Sel sularıyla dolu bodrum katta ölümü göze alıp kedisini kurtaran kadın o anları İHA’ya anlattı - Karabük Haber Postası
Ihlas Haber Ajansı Avatarı
Ihlas Haber Ajansı tarafından
14 Şubat, 2024 13:57 tarihinde yayınlandı
0
0

Sel sularıyla dolu bodrum katta ölümü göze alıp kedisini kurtaran kadın o anları İHA’ya anlattı

Sel afetiyle mücadele eden turizm kenti Antalya’da, su dolu bodrum katta boğulmak üzere olan kedisini, canını hiçe sayıp suya dalarak kurtaran AFAD Gönüllüsü Gülcan Demirbilek, “Dua ede ede soğuk suya girdim ve çıktım, o an hiçbir şey düşünmedim” dedi.

İki gündür ’turuncu’ kod uyarısının verildiği Antalya’da sağanak yağış etkisini devam ettiriyor. Kentte cadde ve sokaklar sular altında kalırken, bir çok ev ve iş yerini su bastı, 1 kişi hayatını kaybetti. Sağanak yağış insanlar kadar hayvanların da yaşam alanını olumsuz etkiledi. Muratpaşa ilçesi Meydankavağı Mahallesi’nde yaşayan AFAD Gönüllüsü Gülcan Demirbilek’in iki katlı bahçeli evi de istinat duvarının yıkılmasıyla bodrum katı ve bahçesi sular altında kaldı. Evinde beslediği kedilerden ikisini sel sularıyla birlikte bulamayan Demirbilek büyük korku yaşadı. Kayıp kedisinin birini balkon altından çarşafla kurtaran Demirbilek, 1.5 yaşındaki Sarman cinsi kedisini ulaşamayınca aramalarına devam etti. ’Saruhan’ isimli kedisini su seviyesi hızla yükselen bodrum katta yüksek bir noktada gören Gülcan Demirbilek, sevinci ve korkuyu aynı anda yaşadı. Ağır zirai ilaç kokusu altında soğuk suya giren Demirbilek, hayatını kaybetme pahasına suda ilerlemeye başladı. Boğazına kadar su içinde, “Rabbim sen yardım et” diyerek kedisine ulaştı ve kucağına alıp geri döndü. O anlar bir yakınının cep telefonu kamerasına yansıdı. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler büyük takdir ve beğeni topladı.

“Su çok soğuktu”

Yaşadıklarını zaman zaman gözleri dolarak anlatan Gülcan Dermirbilek, dün gece sabaha karşı saat 04.00 sırasında aşırı sudan dolayı bahçenin istinat duvarının yakıldığını belirtti. Saniyeler içinde bahçe ve bodrum katın su altında kaldığını dile getiren Demirbilek, “Biz o an ne olduğunu anlayamadık. Kedilerimi de bulamadım, kaçmışlar. Seslenmeme rağmen gelmediler. Birini balkonun altında buldum suyun içinden çarşafla çektim. ‘Saruhan’ isimli kedimi bulamıyordum ve onun için dua ediyordum. Yağmurda çok kuvvetli olduğu için dışarı da çıkamıyorduk. Sonra bir anda sesini duydum. Suyun yükselmeye başladığı bodrumda gördüm. Ama su soğuktu ve seviyesi yükseliyordu” dedi.

“Yine girerim”

Koku ve soğuk suya rağmen bodrum katta ilerlemeye başladığını anlatan Demirbilek, “Beni o koku çok etkiledi. Dua ede ede suya girdim ve çıktım. O an hiçbir şey düşünmedim. Ben onlar için yaşıyorum. Çok mutluyum kedilerimle. Suyun içinde ilerlediğim görüntüleri izleyince çok duygulanıyorum, sosyal medyada çok iyi yorumlar yapılmış. Yine su bassa kedim mahsur kalsa yine aynı şekilde suya girerim. Başka bir yerde başka bir can olsa onu kurtarmak için yine girerim. Onları çaresiz görünce dayanamam. Kedimi bodrumda görünce çok mutlu oldum, çünkü bahçede yaşama şansı sıfırdı. 1.5 metrenin üzerinde su vardı. Sesini duymasam belki ölmüştü” ifadelerine yer verdi.(İHA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
swwsws
İlyas Erbay Avatarı
İlyas Erbay
23 Nisan, 2026 10:40 tarihinde yayınlandı
0
0

RTÜK GÖREVİNİN GEREĞİNİ YAPIYOR MU ?

Televizyon kanallarında yayınlanan bazı diziler ve gündüz kuşağı programları; çarpık ilişkiler, şiddet ve ahlaki erozyona yol açan sahnelerle toplumsal yapıyı tehdit ediyor.
Bu içeriklerin meşrulaştırılması, özellikle çocukların ve gençlerin değerlerinden kopmasına sebep oluyor.
Sanırım toplum olarak bu konuda hemfikiriz.

