daha önceden bu yana görülen bir salgın olduğunu belirten Yılmaz, “Yani yeni bir salgın değil. Geminin içinde olmasıyla birlikte etkilenen kişiler bir anda ortaya çıktı. Ancak hanta virüsü her yerde görülebiliyor. Bizde de eskiden beri hanta virüsü vardı ve tanı koyuyorduk. Ancak bizde görülen hanta virüsü, o gemide görülen türle aynı değil. Bizde daha çok böbrek tutulumuyla seyreden, böbrek yetmezliğine yol açabilen ancak tedavi edilme ihtimali daha yüksek olan formlar görülüyor. Oradaki vakalar ise daha çok akciğeri tutup solunum sıkıntısıyla ilerleyen ve daha öldürücü tiplerdi. O da bir virüstür. KKKA nasıl bir virüsse, hanta virüs enfeksiyonları da viral bir enfeksiyondur. Dünyayı tehdit eden noktasında, İskandinav ülkelerinde, Almanya’da, Kuzey Avrupa’da ve Amerika’da görülebilen tipleri öne çıkıyor. Bizdeki form ise Balkanlar ve Karadeniz’de görülen, daha hafif seyreden formlardır” dedi.

“Viral enfeksiyonlar her zaman birer tehdit”

Viral enfeksiyonların her zaman bir tehdit olduğunu belirten Yılmaz, ancak büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık olmadığını kaydederek, “Viral enfeksiyonlar her zaman bir tehdittir. Ancak böyle büyük bir salgına neden olabilecek bir hastalık değildir. Ebola virüsü de var. Ebola, Afrika kökenli bir hastalıktır ve daha tehlikelidir. Çünkü yakalandığında yüzde 90’lara varan ölüm oranları vardır. Özellikle oralara seyahat eden kişiler açısından önem arz eder. Dünya artık küçük, herkes her yere gidebiliyor. Oradan kişiler buraya gelebilir” diye konuştu.

Enfeksiyon hastalıklarından korunmanın yolları

Enfeksiyon hastalıkları, virüsler ve bakterilerden korunmanın yolları ile ilgili olarak ise Yılmaz “Kalabalık yerlerde maske kullanımı ve el yıkama çok önemlidir. Toplu bir yere girerken ’bana bir şey bulaşır mı’ sorusunu kendimize sormamız bile önlem almak açısından yeterlidir. Bu virüsler ülkemize her an gelebilir. Örneğin Batı Nil ensefaliti daha önce ülkemizde yoktu, sonradan görülmeye başlandı. Özellikle Batı Anadolu ve Marmara bölgelerinde görülüyor. Batı Nil ensefaliti de bir virüstür ve artık ülkemizde de görülmeye başladı” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin