KASTAMONU Belediyesi tarafından düzenlenen Şehr-i Ramazan etkinlikleri tüm hızıyla devam ediyor. Kuzeykent Kapalı Pazaryerinde gerçekleştirilen etkinlikler kapsamında iftar yemeğinin ardından tiyatro gösterisi sahne aldı. Elit Organizasyon aracılığıyla Kastamonu Belediyesi tarafından Şehr-i Ramazan etkinliklerinin ikincisi Kuzeykent Kapalı Pazaryerinde gerçekleşti. İftar yemeği öncesinde Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, vatandaşların sorunlarını dinledi. Şikayet ve istekleri not alan Başkan Babaş, bu istek ve şikayetleri değerlendireceğini söyledi. İftar yemeğinin ardından Tahir İlker Çocuk Tiyatrosu oyuncuları gösterilerini sergiledi. Etkinlikte yapılan ateş gösterisi çocukların olduğu kadar yetişkinlerinde büyük ilgisini çekti. Gösterilerin ardından sahneyi Kastamonu Şehri Dilara Türk Müziği Topluluğu aldı. Dinleyenlere unutulmaz bir gece yaşatan müzik topluluğu kulakların pasını sildi. Etkinlikler sırasında konuşan Belediye Başkanı Tahsin Babaş, “Belediyemiz tarafından düzenlenen şehri ramazan etkinliklerinde sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyuyorum. Bilindiği üzere manevi hazzın zirve yaptığı peygamber efendimizin, evveli rahmet ortası mağfiret, sonu da günahlardan kurtuluş olarak nitelendirdiği ramazana ulaşmış bulunuyoruz. Rabbimize sonsuz şükürler ediyor hayırlara vesile olmasını diliyorum. Mahalle muhtarlarımızın belirlediği ve Kastamonu Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden aldığımız bilgiler doğrultusunda ihtiyaç sahibi 5 bin aileye gıda yardımı dağıtıyoruz. Bundan sonrada bu etkinlikler daha da yaygınlaşacağını sizlere mücadele ediyorum. Çocuklar ve sizlerin etkinliklere yoğun bir ilgisi var bizde bu ilgiye kayıtsız kalmayıp bu işi daha da ileri götürerek önümüzde ki yıllarda sizleri eğlenmenizi sağlayacağız” dedi.


ŞEHR-İ RAMAZAN Etkinlikleri Devam Ediyor
BARÜ’de Filistin’in dünü, bugünü ve yarını anlatıldı
Bartın Üniversitesinde (BARÜ) Filistin’in geçmişten günümüze tarihi süreci anlatılırken bölgede yaşanan insanlık dramına dikkat çekildi.
Bartın Üniversitesi (BARÜ) Filistin’de yaşanan insanlık dramına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak hedefiyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu doğrultuda Kariyer Planlama Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından “Ölümcül ve Ölümsüz Kimliklerin Coğrafyası: Filistin’in Dünü, Bugünü ve Yarını” başlıklı bir program düzenlendi. Filistin meselesinin farklı boyutlarıyla ele alındığı etkinlikte konuşmacı olarak İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümünden Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş yer aldı.
Rektör Akkaya, boykota devam edilmesinin önemini vurguladı
Programın açılışında konuşan BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, “Bugün burada ölümcül ve ölümsüz kimliklerin coğrafyasını konuşacağız. Aklımıza burada şair Mehmet Akif İnan geliyor. ‘Mescid-i Aksayı gördüm düşümde. Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu.’ Bu dizelerde ifade edilen Mescid-i Aksa’da 2,5 yıldır insanlığa sığmayan bir zulüm yaşatılıyor. Bu noktada bizler ne kadar somut adım atarsak o kadar kıymetlidir. Lütfen, her daim boykota devam edelim. Çocuklar öldü, kadınlar öldü, aileler dağıldı. Yaşanan acılarını unutmayalım, boykotu uygulayalım.” ifadelerini kullandı.
Filistin meselesini toplumsal hafıza, insan onuru, hukuk ve vicdan çerçevesinde değerlendiren Prof. Dr. Hasan Hüseyin Güneş, Filistin’de bir halkın kendi vatanında nasıl görünmez kılınmaya çalışıldığını ve buna rağmen kimliğini, hafızasını ve yaşama iradesini nasıl koruduğunu anlattı.
“Filistin’de kimlik, hafıza ve insanlık mücadelesi yaşanıyor”
Konuşmasında “ölümcül kimlik” ve “ölümsüz kimlik” kavramlarını değerlendiren Prof. Dr. Güneş, “Ölümcül kimlik, bir halkı insan olarak değil; tehdit, güvenlik sorunu ya da ortadan kaldırılması gereken bir engel olarak görmeye dayanıyor. Buna karşılık ölümsüz kimlik ise yıkılan evlere rağmen saklanan anahtarlarda, boşaltılan köylere rağmen yaşatılan hatıralarda, kaybedilen çocukların isimlerinde ve bir halkın sesini dünyaya duyurma kararlılığında varlığını sürdürüyor.” dedi.
Programda Gazze’de yaşanan insani dram detaylarıyla anlatıldı. Bombardımanlar, zorunlu göç, açlık, susuzluk, yıkılan hastaneler, okullar, ibadethaneler ve evlerin yalnızca savaşın bir sonucu olarak görülemeyeceği ifade edildi. Bir okulun yıkılmasının çocukların geleceğini, bir hastanenin vurulmasının yaralıların yaşama hakkını, bir evin yok edilmesinin ise aile hafızasını ve güven duygusunu ortadan kaldırdığı da vurgulandı.
İlgiyle takip edilen program, Filistin meselesinin insanlığın adalet, hukuk ve vicdan sınavı olduğuna dikkat çekilmesi ve bu konuda farkındalığı artırmaya yönelik çalışmaların sürdürülmesi gerektiği mesajıyla sona erdi.


