Sinop’un keten kültürü, Türkiye’nin ilk keten müzesinde yaşatılıyor - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
31 Ekim, 2024 16:07 tarihinde yayınlandı
0
0

Sinop’un keten kültürü, Türkiye’nin ilk keten müzesinde yaşatılıyor

Sinop’ta nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşan keten kültürü, Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan Keten Müzesi’nde koruma altına alınarak yaşatılıyor.

Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) desteğiyle Sinop’a kazandırılan Keten Müzesi, geçmişi yüzyıllara dayanan keten kültürünü günümüze taşıyor. Yakın zamanda ziyaretçilerini ağırlamaya başlayan müzede, keten bitkisi, tohumu, ketenin ipe dönüşümü, keten dokuma tezgâhları ve keten tekstil ürünleri üretimine ilişkin ketenin geçmişten günümüze kadar uzanan hikâyesi sergileniyor. Sinop İl Özel İdaresi’nin yararlanıcısı olduğu “Sinop Keten Müzesi” projesine, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı tarafından sağlanan destekle, 19. yüzyılda inşa edilen ve yıkılmak üzere olan tarihi Kuş Üzümü Konağı restore edilerek Türkiye’nin ilk keten müzesi olarak turizme kazandırıldı. Proje sayesinde Sinop keteni, nesilden nesile aktarılan kültürel değer olarak, yeni bir turizm unsuruna dönüştürüldü.

Yerli turistlerin merakını cezbeden müzeye, yurt dışından gelen ziyaretçiler de yoğun ilgi gösteriyor. Özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi alan Sinop’ta, Keten Müzesi de ziyaretçilerin en fazla ilgi gösterdiği mekanlar arasında yer alıyor.

‘Sinop keten kültürünü tanımak için bu müzeyi ziyaret etmek gerekir’

Yaz tatillerini Sinop’ta geçiren İlgün Görgün Kaya, Keten Müzesini ziyaret ettiğinde adeta çocukluk hatıralarının tazelendiğini anlattı. Müzede ketenle ilgili süreçlerin çok güzel anlatıldığını söyleyen Kaya, “Yaz tatillerinde düzenli olarak Sinop’a geliyorum. Bu ziyaretimde, Keten Müzesi’nin açıldığını öğrenince gezmek istedim. Bu tarihi konağın her katında eski hatıraları tazelendi. Ketenin hikayesi burada çok da güzel bir şekilde sergilenmiş ve anlatılmış. Sinop’a gelen herkesin burayı gelip görmesini çok isterim. Kendi adıma gelip gördüğüm için çok mutlu oldum. Yapanların ellerine ve emeklerine sağlık diliyorum” dedi.

“Çocukluğuma gittim”

Antalya’dan Sinop’a gelen Hasibe Tutku ise müzeyi çok beğendiğini belirterek, “Keten Müzesi’ni merak ettiğim için oğlumla gezmeye geldik. Ben Antalya’lıyım, bizim yörede de kirman, çıkrık gibi şeyler kullanılıyor. İlgimi çekti, bir an çocukluğuma gittim diyebilirim. Müzeyi gezmekten dolayı çok mutlu oldum. Yapanların emeklerine sağlık” diye konuştu.

Yıkılmak üzere olan tarihi konak, müzeye dönüştürüldü

Sinop’un Tuzcular Caddesi üzerinde bulunan tarihi Kuş Üzümü Konağı’nda ziyaretçilerini ağırlayan “Sinop Keten Müzesi” Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı desteğiyle, ketenin tarihi ve bölgesel önemini yansıtacak şekilde tanzim ve tefrişatı yapılarak turizme kazandırıldı. Kentin ve bölgenin keten kültürünün sergilendiği müzede, ilerleyen dönemlerde keten ürünlerinden oluşan hediyelik eşya satış bölümü ile keten dokumasının deneyimlenebileceği deneyim atölyesi ziyaretçilerin hizmetine sunulacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin
antik kazida 1500 yillik bicak seti bulundu ymHsf3zY
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
17 Nisan, 2026 16:52 tarihinde yayınlandı
0
0

Antik kazıda 1500 yıllık bıçak seti bulundu

Karabük’ün Eskipazar ilçesinde bulunan ve “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmalarında, Geç Roma ve Erken Bizans dönemine ait olduğu değerlendirilen bıçak seti ortaya çıkarıldı.

