Reklam
Reklam

Peri Dilbaz: Çocukları Kaybetmeden Önce Görmeliyiz

cocuklarin ofkesinin siddete donusmesi 2
Aylin Sarıoğlu Avatarı
Aylin Sarıoğlu tarafından
24 Eylül, 2026 11:12 tarihinde yayınlandı
0

Manisa’nın Turgutlu ilçesinde lise yakınında yaşanan silahlı saldırı, okul çevrelerinde güvenlik önlemlerinin yanı sıra çocuk ve ergenlerin ruhsal durumunun da daha yakından ele alınması gerektiğini gündeme getirdi.

Turgutlu’da bir lise yakınında yaşanan silahlı saldırının ardından yaralanan öğrenciler, okul çevresinde yaşanan panik ve olayla ilgili başlatılan soruşturma gündemdeki yerini korurken, uzmanlar şiddetin yalnızca güvenlik boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

pdz

Karabük’te Dilbaz Pedagoji ve Psikoloji Danışmanlık Merkezi sahibi Pedagog ve Psikolog Peri Dilbaz, olayın ardından haber sitemize yaptığı değerlendirmede, gençlerin öfke ve çatışmalarını neden daha yıkıcı biçimlerde ifade edebildiği sorusuna dikkat çekti.

Şiddetin çoğu zaman bir anda ortaya çıkan tek bir davranış olmadığını belirten Dilbaz, biriken öfke, reddedilme duygusu, akran çatışmaları, zorbalık, aile içindeki iletişim sorunları, duyguları ifade edememe ve değersizlik hissi gibi unsurların çocukların davranışları üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.

 “Şiddeti önlemek için sürece bakmak gerekiyor”

Şiddetin hiçbir koşulda mazur gösterilemeyeceği vurgulanan değerlendirmede, ancak şiddeti önleyebilmek için yalnızca olayın gerçekleştiği ana değil, öncesinde yaşanan sürece de bakılması gerektiği ifade edildi.

Çocukların öfke ve çatışmayla nasıl başa çıktığının aile ortamında öğrenilen davranışlarla da ilişkili olabileceği belirtilirken, duygu düzenlemenin doğuştan gelen bir özellik olmadığı, öğrenilen bir beceri olduğu kaydedildi.

Ergenlik dönemine dikkat çekildi

Ergenlik döneminin yalnızca “asi gençlik” olarak değerlendirilmemesi gerektiği ifade edilen açıklamada, bu dönemde gençlerin kimliklerini, sosyal çevrelerini ve toplumdaki yerlerini yeniden anlamlandırmaya çalıştıkları belirtildi. Akranlar tarafından kabul edilmenin önem kazandığı, reddedilmenin daha ağır hissedilebildiği ve dürtülerle sonuçları değerlendirme becerileri arasındaki dengenin henüz gelişmekte olduğu ifade edilerek, ergenlerin karşısında yalnızca otorite olarak değil, rehber olarak da durulması gerektiği vurgulandı.

okullarda artan siddetin cozumu guvenlik degil rehberliktir

“Okul sadece ders anlatılan yer değil”

Değerlendirmede okulların yalnızca akademik eğitim verilen kurumlar olmadığına dikkat çekildi.

Çocukların okul ortamında arkadaşlık kurmayı, sınır koymayı, farklılıklarla yaşamayı, kaybetmeyi ve çatışmaları çözmeyi de öğrendiği belirtilirken, psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yalnızca kriz yaşandığında başvurulan bir birim olmaması gerektiği ifade edildi.

Öğrencilerde görülen ani davranış değişiklikleri, sosyal çevreden uzaklaşma, sürekli çatışma, yoğun öfke, zorbalık, tehditkâr ifadeler ve yardım çağrısı niteliğindeki davranışların yetişkinler tarafından dikkatle ele alınması gerektiği kaydedildi.

Ailelere “Çocuğunuz ne yaşıyor?” çağrısı

Dilbaz, ailelerin çocuklarıyla iletişiminde yalnızca ders ve akademik başarıya odaklanmaması gerektiği de vurgulandı.

Çocukların okulda, arkadaş gruplarında veya dijital dünyada ailelerinden farklı davranışlar sergileyebileceğine dikkat çekilerek, ebeveynlerin çocuklarına onları öfkelendiren, üzen veya dışlanmış hissettiren durumları anlatabilecekleri bir iletişim ortamı oluşturmasının önemine işaret edildi.

images 70

“Davranışı anlamak, davranışı onaylamak değildir”

Şiddet olaylarının ardından toplumun bazen çocukları tamamen suçlayan, bazen de davranışın nedenlerini anlamaya çalışırken sorumluluk boyutunu gözden kaçıran iki farklı yaklaşım sergilediği belirtilen değerlendirmede, bu iki yaklaşımın birbirinden ayrılması gerektiği ifade edildi.

“Bir davranışı anlamak, onu onaylamak değildir” yaklaşımına yer verilen açıklamada, bir gencin neden şiddete yöneldiğini araştırmanın, davranışın sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı; aksine benzer olayların önlenebilmesi açısından yol gösterici olabileceği vurgulandı.

“Çocuğum ne yaptı?” kadar “Çocuğum neler yaşıyor?” da önemli

Değerlendirmede aile, okul, rehberlik servisi ve ruh sağlığı uzmanlarının gerektiğinde birlikte hareket etmesi gerektiği belirtilerek, bazı sorunların yalnızca disiplin uygulamaları veya nasihatlerle çözülemeyeceği ifade edildi.

Görüşmenin sonunda ise çocuklara yönelik yaklaşımın yalnızca davranışa odaklanmaması gerektiğine dikkat çekilerek, “Çocuğum ne yaptı?” kadar, “Çocuğum neler yaşıyor?” sorusunun da önemli olduğu vurgulandı.

Güvenli okulun yalnızca dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korunan okul olmadığı belirtilen değerlendirmede, öğrencinin öfkesini şiddete dönüşmeden ifade edebildiği, zorbalığa uğradığında yardım isteyebildiği, öğretmenin öğrencideki değişimi fark ettiği ve ailenin çocukla sağlıklı iletişim kurabildiği bir okul ortamının önemine dikkat çekildi.

Çocukların şiddete başvurmadan önce fark edilmesinin önemine işaret edilerek, toplumun yalnızca “Bunu kim yaptı?” sorusunu değil, “Bir çocuğun öfkesi şiddete dönüşmeden önce biz nerede olmalıydık?” sorusunu da sorması gerektiği ifade edildi.

 

Bizi sosyal medyadan takip edin