Türk Şehir Kültüründe Sanat ve Estetik Konulu Konferans - Karabük Haber Postası
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
09 Mayıs, 2015 13:00 tarihinde yayınlandı
0
0

Türk Şehir Kültüründe Sanat ve Estetik Konulu Konferans

Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde Türk Ocakları Karabük Şubesi tarafından düzenlenen “Türk Şehir Kültüründe Sanat ve Estetik” konulu konferans gerçekleşti.
Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz Konferans Salonu´ndaki konferansa; Vali Orhan Alimoğlu, Garnizon Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Samit Tokmak, Karabük Belediye Başkan Vekili Fatma Danışman, Rektör Prof. Dr. Refik Polat, Vali Yardımcısı Tarkan Keskin, İl Emniyet Müdürü Dr. Serhat Tezsever, Üniversite Dekanları, Akademik, İdari Personel ve öğrenciler katıldı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programda konuşan Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Boydaş; Devlet erkânının karşısında olmak hem güç hem güçlük veriyor. Güç veriyor kendimi güvende hissediyorum, güçlük veriyor söyleyeceklerimi düşünüyorum. Bizde sohbet anlayışı vardır, nutuk batıdan gelmiştir.
Nutukta yalan ve kandırmaca vardır, sohbette yoktur. Kim sanattan söz ediyorsa şiirden söz ediyor demektir. Şiir en büyük sanattır. Notanın saza, resmin boyaya ihtiyacı varken, şiirin kendini gerçekleştirmek için hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.
Türkler şair yaradılışlıdır, sohbetlerinde kelam ve tevazu ile konuşurlar. Sanatımızın temelinde tevhit vardır. Sanat toprağa yakın olduğu zaman büyüktür. Bundandır Şair Âşık Veysel ‘Benim sadık yârim kara topraktır.’ der. Şiirde mana aramamak gerekir. Arapçada kafiye yönlendirme anlamına geliyor. Şiirde de kafiye gereklidir. Anadolu’nun romanını yazanlar türkülere baksınlar. Türküler ayrılık, ölüm ve aşkı anlatır. Aşk hayret duygusunu içerir. Sanatın paydası ayrılıktır. Sanat ölümün gülümseyen yüzü, öldükten sonra hayattır. Sanatın 4 ilkesi vardır; tekrar, ahenk, zıtlık ve birliktelik. Her şey değişim içindedir, birlik olmadan dirlik olmaz. Sanatçı sanat yaptım der ancak sanat ilkeleri kâinatın yaratılışında vardır.” diyerek örnek hikâyeler paylaştı.
Vali Orhan Alimoğlu ve Rektör Prof. Dr. Refik Polat’ın konuşmalarından dolayı Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nihat Boydaş’a teşekkür ederek hediye, Teşekkür Sertifikası takdiminde bulunmalarıyla program sona erdi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
fq23333
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
21 Nisan, 2026 15:00 tarihinde yayınlandı
0
0

ÜLKESİ LÜBNAN’DA İSRAİL KATLİAM YAPIYOR, SEFİR EFENDİNİN DERDİ TÜRKİYE’NİN YÖNETİM MODELİ !

ABD nin Türkiye büyükelçisi, dolar milyarderi, Lübnan asıllı, 79 yaşındaki Thomas J Barrack şimdi de, Türkiye’ye monarşi güzellemesi yapıyor. Daha önce de İzmir’e yaptığı bir konuşmada Osmanlı millet sistemini önermişti.
Monarşi, siyasi yetkinin kral, padişah, imparator gibi tek bir kişinin (monark) elinde bulunduğu, yönetimin genellikle soyağacı (babadan oğula/kıza) yoluyla geçtiği bir yönetim biçimidir. Bu sistemleri önermesinin ardındaki niyet bellidir. Türkiye’nin kendi kontrollerinde bir kukla devlet olmasını istiyorlar.

1 yıl kadar önce Türkiye’ye ayak bastığı anda bir konuşma yapmıştı. O konuşma iyi analiz edildiğinde, sefirin karakteri ve niyeti ile ilgili bana göre net ifadeler içeriyordu.
Kendisi ile ilgili ilk yazımı o gün yazmıştım. Daha sonraki süreçte her konuşmasını takip edip, bu hadsiz sefirle ilgili 3 yazı daha yazdım.
İlk yazımın başlığı ” Sn. Büyükelçi lütfen daha açık konuşun” idi.

O yazımı, Türkiye’ye ayak bastığında hava alanında yaptığı konuşmaya tepki olarak yazmıştım. Konuşmasının orijinali aynen şuydu;

“I come with a simple message from President Trump, which is his desire to raise the level of the alliance between Türkiye and the United States to the level that it deserves. We’ve always had a great relationship, but it should be an extraordinary relationship.”