Geç Kalkolitik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılan Hadrianopolis Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde yürütülen kazı çalışmaları sırasında “Hamamlı Yapı Kompleksi” içerisinde yer alan mutfak bölümünde bulunan bıçak setinin, farklı boyutlarda ancak benzer tiplerde olduğu belirlendi. Dört parçadan oluşan bıçak setinin yanında ayrıca bir bileme taşının da bulunduğu tespit edildi.

Karabük Üniversitesi (KBÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Çelikbaş ve ekibince yapılan incelemelerde, ilk çıkarıldığında oldukça parçalı ve düşük kondisyonda 250 parçadan oluşan bıçak seti, laboratuvar ortamında birleştirilerek özgün formlarına kavuşturuldu.

Ersin Çelikbaş, yaptığı açıklamada, bıçak setinin “Hamamlı Yapı Kompleksi” olarak adlandırılan yapının içerisindeki mutfak bölümünde ortaya çıktığını belirtti.

Bıçak setinin boyutlarının birbirinden farklı olduğunu ifade eden Çelikbaş, “Fakat tip olarak da birbirine çok yakın tiplerde olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar dört tane ortaya çıktı ve yanlarında da bir bileme da taşı da mevcuttu. Bıçaklar ilk çıktığı zaman gerçekten kondisyonları çok düşüktü, çok parçalıydı. Yaklaşık 250 civarında parçadan oluşuyordu. Bu parçaları bu süreç içerisinde laboratuvarımızda birleştirdik ve bıçakları tekrar aynı formlarına kavuşmasını sağladık. Bıçaklar neden önemli? Şöyle; bu dördünün bizden aynı yerden çıkmış olması ’Hamamlı Yapı Kompleksi’nde yaşayan insanların acaba dedik, bir hayvancılık mesleğiyle mi uğraştığını bize işaret ediyor? Çünkü Hadrianopolis de gerçekten antik dönemde özellikle Geç Roma ve Erken Bizans dönemlerinde hayvancılık faaliyetlerinin yoğun bir şekilde yapıldığını zaten arkeolojik veriler bizlere sunmuştu” dedi.

“Bu bıçakların da ortaya çıkması, yine antik dönemde Hadrianopolis bölgesinde hayvancılıkla uğraşan ailelerin de burada yaşadığını bizlere göstermiş oldu” diyen Çelikbaş, “Bıçaklar dediğim gibi tipolojik açıdan gerçekten ender rastlanan örneklere sahip. Bunların set halinde çıkması da gerçekten çok önemli. Hem meteorolojik olarak hem de buradaki sosyal hayatla ilgili önemli veriler sunması açısından önemli arkeolojik veriler olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

“Kösele taşı” bilinenden çok daha eski

Bıçakların yanında bileme taşının da ortaya çıktığını vurgulayan Çelikbaş, şunları kaydetti:

“Bileme taşı da bizim için önemli. Çünkü özellikle Türk-İslam döneminde, Osmanlı döneminde Eskipazar yöresinde ortaya çıkarılan bir taş ocağı var. Buna ’kösele taşı’ deniyor. Bu ’kösele taşı’ dediğim gibi Osmanlı döneminde özellikle bıçak ve kesici aletlerin bilenmesinde kullanılan bir taştır ve çok ünlü o dönemde. Şu anda günümüzde üreten ustalarımız yok o dönemde üreten veya da yakın zamana kadar bu işle meşgul olmuş insanları biz bölgede tanıyoruz. Bu kösele taşından yapılmış bileme taşının da bu kazı alanında ortaya çıkması, bıçaklarla birlikte ortaya çıkması kürsüde kösele taşının bilinenden çok daha eski dönemlere kadar insanlar tarafından kullanıldığını bize kanıtlamış oldu.”

Eskipazar’da hayvancılık faaliyetlerinin 1500 yıldır devam ettiğini aktaran Çelikbaş, “Bıçak setinin biz MS 5-6. yüzyıla ait olduğunu da stratigrafik açıdan tespit etmiş olduk. Dolayısıyla Hadrianopolis coğrafyasında ve günümüz Eskipazar’ında da devam eden hayvancılık faaliyetlerinin yaklaşık 1500 yıldır kesintisiz bir şekilde devam ettiğini de bizlere göstermiş oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Bizi sosyal medyadan takip edin