blank
Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
08 Şubat, 2026 12:37 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 3dk
Yorum: 0

Trabzon’da kadın emeği üretime dönüşüyor: Yerel sanatlar dünyaya açılıyor

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bünyesinde faaliyet gösteren Kadın İstihdam ve Yaşam Merkezi’nde, daha önce iş piyasasında yer alamamış ancak mesleki yeterliliği yüksek kadınları istihdam ederek hem kadın emeğini destekliyor hem de kentin kültürel mirasını üretime kazandırıyor.
Merkezde bulunan 5 üretim atölyesinden birinde dokuma çalışmaları yapılıyor. Kenevir ve pamuk ipliklerinden üretilen organik kumaşlar, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımlarına dönüştürülüyor. Ayrıca desinatörlerin çizimleriyle eskiyle yeniyi buluşturan, kuşaklar arası kültürel aktarımı amaçlayan özgün tasarımlar ortaya çıkarılıyor.
Trabzon Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, amaçlarının kadınlara kalıcı istihdam alanları oluşturmak olduğunu vurgulayarak, bu sayede kadınların hem aile ekonomisine katkı sağlama hem de özgüven kazanarak toplumda daha güçlü bir yer edindiklerini belirtti. Kibar, üretilen ürünlerin Katar ve Amerika başta olmak üzere uluslararası platformlara da gönderileceğini belirtti.
Kibar, Türkiye’de ilk kez bir kadın yaşam merkezinde "istihdam merkezi" adı altında bir bölüm oluşturduklarını belirterek, "Artık burada, daha önce iş piyasasıyla buluşamamış ancak mesleki yeterliliği üst düzeyde olan kadınları Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde istihdam etmeye başladık. Merkezimizde 5 üretim atölyemiz bulunuyor. Atölyelerimizin birinde dokuma çalışmaları yapıyoruz. Kenevir ve pamuk ipliklerinden organik dokumalar üretiyoruz. Daha sonra bu sağlıklı kumaşları, kişilerin bireysel tercihlerine göre kıyafet tasarımına dönüştürüyor ya da desinatörlerimizin çizimleriyle eskiyle yeniyi birleştiren, kuşaklar arası kültürel aktarımı sağlayan tasarımlar ortaya çıkarıyoruz.Coğrafi tescilli kazaziyemiz alanında ise ilk kez kazaziyeden kadın temalı çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, yayla göçü temasıyla yapılan çalışmalar kıyafet tasarımına dönüşüyor. En büyük amacımız, Trabzon’un turistik anlamda hediyelik eşya sektörüne ürün kazandırmak ve gelecek nesillere unutulmaya yüz tutmuş sanatlar hakkında farkındalık oluşturacak, modernize edilmiş ürünler üretmek" dedi.

"Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz"
Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırladıklarını kaydeden Kibar, "Büyükşehir Belediyesi olarak kadın istihdamını yerel düzeyde desteklemek amacıyla ’Kadın Sesi’ anlamına gelen bir marka başvurusu da oluşturduk. Üretimlerimiz tamamen yerel. Vargit çiçeği, mavi yıldız çiçeği gibi serilerimiz ve yayla göçü temamız bulunuyor. Ulusal platformlarda da çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin Katar’a ve Amerika’daki bir firmaya ürünler hazırlıyoruz. Bunun yanı sıra ulusal düzeyde bizimle çalışan firmalar için de üretimlerimiz devam ediyor. Özellikle kurs kapsamında 5 atölyemizde eğitim vermiyoruz. Eğitimlerini tamamlamış, mesleki yeterliliği olan kişilerle çalışıyoruz. Dezavantajlı durumda olan birçok kadın üreticimiz var. Örneğin onkolojik tedavi gören bir üreticimiz, kendisine ’yat, dinlen’ dememize rağmen burada olmanın kendisine çok iyi geldiğini ifade ediyor. Büyükşehir Belediyesi olarak amacımız, insanlara kalıcı istihdam imkânları sunmak. Böylece bireylerin hem aile ekonomisine katkı sağlamalarını hem de özgüven kazanarak toplum içinde yer almalarını destekliyoruz" diye konuştu.

"Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık"
Dokuma üzerine üretim yapan Hava Güner keşanı bordo mavi tonlara uyarladıklarını ifade ederek, "47 yaşındayım. Tesadüfen 2017 yılında başladığım bu macera zamanla mesleğim haline dönüştü. Burada Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışıyoruz. Keşan’ımızın desenini bordo ve mavi tonlara uyarladık. Pamuktan ürettiğimiz bordo-mavi florlar dokuyoruz. Bizim gibi olanlar evde kalmasın. Burası bize psikolojik olarak da destek sağlıyor. Günlük hayattaki dertlerimizi ve sıkıntılarımızı, arkadaş ortamında dokuma yaparken unutuyoruz. Ürettikçe de mutlu oluyoruz" dedi.

"Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz"
Üreticilerden Zahide Erel, ürettikleri ürünleri satışa sunduklarını belirterek,"57 yaşındayım. Kullandığımız oyalı ipek ipliklerle Trabzon’un yaylalarında yetişen çiçekleri yapıyorum. Ürettiğimiz ürünleri satışa sunarak ekonomik anlamda katkı sağlıyoruz. Bu işin zaten ustasıyım, dolayısıyla sevdiğim işi yapıyorum. Belgemle Kadın Yaşam Merkezi’ne başvurdum, mülakata girerek burada çalışmaya başladım. Yaklaşık bir yıldır buradayım. Herhangi bir objeye bakarak iş çıkarabilirim. Annem de iğne oyası yapardı; bu uğraş anneden bize geçmiş diyebiliriz" diye konuştu.

"Kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım"
Üreticilerden Semra Beşer ise kültürel mirasa sahip çıkmaları gerektiğine dikkat çekerek, "Arkadaşımın kazaziye yaptığını görünce ’kültürel mirasımıza neden sahip çıkmayalım’ dedim. O heyecanla kendi kendime, ’ben bunu yapmalıyım, başarmalıyım’ diye düşündüm. Ertesi gün Halk Eğitim Kursu’na başvurdum. Kursumu tamamladıktan sonra 9 yıl boyunca ev eksenli kazaziye yaptım. Sertifikamı aldıktan sonra Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin Trabzon Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi için internet üzerinden açtığı ilana başvurdum ve burada çalışmaya başladım. Burada çok güzel takılar yapıyoruz. Ortam çok güzel; bir araya gelerek tasarımlar üretmenin mutluluğunu yaşıyoruz ve evimize keyifle gidiyoruz. Bu bizim kültürel mirasımız, bunu yaşatmalıyız. İnşallah kızlarıma da öğreteceğim ve bu kültürel mirası daha da güzel yerlere taşıyacağız" dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

blank
Avatarı
İlyas Erbay tarafından
08 Şubat, 2026 12:48 tarihinde yayınlandı
Okuma Süresi: 2dk
Yorum: 0

BÖYLE Mİ OLMALIYDI , BU ÜLKE BUNU HAKETMİYOR !

Dünyanın en güzel coğrafyasında, 3 tarafı denizlerle çevrili cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Bereketli ovalarımız, suyumuz, güneşimiz var. Kymetli madenlere, yetişmiş insan gücüne sahibiz.

Bu eşsiz potansiyeli ne yazık ki insanlarımızın refahı için layıkıyla değerlendiremedik.

Emeklilerimizi açlık sınırı rakamlarının yarısına düşmüş ücretlere mahkum ettik. Asgari ücretle çalışan milyonlarca insan da açlık sınırı rakamlarının altında ücret alıyor. Çalışan nüfusun neredeyse tamamı yoksulluk sınırının altında ücretlerle mutsuz.
Gelir dağılımı adaletsizliğinde dünyanın en kötü ülkeleri arasındayız.

Asgari ücret ile açlık sınırı arasındaki fark Ocak ayı sonu itibariyle 3149 liraya yükseldi. Açlık sınırı rakamının emekli aylığı ile arasındaki fark ise 11224 liraya çıktı. Bu fark istikrarlı biçimde her ay sürekli artıyor.
Dar gelirlilerin geçim koşulları giderek daha da zorlaşıyor.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu, açlık sınırının, Ocak ayında 31 bin 224 lira olarak açıkladı. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 101 bin 706 lira oldu. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 40 bin 540 lirayı aştı.
1 Ocak 2026 tarihinden geçerli olmak üzere asgari ücret 28 bin 75 lira 50 kuruş olarak açıklanmıştı. Alım gücündeki bu hızlı erime bir türlü engellenemiyor.

En zor durumda olan da emekliler. Sayıları 17 milyona dayanan bu insanlar yaşamlarının son döneminde açlığa ve yokluğa mahkum edildiler.
Enflasyon hız kesmeden devam ediyor. Temmuza kadar daha 5 ay var. Hükümetin her ay alım gücü dsha da düşen milyonlarca dar gelirliyi rahatlatacak bir planı olduğunu zannetmiyorum.

Maaşların açlık ve yoksulluk sınırı rakamının üzerine çıkarılması artık hayal.
Mevcut maaşları bile ödemekte zorlandıklarını biliyoruz. Yetkili ağızlar, bir kaç bin lira zamın bile ekonomiye ne kadar yük getirdiğinden dert yanıyor. Ücretler ikiye katlanmalı ki insanlar sefaletten kurtulsun. Mevcut durumda bu ne yazık ki mümkün değil.

Sanayi, tarım, hayvancılıkta dışa bağımlılığı düşürmeden, istihdamı artırmadan enflasyon düşmez.
Bunlara ödenen milyarlarca doların yarısı bu 3 sektörün kalkınmasına harcansa idi, çok daha farklı bir ülke olurduk.
Belirli bir kesimin ithalat üzerinden kolay para kazanma hırsının ülkeyi getirdiği durum ortada.

Gençlerimiz de mutsuz. Gelecekten umutları yok. Üniversite mezunu pırıl pırıl gençleri meslekleri ile ilgili işlerde istihdam edemiyoruz. Kasiyerlik, kuryelik, garsonluk gibi işler bulanlar kendini şanslı hissediyor.

Milletin oylar ile vekil olan bazı utanmazlar ise, milletle alay edercesine 500 bin TL ile geçinemediklerini söyleyebiliyor. Koluna taktığı milyonluk saati, bindiği lüks aracı milletin gözüne sokan görgüsüzler, emeklinin 1 aylık maaşını bir akşam yemeğine verenler…
Bindiği makam aracını, oturduğu makam odasını beğenmeyen, daha pahalısını alan, israfta sınır tanımayan belediye başkanları, bürokratlar, bakanlar bu yoksul milletin temsilcisi olamaz.

Bu millet sizi de, icraatlarınızı da haketmiyor beyler.

İlyas Erbay

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.