Reklam
Reklam
Karabük Postası Avatarı
Karabük Postası tarafından
19 Haziran, 2023 10:54 tarihinde yayınlandı
0

Sinema seyirci sayısı yüzde 187,9 arttı

Sinema salonu sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,3 azalarak 2 bin 366 oldu. Sinema seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 187,9 artarak 35 milyon 754 bin 644 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2022 yılı Sinema ve Gösteri Sanatları İstatistikleri’ni paylaştı. Buna göre, sinema salonu sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,3 azalarak 2 bin 366 oldu. Bu dönemde sinema salonlarındaki koltuk sayısı yüzde 0,3 azalarak 284 bin 204 oldu.

Sinema seyirci sayısı yüzde 187,9 arttı

Sinema seyirci sayısı bir önceki yıla göre yüzde 187,9 artarak 35 milyon 754 bin 644 kişi oldu. Yerli film seyirci sayısı yüzde 476,9 artarak 18 milyon 834 bin 898 kişi olurken, yabancı film seyirci sayısı yüzde 84,8 artarak 16 milyon 919 bin 746 kişi oldu.

Gösterilen yerli film sayısı yüzde 159,2 arttı

Gösterilen film sayısı bir önceki yıla göre yüzde 107,9 artarak 55 bin 56 oldu. Aynı dönemde gösterilen yerli film sayısı yüzde 159,2 artarak 25 bin 869 olurken, gösterilen yabancı film sayısı yüzde 76,9 artarak 29 bin 187 oldu.

Tiyatro salonu sayısı yüzde 104,3 arttı

Tiyatro salonu sayısı geçen sezona göre yüzde 104,3 artarken tiyatro salonu koltuk sayısı yüzde 112,9 arttı. Aynı sezonda tiyatro salonu sayısı 817 olurken tiyatro salonu koltuk sayısı 332 bin 141 oldu.

Tiyatro seyirci sayısı yüzde 662,6 arttı

Tiyatro seyirci sayısı 2021/’22 sezonunda yüzde 662,6 artarak 5 milyon 451 bin 627 oldu. Tiyatro salonlarında oynanan eser sayısı geçen sezona göre yüzde 402,6 artarak 8 bin 368 oldu. Tiyatroda telif eser seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 674,7 artarken çeviri eser seyirci sayısı yüzde 624,8 arttı.

Tiyatro salonlarında oynanan çocuk eseri gösteri sayısı yüzde 718,5 arttı

2021/’22 sezonunda tiyatro salonlarında oynanan çocuk eseri gösteri sayısı yüzde 718,5 artarken yetişkin eseri gösteri sayısı yüzde 398,7 arttı. Aynı sezonda çocuk eseri seyirci sayısı yüzde 979,7 artarken yetişkin eseri seyirci sayısı yüzde 558,3 arttı. Tiyatro salonlarında oynanan çocuk eseri sayısı yüzde 704,1 artarken oynanan yetişkin eseri sayısı yüzde 285,8 arttı.

Opera ve bale gösteri sayısı yüzde 327,9 arttı

Türkiye genelinde 2021/’22 sezonunda Opera ve Bale Genel Müdürlüğü’ne bağlı opera ve bale gösterisi 6 ilde yapıldı. Opera ve bale seyirci sayısı bir önceki sezona göre yüzde 1405,4 artarken gösteri sayısı yüzde 327,9 arttı.

Orkestra, koro ve topluluk gösteri sayısı yüzde 148,4 arttı

Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’ne bağlı 6 orkestra, 13 koro ve 6 topluluk faaliyet gösterdi. Orkestra, koro ve topluluklarda seyirci sayısı yüzde 150,3 artarak 180 bin 889 oldu. Orkestra seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 509,3 artarken koro seyirci sayısı yüzde 184,2 arttı, topluluk seyirci sayısı yüzde 11,8 azaldı. Orkestra, koro ve topluluk gösteri sayısı bir önceki sezona göre yüzde 148,4 artarak 780 oldu. (İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
ILHAN ALPBOGA 3
İlhan Alpboğa Avatarı
İlhan Alpboğa
25 Mayıs, 2026 14:14 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Gördük işittik söylüyoruz 25 mayıs 2026

Bayramlar bayram ola

 

Yarın arife Çarşamba Kurban Bayramı.

