Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u makamında ziyaret ederek, Pompeipolis Antik Kenti’ndeki çalışmaları anlattı.
Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay ile birlikte Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’u makamında ziyaret etti. Ziyarette, Taşköprü’nün tarihi ve kültürel mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla yürütülmesi planlanan projeler hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Bu kapsamda, Pompeipolis Antik Kenti kazı çalışmalarına verilen desteğin artırılması, ilçenin simge yapılarından Derbederler Hamamı’nın restore edilerek kütüphane olarak hizmete açılması ve tarihi dokuyu koruyacak sokak sağlıklaştırma projelerinin hayata geçirilmesi talepleri, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan tarafından Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a iletildi.
Başkan Arslan, Taşköprü’nün tarihi dokusu, Pompeipolis Antik Kenti, kültürel değerler ve turizm potansiyelinin daha görünür hale gelmesi için yapılması planlanan çalışmaların altı çizerek, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteklerinin yerel projeler açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Ziyaret sonrası açıklamalarda bulunan AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay, görüşmenin oldukça verimli geçtiğini belirtti. Uluay, “TBMM’de Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’u, Taşköprü Belediye Başkanımız Hüseyin Arslan ile birlikte ziyaret ederek ilimizde yürütülen çalışmaları değerlendirdik. Sayın Bakanımıza Kastamonu’ya göstermiş olduğu ilgi ve desteklerden dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Taşköprü Belediye Başkanı Arslan, nazik kabulleri ve ilçeye gösterdiği yakın ilgi dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür etti.


Taşköprü Belediye Başkanı Arslan, Bakan Ersoy’a Pompeipolis Antik Kentini anlattı
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.

