Reklam
Reklam
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
25 Ekim, 2024 12:30 tarihinde yayınlandı
0

Sınıf öğretmeni ’Bakkal Amca’ ismini verdiği kukla ile dersleri işliyor

Samsun’da 7 müzik aletinde usta öğreticiliği olan bir sınıf öğretmeni bazı dersleri çaldığı müzik aletleri ve ’Bakkal Amca’ ismini verdiği kukla ile işliyor. Bu şekilde dersleri sıkıcı olmaktan çıkardığı ifade eden sınıf öğretmeni ayrıca öğrencilerin ezberlemeleri gereken bilgileri şarkıyla harmanlayarak çocukların daha kolay öğrenmelerini sağlıyor.

İlkadım ilçesinde bulunan Şehit Cengiz Topel İlkokulu’nda görevli sınıf öğretmeni Mahir Çuğu, derslerinde öğrencilere unutulmaz anlar yaşatıyor. Bağlama, gitar, keman, piyano, ney ,kaval gibi birçok müzik aletini çalabilen Mahir Çuğu, derslerinde de bu yeteneğini kullanıyor. Matematik, Türkçe gibi derslerde müzik aletlerini kullanarak ders anlatan Mahir Çuğu ayrıca, Bakkal Amca isimli kukla ile anlatım yaparak öğrencilerin eğlenerek öğrenmelerini sağlıyor.

“Biraz daha işi eğlenceli hale getirmemiz gerekiyor”

Öğretmen Mahir Çuğu, “Mesleğimi severek yapıyorum. Yaptığım işi daha geliştirmek adına ve keyif almak adına yapıyorum. Bazen öğrencileri 40 dakika boyunca sınıfta sıkılırlar ya öğretmenlerde haliyle sıkılıyor. Biraz daha işi eğlenceli hale getirmemiz gerekiyor. Derslerimi çok yönlü işliyorum. Özellikle içe kapanık öğrenciler ben fazla içe kapanık kalamıyor. Sanatın değişik dallarında yıllarca eğitim aldım. 7 enstrümanda usta öğreticiliğim var. Bunlarda yıllarca eğitim aldım. Müzikte solist olarak daha önce görev aldım. Spora ve resme ilgim var. Hem güzel sanatlara hem de çocukların kendilerini geliştirecekleri alanlara dair pek çok eğitim aldım. Öncelikle bağlama, gitar, keman, piyano, ney, kaval gibi müzik aletlerini çalıyorum. Besteci yönümde var. Onu da kullanıyorum. Özellikle matematik derslerinde ritmik saymalar başta olmak üzere 4 işlemlerde her konuya bir şarkı yapıyorum. Böylelikle çocuklara keyifli ve unutamayacakları bir ders deneyimi sağlıyorum. Özellikle ezberlemeleri gereken bir takım şeyleri şarkıyla verdiğimiz zaman çocuklar şarkıyı ezberliyor. Dolayısıyla öğrenmesi gereken şeyleri öğrenmiş oluyor” dedi.

Minik öğrenciler ise derslerde çok eğlendikleri, öğretmenlerini çok sevdiklerini söylediler.

Bizi sosyal medyadan takip edin
ilyaserbayyeni
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
06 Mayıs, 2026 09:40 tarihinde yayınlandı
0

ÜLKEYİ FELAKETE SÜRÜKLEYEN BÜYÜK İHANET!