Bayramlar birlik-beraberlik ve dayanışma ruhunun sevgi ile yoğrularak vücut bulduğu özel günlerdir.

Şimdikiler de pek tat ve heyecan kalmasa bile bizim çocukluğumuzun bayramları bir başka idi.

Günler öncesinden saran alışveriş heyecanı, yastık alına konulan ayakkabı ve giyişiler, sonra kankalar ile kapı-kapı şeker ve harçlık toplama.

Nerede o bayramlar?

Nerede o bayramlarda bizleri gülümseme ile karşılayan gözler?

Nerede o bayramlardaki muhabbet, samimiyet ve gerçek yüzler?

Takvimlerde yine bayramlar var.

Bu hayat cenderesinde tatil günü.

Olsun var ya yine;

Merhum Ozan arif bayram şiirinde;

“Ya Rabbi tadına bütün milletin,
Varacağı bayramlara eriştir

Milletinin yarasını devletin,
Saracağı bayramlara eriştir

Devletin milletin verip el ele
Kimsenin kimseyi etmeden köle,
Zenginin fakirin gönül gönüle
Gireceği bayramlara eriştir.

 

Fukaranın rezil olduğu değil,
Hastanede rehin kaldığı değil,
Memurların zekat aldığı değil
Vereceği bayramlara eriştir.

 

Her mübarek bayram gelince böyle,
İşçi köylü mahzun olmasın öyle,
Cebinde harçlığı göğsünü şöyle
Gereceği bayramlara eriştir.”

Diyerek gönlündekini dile getiriyordu.

Yine kelimelerin sultanı gönül adamı, “Sarı saçları deli gönüle bağlatan”, “Lambada titreyen alevi üşüten” şair Abdurrahim Karakoç da ;

 

“Ana, bu bayram mı? . Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?

 

Hani ya o özlem, hani ya o tad?
Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?

 

Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?

 

Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağın dar yatağında
Arife gecesi yer yatağında
Üstüme serdiğim bayramlar hani?

 

Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?

 

Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, Hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?”

 

Diye yaşadığı bayramların akıbetini soruyordu.

Olsun yine bayramlar var.

Bayramlar bayram olsun.

Kutlu olsun, mübarek olsun.

 

İstenince oluyormuş demek ki

 

Yenice eski devlet hastanesi arası satışından sarfı nazar edildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı aralarında Yenice’nin de bulunduğu bazı hazine arsalarının satışına karar verdi ve satış tarihi ilan etti.

Yenice sivil toplum kuruluşları ve halkı bu karar üzerine itiraz sesler yükseltti.

Birlik içerisinde geçekleşen bu itirazlar duyuldu ve karar şimdilik geri çekildi.

Uğraş verenler sağ olsunlar.

Akıl hırsların önünde olduğu müddetçe yanlışlar düzeltilir.

İnat ve ısrar toplumla gerginlik yaratır.

Bu hadise istenirse olabiliyormuş demek ki?

8 Kasım birlikteliği geldi aklımıza nedense?

Bu ruhlar yaşamalı, yaşatılmalı.

 

 

 

Büyüklere masallar ve gerçekler

Terör örgütü ile “süreç ” tartışmaları Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim’de yaptığı açıklamada, Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nin lağvedildiğini açıklamasını önermesiyle başladı.

Daha önce 2013-2015 tarihleri arasında denenmiş, iş hendek çatışmalarına kadar gitmişti.

2013-2015 tarihleri arasındaki süreci ihanet süreci diye adlandıran MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin şimdiki iştahını anlamak mümkün değil.

Türk Milletinin evlatlarına kuşun sıktırmış, bombalarla parçalatmış, pusular ile toprağa düşürtmüş, çoluk çocuk demeden katlettirmiş ve bu suçlarının karşılığında TCK hükümlerine göre vatana ihanetten ömür boyu hapis cezasına (İdam kaldırıldığı için) çarptırılmış bir müsvedde için milliyetçi bir partinin genel başkanının yaklaşımı terörü önlemeyi istemekten öte bir şeydir.

Bahçeli koltuğunda oturduğu MHP’nin banisi Alpaslan Türkeş’in ve partinin tabanını oluşturan ülkücülerin bu cani ve örgütü hakkındaki görüşlerini bilmiyor olamaz.

