Safranbolu, “Somut Olmayan Kültürel Miras Sempozyumu”na hazırlanıyor. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Halk Bilimi Bölümü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Özkul Çobanoğlu, Prof. Dr. Metin Özarslan ve Hicran Karataş Safranbolu Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy’u Safranbolu’da yapılması Planlanan UNESCO Başkanı ve 25 Bilim Adamının da katılacağı Sempozyum hakkında görüş alış verişinde bulunmak üzere makamında ziyaret ettiler.
Ziyarette 2015 yılı Ekim ayı içerisinde gerçekleştirilecek olan Somut Olmayan Kültürel Miras Sempozyumu ile ilgili bilgiler veren konuklar, Başkan Aksoy’dan destek almak için geldiklerini ifade ederken, Safranbolu’nun böylesi önemli bir sempozyuma ev sahipliği yapacak olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Sempozyumun Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Türk misafirperverliğine yakışır bir biçimde tamamlanacağına olan inandıklarını belirten konuklar, Safranbolu ve Safranbolu Belediyesini de bu tür büyük organizasyonlara hazır olduğunu bildiklerini ifade ettiler.
Başkan Aksoy ise Safranbolu’nun artık ulusal ve uluslar arası konferansların aranılan şehirleri haline geldiğini, bu nedenle büyük mutluluk duyduğunu söyleyerek, “Geçtiğimiz günlerde Uluslararası alanda dünya adına çok önemli bir toplantı olan İklim Değişikliği Konferansına ev sahipliği yaptık. Bunun hemen akabinde böylesi önemli bir sempozyumun yine Safranbolu’muzun ev sahipliği yapacak olması bizleri ziyadesi ile mutlu etmektedir” dedi.
Gerçekleştirilecek olan sempozyum hakkında bilgi veren Başkan Aksoy şunları söyledi;
“1959 yılından beri düzenli aralıklarla, başta avrupa ülkeleri olmak üzere, Çin, Kenya, Amerika gibi ülkelerin prestij sahibi üniversitelerinin ve devlet kurumlarının ev sahipliğinde gerçekleşen ISFNR ( İnternational Society For Folk Narrative Research / Uluslararası Halk Anlatıları Araştırmaları Sempozyumu ) na ev sahipliği yapmak üzere ülkemiz seçilmiştir. Bu kapsamda Safranbolu’muz da bu güzide sempozyuma ev sahipliği yapacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.
Hacettepe Üniversitesi, T.C Başbakanlık Atatürk Yüksek Kurumu, Safranbolu Belediyesi ve Karabük Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilecek olan sempozyumun 1. günündeki oturumlar Safranbolu’da gerçekleşecek. Yine Bu önemli sempozyum ile UNESCO listesinde bulunana ilçemizin eşsiz kültürü, doğası ve tarihi dokusu ile hem tanıtımına katkı sağlamış olacaız hem de her zaman sözünü ettiğimiz Safranbolu’muzu bir kongreler şehri haline getirme yolundaki çalışmalarımıza yine büyük bir sempozyum ile devam edeceğiz.
Kısaca, 3 gün boyunca Safranbolu’nun ev sahipliğini yapacağı Dünya Somut Olmayan Kültürel Mirasının tartışılacağı, UNESCO Başkanı Irina Bokova başta olmak üzere 25 bilim adamının da katılacağı ülkemiz ve bizim adımıza çok önemli bir sempozyuma ev sahipliği yapacağız. Geçtiğimiz günlerde Safranbolu’muzda gerçekleşen ve başarı ile noktaladığımız Safranbolu Deklarasyonu olarak adlandırılan, İklim Değişikliği Kongresinin ardından böylesi büyük bir sempozyumun da Safranbolu’da gerçekleştirilecek olması bizleri gururlandırıyor. Ben şimdiden sempozyumun hayırlara vesile olmasını diliyorum.”


Somut Olmayan Kültürel Miras Sempozyumu
BU TEZGAH CHP Yİ BİTİRİR Mİ, YOKSA BÜYÜTÜR MÜ?
CHP tarihin en büyük siyasi operasyonuyla dağılmanın eşiğine kadar geldi.
Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda; yargı müdahaleleriyle CHP’yi bölme ve ana muhalefeti zayıflatma odaklı bir siyasi operasyon yapıldığını varsayarsak, bu operasyon büyük oranda amacına ulaşmış olur.
Türkiye genelinde 81 il ve 900’den fazla ilçede örgütlenmek, binalar kiralamak, donatmak, bürokrasiyi yönetmek ve teşkilatları fonlamak çok büyük bir ekonomik kaynak ve lojistik güç gerektirir.