Türkçesi;
Başkan Trump’tan basit ( net ) bir mesajla geliyorum, bu da Türkiye ve ABD arasındaki ittifak seviyesini hak ettiği seviyeye yükseltme arzusu. Her zaman harika bir ilişkimiz vardı, ama bu olağanüstü bir ilişki olmalı. – Büyükelçi Thomas J. Barrack

Kendisine hitaben,
“Her zaman harika ilişkimiz vardı!” Öyle mi? demiş ve devam etmiştim.
Mr. Barrack, ilişkilerimizin sizin açınızdan bakıldığında harika olduğuna hiç şüphe yok! Bizim açımızdan bakıldığında ise tam tersi.
Belli ki, Türkiye’yi ve Türk halkını yeteri kadar tanımıyorsunuz. Bakınız, ben anlatayım size o harika olarak tanımladığınız ilişkilerimizi;

Türk milleti sizi PKK’ya destek veren fetö terör örgütüne kucak açan Türkiye’deki darbelerde parmağı olan ülke olarak tanıyor ve güvenmiyor!
Biz, müttefik olmanın gereğini, her koşulda, büyük bedeller ödemek pahasına ( mesela Kore’de ) yerine getirirken, siz ne yaptınız? Yüzümüze güldünüz hep sırtımızdan vurdunuz.
Sizin ne kadar değerli (!) bir dost (!) olduğunuzu biz çocukluğumuzdan biliriz.. Marshall yardımı diye; gönderdiğiniz o berbat süt tozlarını unutmadık.
Silah yardımı diye kakaladığınız hurdaları da unutmadık. Onları neden gönderdiğinizi de çok iyi biliyoruz.
Tarımımızı, sanayimizi bitirmek için; Gerçek müttefikiniz olan İsrail ile oynadığınız bütün oyunların farkındayız. Bir şekilde satın aldığınız içimizdeki vatan hainleri ile işbirliği yaparak bu ülkenin hep önünü kestiniz.
Uçak üretmeye başlamıştık,
“Biz size çok daha ucuza veririz, kapatın fabrikanızı dediniz. İçimizdeki o vatan hainlerini de kullanarak kapattırdınız.
Eliniz hep eğitim sistemimizin üzerinde oldu. Köy Enstitülerini hayata geçirmiştik, onu’da kapattırdınız.
GAP da oynadığınız oyunları da biliyoruz.
Bu ülkenin düşmanlarıyla hep iş birliği içerisinde oldunuz. PKK ya PYD ye eğitimler verdiniz, binlerce tır silah gönderdiniz. Uyarılarımızı hiç bir zaman dikkate almadınız.
Fetö elebaşını ülkenizde himaye ettiniz. Defalarca istedik vermediniz.
70 yıldır Türkiye’nin önünü kesmek için uğraşıyorsunuz.
İkide bir ekonomimizi mahvetmekle, yaptırımlar uygulamakla tehdit ediyorsunuz. Müttefikliğe yakışıyor mu bu tavrınız?
Daha neler var neler, bu liste uzar gider.

Bu mudur mükemmel olan ilişkimiz.? Sayın büyükelçi, tüm bu gerçekler ortada iken İlişkilerimizi olağan üstü bir seviyeye taşımaktan ne anlamalıyız? Lütfen daha açık konuşur musunuz?

Bizim Bülent’in bir sözü var “Fevkaladenin fevkinde” kastettiğiniz böyle bir şey mi acaba? Yani ilişkilerimizi harikadan olağan üstüne taşırsak, bugüne kadar yaptıklarınızdan çok daha beterini mi göreceğiz?

“Bu saydıklarınızdan bizden önceki yönetimler sorumlu. Trump’ın Başkanlığı döneminde müttefiklik ilişkilerimizde bu tür yanlışlıklar asla olmayacak diyebiliyor musunuz? O halde, önce gerçek bir öz eleştiri yaparak, ülkeniz adına Türk halkından özür dileyin.
Sonra, çok hevesli iseniz ilişkilerimizi olağanüstü bir seviyeye taşımak için yeni bir sayfa açarsınız. Bizde 80 yılın verdiği tecrübe ile bunu ihtiyat çerçevesinde değerlendiririz.

Bu adamla ilgili 11 mayıs 2025 tarihinde yazdığım İlk yazı bu idi.
Sonrasında,
17 temmuz 2025 tarihinde “Bu Adama Dikkat” başlığı ile ikinci yazımı,

6 Kasım 2026 tarihinde “Türkiye’nin İzleyeceği Politikaya Sen Mi Karar Vereceksin” başlığı ile üçüncü yazımı

9 Aralık 2025 tarihinde “Bu Adam Çizmeyi Çok Aştı” başlığı ile dördüncü yazımı yazmıştım.

Anadolu basınının amatör bir yazarı olarak, anlı şanlı yazarlarımız dururken bu hadsiz herife her konuşmasından sonra tepki göstermek bana kalmıştı. Ben ilk günden itibaren tam 4 yazı yazdım, bu beşincisi.

Şimdi bakıyorum da bizim meşhur kalemler anca farkettiler Lüblanlı bu amcanın kim olduğunu. Nihayet tepkiler ardı ardına gelme başladı.
Günaydın beyler.
Geçte olsa uyandınız. O’da güzel.

Değerli okurlarım, sefirle ilgili ilk yazıma burada özellikle tekrar yer verdim. Konunun özünün, yani ABD nin gerçek yüzünün unutulmaması açısından önemlidir. Sefirle ilgili diğer yazılarımı merak edenler, yukarıda verdiğim başlıklarla aratarak arşivlerden ulaşabilir.

İlyas Erbay