Öyle ise burada başka bir şey var diye kafa patlatırken, bu vatan hainleri gibi, 15 Temmuz hainlerinin şehit ettirdiği Muhsin Başkan ve yaşadığı bir hadise geldi aklımıza.

Büyük Birlik Partisi (BBP) merhum lideri Muhsin Yazıcıoğlu‘nun kendisinden yardım isteyen bir vatandaş için Ahmet Türk‘e verdiği ayar hala hafızalardaki yerini koruyor.

İşte tüyleri diken diken eden o olay

Tunceli‘de terör örgütü PKK tarafından kaçırılan gencin babasına, “oğlunu bulursa Muhsin Başkan bulur” telkini verilir. Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi’ne gelen acılı baba Muhsin Yazıcıoğlu’na oğlunun “terör örgütü tarafından kaçırıldığını” söyleyip yardım ister. Yazıcıoğlu babaya oğlunun bulunacağına dair söz verir.

“Kameraları kapatın”

Yazıcıoğlu görüşmenin ardından Meclis’te koruma amirlerine 5 dakika kameraları kapatın talimatı verir ve o zamanki adıyla HADEP’in Meclis odasının kapısında korumalarının yanında Ahmet Türk’e elinde kaçırılan gencin ismi yazılı notu uzatır ve Türk’e, “Bir kaç saat içinde bu genç teslim edilmez ise Ahmet Bey seni alırım” ifadelerini kullanır.

Olayın üzerinden bir saat geçmeden Muhsin Yazıcıoğlu, Meclis lokantasında yemek yediği esnada Tunceli valisinden telefon gelir. Vali, “Başkan genci teslim ettiler” der.

Ona bak bir de buna.

Birisi masal diğeri gerçek.

 

 

Bilmek, yine bilmek

 

AKP Genel Sekreter Yardımcısı ve Karabük Milletvekili Cem Şahin,
“Parti içerisinde “eski” kavramının olmadığını, milletvekilinden il başkanına, ilçe başkanından belediye başkanına, mahalle başkanına kadar görev yapmış herkesin aynı davanın mensubu olduğunu, parti’nin büyük bir aile olduğunu, davada ayrılık değil birlik, kırgınlık değil, kardeşlik bulunduğunu, görevlerin değişebileceğini ama dava bilinci ve vefa duygusu değişmeyeceğini parti’de sadece bayrak yarışı olabileceğini.” Söylemiş.

İlk bakışta parti içerisine yönelik toplumcu bir mesaj.

Cem Şahin’in gönlünden belki böyle geçiyor ve böle olmasını istiyor.

Bilmemesi mümkün değil.

Bilmiyor, kendisine söylenmedi ise siyaset yapması zor.

Şahin bu sözleri söylerken salonda oturanların birçoğu “Ben varken neden o?” diyerek partilerini ve arkadaşlarını satmış adamlar.

İtiraz edebilirlerse isim-isim sayarız.

Cem Şahin genç ve gelecek vaat eden, alışılagelmiş siyasetçi profilinden uzak, dinleyen, ilgilenen bir siyasetçi.

Genel Sekreter Yardımcısı olarak bunları söylemesi normal.

Ama biliyordur mutlaka kim, kim?

Babasına yalakalık yapıp, kendi arkasından da dönme dolaba binenleri bilmemesi mümkün mü canım?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Afet deyi geçmemek lazım

 

 

Metrekareye bilmem ne kadar yağış düştü ondan oldu.

Bilmem kaç yılda bir olur.

Doğrudur.

Yağması da, yağmamasıda mesele.

Güzel güzel bulvarlarımız oldu afilli mi afilli.

Altyapı düşünüldü mü?

Bilmiyoruz.

Eskilerinden tutun yenilerine kadar çoğu yer patladı.

Demek ki sadece makyaj yetmiyormuş.

En kötü senaryoya hazırlıklı olmak gerekiyormuş.

Karayolları bulvarları, belediye kendi yollarını gözden geçirmeli alt yapı noktasında.

Allah’tan can kaybı yok.

Sadece yarım saatlik yağış.

Afet bu kırk yılda bir oluyor deyip geçmemek lazım.

Tedbir alıp takdire bırakmak gerekir.

Öyle değil mi?