Bir şeyleri düzeltmek istiyorsak işe buradan başlayabiliriz. Zira TV ler ve telefonlar yoluyla ulaştığımız kontrolsüz ve denetimsiz yayınlar, toplum sağlığını ve ahlaki yapıyı ciddi şekilde tehdit ediyor.

Tehlikenin farkında olan sağduyulu vatandaşlardan RTÜK’e yoğun şikâyetler gittiğini biliyoruz. Buna rağmen bu tür yayınlar devam ediyor.

Ahlaksızlığı özendirdiği için şikayet konusu olan yayınları,
* Toplumsal değerlerin yozlaşması, iffetsizliği sıradanlaştıran ve meşrulaştıran, aile yapısını zayıflatan diziler.
* Toplumun manevi yapısını bozan, şiddet ve suç temalarını işleyen programlar.
* İnanç ve ahlak değerleri hedef alarak, İslam’ı sembolize eden kişileri “kötü karakter” olarak gösteren programlar olarak sıralayabiliriz.

Toplumda, bu tür içeriklere karşı RTÜK’ün yetersiz kaldığı, nadiren ceza uyguladığı görüşü hakim.
Şiddet sahneleri içeren dizilerin genç izleyiciler üzerindeki olumsuz etkileri tartışılmaz bir gerçek.
Bu yapımlara dair eleştiriler, öz değerlerden kopuşu ve aile yapısının dinamitlenmesini gerekçe göstermektedir. En tehlikelisi de, genç kuşakların dizi karakterlerini rol model alarak şiddete özenmesidir.

RTÜK NE İÇİN VAR?
RTÜK ÜYELERİ TV İZLEMİYOR MU?

RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından seçilen 9 üyeden oluşuyor. RTÜK Türkiye’deki radyo, televizyon ve isteğe bağlı yayın hizmetlerini (internet platformları dahil) düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulmuş, idari ve mali özerkliğe sahip tarafsız(!) bir kamu kurumudur.

Kurumun temel varlık nedenleri ve görevleri şunlardır:
Yayın Denetimi: Yayınların kanunlara ve toplumsal değerlere uygunluğunu kontrol eder.
Medya kuruluşlarının yayın yapabilmesi için gerekli olan yayın izin ve lisanslarını tahsis eder.
BURAYA DİKKAT !
Çocukların ve gençlerin gelişimini olumsuz etkileyebilecek içeriklere karşı koruyucu tedbirler (akıllı işaretler gibi) alır.
Yayın ilkelerine aykırı hareket eden kuruluşlara uyarı, para cezası veya program durdurma gibi cezalar verir.
Toplumu ve kamu düzenini koruma gerekçesiyle kritik durumlarda yayın yasağı kararları alabilir veya duyurabilir.

RTÜK’ü tek sorumlu olarak göremeyiz. Toplumda şiddetin artması, insanların birbirine olan saygısının azalması, tabiiki tek bir nedene bağlı değil. Bu, toplumsal, teknolojik ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıkan karmaşık bir durumdur.
* Teknoloji, insanları ekranlara bağlarken gerçek dünyadaki etkileşimlerini kısıtlıyor. Sosyal medyada anonim kimliklerin arkasına sığınan bireyler, daha sabırsız ve saygısız davranışlar sergileyebiliyor.
* Temel nezaket kurallarının ve görgü kurallarının zamanla unutulması, saygısız davranışların artmasına neden olabiliyor.
* Ekonomik zorluklar, bireylerin stres seviyesini artırarak birbirlerine karşı tahammülsüz ve saygısız davranmalarına yol açabiliyor.
* İnsanların birbirine güvenmemesi, iyi niyetin azalması ve empati kurma yeteneğinin zayıflaması saygıyı azaltan önemli faktörlerdendir.
* Kendine saygısı olmayan bireyler, iç dünyalarındaki huzursuzluğu ve öfkeyi çevrelerine yansıtarak başkalarına saygı duymakta zorlanabiliyor.
* Bireysel farklılıkları (inanç, düşünce, yaşam tarzı) kabul etme konusundaki eksiklikler, toplumsal huzuru bozuyor ve çatışmayı artırıyor.

Saygının yok olması, toplumda birlik ve beraberliği sağlayan manevi değerlerin kaybolmasına, nesiller arası çatışmalara ve insanların birbirini ezdikleri, huzursuz bir ortama yol açıyor.

Toplum ahlakını yeniden tesis etmek, bireysel bilinçlenmeden kurumsal yapıların iyileştirilmesine kadar uzanan çok boyutlu bir süreçtir.

Ahlakın temeli ailede atılır. Çocuklara küçük yaşta sorumluluk bilinci, haya ve adalet duygusu aşılanmalıdır.
Kitle iletişim araçlarının yozlaştırıcı etkilerine karşı farkındalık oluşturulmalı ve kamu yayıncılığında ahlaki değerler ön plana çıkarılmalıdır.

Zordur yitirileni yerine koymak.
İşimiz hiç kolay değil.

İlyas Erbay