Muhalif seçmenin, CHP içindeki bu “çift başlılık” ve bölünme görüntüsünden dolayı sandığa küsme riskini de unutmayalım.
İmamoğlu ve Özel’in ortak hareket etmesi durumunda Türkiye genelindeki örgütlenme hızı belki katlanarak artabilir; ancak, İmamoğlu’nun CHP içinde kalmayı tercih etmesi halinde Özel’in yeni partisi dar kadrolu bir harekete dönüşme riskiyle karşı karşıya kalır. Özgür Özel her ne kadar resmi açıklamalarında ”Yeni bir parti kurma durumumuz yok, Atatürk’ün partisine sahip çıkacağız” diyerek kurultay mücadelesini işaret etse de, Kılıçdaroğlu yönetiminin disiplin ve ihraç mekanizmalarını çalıştırması durumunda, bu yeni parti ve hızlı örgütlenme senaryosu kaçınılmaz bir B planı olarak şimdilik masada duruyor.
KASIM 2026 TARİHİNDE BASKIN SEÇİM RİSKİ
Kasım 2026’da olası bir baskın seçim ihtimali de var. Siyasi Partiler Kanunu uyarınca yeni bir partinin seçime katılabilmesi için illerin en az yarısında (41 ilde) seçim gününden 6 ay önce örgütlenmesini tamamlamış ve büyük kongresini yapmış olması gerekiyor. Sıfırdan bir parti kurup bu süreyi yakalamak çok büyük bir risk. Bu nedenle, Özgür Özel cephesinin sıfırdan parti kurmak yerine, mevcut ve seçime girme yeterliliği olan bir partiyi devralma stratejisine (yedek parti formülü) daha sıcak baktığını düşünüyorum.
Özgür Özel’in yeni bir parti kurması durumunda, Türkiye genelinde örgütlenme riski, teşkilat tabanının bölünmesi nedeniyle CHP için oldukça yüksektir. Ancak, yeni kurulacak parti için, yasal süre kısıtlamaları ve sıfırdan lojistik ağ kurma zorunluluğu nedeniyle operasyonel olarak da risklidir.
CHP’de 38. Olağan Kurultay’a yönelik verilen “mutlak butlan” kararı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla fiilen geri dönmesi, parti içindeki liderlik krizini en üst noktaya taşıdı. Siyasi kulislerde Özgür Özel ve ekibinin Ağustos ayında “İstiklal Partisi” adıyla yeni bir oluşuma gidebileceği ya da seçime girme yeterliliği olan hazır bir partiyi devralabileceği senaryoları da ciddi şekilde tartışılıyor.
Böyle bir senaryoda; ortaya çıkacak Türkiye geneli örgütlenme riskleri ve dinamiklerini şöyle sıralayabiliriz;
* Özgür Özel, başta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere çok sayıda büyükşehir ve ilçe belediye başkanı ile yerel örgütün desteğine sahiptir. Yeni bir parti kurulması halinde, CHP’nin mevcut il ve ilçe örgütlerinin büyük bir kısmı istifa ederek Özel’in partisine geçme eğilimindedir. Bu durum, CHP’nin mevcut yerel ağını çökertebilir.
* TBMM Grubu içinde Özgür Özel’e sadık çok sayıda milletvekili var. Yeni partinin kurulmasıyla birlikte CHP meclis grubu bölünecek ve ana muhalefet partisi sıfatı ile meclisteki temsil gücü doğrudan zayıflayacaktır.
* Yeni Kurulacak Parti İçin, örgütlenme; baskın seçim olasılığını düşündüğümüzde zaman baskısı ile yetişmeyebilir. Finansal ve lojistik zorlukları da unutmayalım.
Özgür Özel, CHP’den tek başına ayrılıp geleneksel bir lider partisi kurarsa başarısı sınırlı kalabilir. Ancak Ekrem İmamoğlu’nun siyasi vizyonu ve Mansur Yavaş’ın desteğiyle “CHP’nin meşru/seçilmiş ilerici kanadı” olarak kitlesel bir harekete dönüşürse, mevcut CHP’yi geride bırakarak Türkiye’nin birinci veya ikinci büyük partisi olma başarısını yakalayabilir.
Özgür Özel ve arkadaşlarının işi gerçekten çok zor.
Toplumsal meşruiyete ve büyükşehir belediyelerinin desteğine sahip olsalar da, önlerindeki hukuki ve kurumsal barajları aşamazlarsa, CHP içindeki güçlerini kaybedebilirler. Başarılı olup olamayacaklarını, bu yargı kuşatmasına karşı geliştirecekleri siyasi strateji ve olası bir erken seçim sürecinde halk desteğini arkalarına alıp alamayacakları belirleyecektir.
İlyas Erbay