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, pazarda, dün, yaşlı bir üretici ile sohbet ettim. Davutlar yoluna cepheli 8 dönüm arazisinde; şeftali, mandalina, portakal ve limon üretiyor. Binbir zahmetle ürettiği meyveleri pazarda satarak geçimini sağlıyor.
“Yakın bir gelecekte, sebzeyi ve meyveyi para ile de alamayacağız. Bizden sonrakiler nasıl beslenecekler merak ediyorum” dedi. “Neden?” dedim. Örnekler vererek uzun uzun anlattı. Arkadaşları, komşuları; sebze ve meyve tarımı yaptıkları arazilerini villa karşılığı inşaat şirketlerine satmışlar. Aldıkları villaları satarak yada kiralayarak tarımdan kazandıklarından kat kat fazla gelir elde ediyorlarmış. Buna direnen bir kaç kişi kalmışlar. Arazisine müteahhitler 16 villa teklif etmişler. Bu yüzden çocuklarıyla arası açılmış. “Ben öleyim, bir gün beklemez satarlar bahçeleri” diyor. Arkadaşına bir kaç yıl önce, 10 dönüm arazisine karşılık 20 villa vermişler. “Zengin olunca ne oldum delisi oldu. Elindeki varlık bitmeyecek zannetti, har vurup harman savurdu. Şimdi elinde 2 villası kaldı. Yakındır onlarıda satması” dedi. Toprak geleceğimizdir, candır, hayattır hiç satılır mı? diye de ekledi.

Çok değil, 15-20 yıl önce Kuşadasından Güzelçamlı ya kadar yolun iki tarafı uçsuz bucaksız meyve ve sebze bahçeleri ile kapliydı. Şimdi gidin bakın, beton tarlaları göreceksiniz.

Davutlar ve Güzelçamlı bölgesinde, özellikle ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılması, bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Son gelişmeler, bu alanların geri dönülmez bir şekilde betonlaştığı yönündeki endişeleri haklı çıkarmaktadır.

Tarım arazilerinin inşaata açılması, sadece “yeşil alan kaybı” değil, bir ülkenin geleceğini tehdit eden çok boyutlu bir krizdir. Bu durumun yol açtığı başlıca büyük tehlikeler şunlardır:

1. Gıda Güvenliğinin Yok Olması; en temel tehlike, beslenme kaynağımızın kurumasıdır. Birinci sınıf tarım arazilerinin betonlaşması, tarımsal üretimi düşürür. Bu da gıda arzında azalmaya, dışa bağımlılığın artmasına ve mutfak enflasyonunun kontrol edilemez hale gelmesine neden olur.

2. Geri Dönüşü İmkansız Toprak Kaybı; 1 santimetre kalınlığında verimli toprağın oluşması için doğada yaklaşık 100 ila 1000 yıl gerekir. Üzerine beton dökülen toprak “ölü toprak” haline gelir. İnşaat yapıldıktan sonra o arazinin tekrar tarıma kazandırılması binlerce yıl sürer; yani bu kayıp kalıcıdır.

3. Yeraltı Su Kaynaklarının Kuruması; tarım arazileri, yağmur sularını emerek yeraltı su depolarını (akiferleri) besleyen doğal süngerlerdir. Betonlaşma bu emilimi engeller; su yer altına sızamaz, yüzey akışına geçer ve sele dönüşür. Bu da hem su kıtlığına hem de afetlere davetiye çıkarır.

4. Ekosistemin ve Biyoçeşitliliğin Bozulması; tarım alanları birçok canlı türüne ev sahipliği yapar. Betonlaşma; tozlaşmayı sağlayan arılardan faydalı mikroorganizmalara kadar tüm ekosistemi yok eder. Bu dengenin bozulması, tarımsal zararlıların artmasına ve doğal döngünün kopmasına neden olur.

5. Mikroklima Değişikliği ve Isı Adaları; beton ve asfalt ısıyı hapseder. Geniş tarım arazilerinin yerini binaların alması, o bölgenin yerel iklimini (mikroklima) değiştirerek sıcaklığı artırır. Bu durum hem enerji tüketimini artırır hem de kalan tarım alanlarındaki verimliliği düşürür.

6. Ekonomik Kırılganlık; kendi kendine yetemeyen bir ekonomi, küresel gıda fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı savunmasız kalır. Çiftçinin topraktan kopup kente göç etmesi, işsizlik ve çarpık kentleşme gibi sosyal sorunları da beraberinde getirir.Özetle: Tarım arazisine yapılan her bina, gelecek nesillerin ekmeğinden ve suyundan çalınan bir bedeldir.

Yaşam kaynaklarımızı yok ediyoruz, can damarlarımızı kesiyoruz. Dünyanın en cahil toplumlarında bile böylesi bir ihanet göremezsiniz.

İlyas Erbay